Akay Cemal

Biraz da nostalji; Caymaz’la Çoşkun’un, Ciğerci ile de Köse’nin tavla maçları





Siyaset sarmalı’ndan az da olsa uzaklaşalım, cek-cak’ları kapsama alanı dışında bırakarak, biraz da nostalji yaşama ve yaşatmaya ne dersiniz? Aslında çoğu arkadaşlar, dostlar, meslektaşlar “En azından haftada bir nostalji” diyor da, başka şey demiyorlar.

Düşünüyorum da, “Tavla sesleri eskisi kadar çıkıyor mu toplumda?” diye sorasım geliyor. Belki de şartlar değiştiği, zorlaştığı için tavladaki taşların ses tonu da alçalmış olabilir. Ancak kulüpler, dernekler, Kardeş Ocağı, Emekliler Derneği gibi yerleri muaf tutmak gerek.

Geçen gün Nuray Alioğlu’nun vefatı üzerine çok değerli eşi merhum, tanınmış eğitimcilerden Niyazi Alioğlu’nu hatırladım. Dört dörtlük bir eğitimciydi. İngilizce öğretmeni olup, Eğitim Bakanlığı’nda Müfettişti. Kıbrıs Türk eğitimine uzun yıllar hizmet edenlerdendi.

Küçük süs köpeğinin ipinden tutar, 1-2 tur attırır, sonra da şimdilerde ‘Sun Rent a Car’ şirketinin yanı başındaki Çoşkun’un lastikçi dükkanında mola verirdi. Hele yazın bunaltıcı sıcaklarında Çoşkun’un dükkanın önündeki dev ekaliptüs ağacının altındaki serin havaya diyecek yoktu.

Akşam üzerleri oldu mu, millet dökülmeye başlardı. Eski TMT’cilerden Uzun Nevzat, oğlu, yine Baf köylerinden Ayyanni’den İlter Kırmızı’nın arkadaşlarından Ramadan, eski bakanlardan (Gençlik ve Spor Bakanı) Günay Caymaz, ünü Kıbrıs sınırlarını aşan Terzi Osman (Taylor Osman) oranın müdavimlerindendi.

Daha önceleri Lefkoşa’da ‘Ergün – Olgun’ diye terzi atölyesi çalıştırıyorlardı. Aslen köylüm, Serdarlılı olan Terzi Osman, sonraları tek başına dükkanı çevirmeye başlamıştı. BM Barış Gücü subaylarına takım elbise dikmekten kendine zaman ayıramaz olmuştu. İşi o kadar titizdi ki, diktiği takım elbiseler herkesin beğenisini topluyordu. Bu yüzden İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’daki gazete ve dergilere kadar ünü geçmişti.

Her neyse; tavla maçları kâh ana yol üzerindeki dükkanın önünde, kâh dükkanın içinde olurdu. Daha çok da Günay Caymaz ile Çoşkun arasında. Büyük bir zevkle izlenirdi bu ikilinin tavla oyunu.

Tavla’da Köse’de çok iddialıydı. Hala da öyle! Ancak o daha fazla İnönü Meydanı’nda, Bakkal Özer’in dükkanında ve bir dönemde Yenicami Kulübü’nde tavla oynardı. İnönü Meydanı’ndaki Özer’in dükkanını, önceleri babası fırıncı Rifat çalıştırırdı. Sonraları oğlu Özer’e devretmişti. Hepsi de yalan oldu. Şimdilerde ne fırıncı Rifat var ne de diğerleri!

Ancak oranın havası bir başkaydı. Kimler yoktu ki? Avukat Kıvanç Rıza’dan tutunuz da, eski Polis Genel Müdürleri’nden Kemal Hıfsıoğlu (Gara Kemal) ile Namık Birgen, Prof. Dr. Bekir Azgın, bankacı Rıza ve daha niceleri…

Çoğu zaman herkes oraya bir şeyler getirir ve ortaya koyardı. Ziyafetle birlikte nice konulardan söz açılır, herkes çekinmeden fikrini söylerdi. Tabii Ciğerci Ahmet ile Köse en baş müşterilerdendi. Bu muhabbet sofrasının ünü o kadar yayılmıştı ki, bir defasında Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Suat İ. Günsel’i de davet etmiştik. O da bizi kırmamış ve rahmetli Mustafa Doğrusöz ile birlikte gelmişlerdi.

İyi pazarlar.

 

Biraz da nostalji; Caymaz’la Çoşkun’un, Ciğerci ile de Köse’nin tavla maçları
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.