Akay Cemal

Ne BM ne de AB! Sonuçta Türk –  Yunan diyaloğu





Güney Kıbrıs’ta yayınlanan ‘Cyprus Mail’ gazetesi zaman zaman uzman kişilerin kaleme aldığı ilginç yazılar yayınlamakta, nice değerlendirmelere neden olmaktadır. Geçen günkü yazısı da özellikle BM’yi hedef almış ve Kıbrıs sorununda BM çerçevesinin sonuç vermeyen bir yöntem olduğunu dile getirmişti.
“BM çerçevesinden uzaklaşma zamanı geldi” başlıklı yazıda daha geniş bir çerçeveye işaret edilerek, ABD başkanı Donald Trump’un, seçilmesinden bu yana BM’nin tamamen marjinalleştiği, ABD desteğine dayandığı ifade edilen “Kurallar temelli uluslararası düzen” görüntüsünün bile ortadan kalktığı öne sürüldü.
BM’nin ilgisizliğinin bir dizi gelişmeyle de ortaya çıktığı savunulan değerlendirmede, ABD’nin Venezuela Devlet başkanı Maduro’yu yakalaması, Gazze ateş-kesi İran’ın bombalanması ve son olarak Trump’un Avrupa Birliği’nin (AB) itirazlarını dikkate almadan Grönland’da kontrol kurma çabası örnek gösterildi; Kıbrıs barış sürecine dahil edilmesi istenen AB’nin de Trump’un eylemleriyle de marjinalleştiği ileri sürüldü. Geçmişin acı gerçeklerinin de eleştirildiği söz konusu değerlendirmenin bir bölümünde şunlar vurgulandı:
Gerçeğin BM ve AB’nin, her hangi bir çerçevede uluslararası hukuk ve insan hakları ilkelerine dayalı bir çözümü garanti edemeyeceği olduğu ifade edilen değerlendirmede;  şunlar kaydedildi:
“Belki de artık BM çerçevesinden uzaklaşmak ve Kıbrıs barış çabalarını Türkiye – Yunanistan diyaloğu’nun bir parçası haline getirmek gibi yeni bir yaklaşımı ele almanın zamanı geldi. Tarafların kabul edeceğinin garantisi olmamakla beraber, gerçekten iki taraf için uzun vadeli güvenliği sağlayacak bir çözüm isteniyorsa radikal bir yeni yaklaşım gereklidir. ‘Güçlülerin’ hiçbir kurala uymadığı dönemde, güçlü komşumuzun insafında olunmasına devam edilemez.”
Öyle anlaşılıyor ki yazıyı kaleme alanlar da BM kararları ile bir yere varılamayacağını itrak etmekte, başka yöntemler arayışına girilmesi gerektiğini önermektedirler. Aynı uzmanlar AB’nin de soruna çare olamayacağını dile getirmekte, bu nedenle Kıbrıs konusunda Türk – Yunan diyaloğunu bir çıkış yolu olarak görmektedirler.
Esasında geç de olsa BM çerçevesinin sonuç vermeyen bir yöntem olduğu vurgulanırken Rum tarafının bundan ders çıkarması gerekir. Çünkü Kıbrıs sorunu ile ilgili BM kararlarını her ikide birde Türkiye’nin aleyhinde kullanmakta ve bununla baskı unsuru yaratmaya çalışmaktadırlar. Aynı şekilde Kıbrıs müzakerelerine üyesi oldukları AB’yi de ilgili taraf yapma çabasında bulunmaktadırlar. Yine bundan güdülen amaç da Türkiye üzerinde uluslararası alanda baskı yaratabilmektir. Sonuç itibariyle BM’nin olduğu kadar, AB’nin de Kıbrıs konusundaki yaklaşımlarının gerçekçi olmadığı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
***
Ağırdağ’ın tanınmış simalarından, herkes tarafından sevilen sayılan iyi insan Ramadan Piro’nun yaşamını yitirmesi bölgede derin üzüntü yarattı. Sohbetlerine doyum olmayan Ramadan Piro dün Ağırdağ’da toprağa verildi. Ailesi ve yakınları nur içinde yatmasını, mekanının cennet olmasını dilediler.
Öte yandan ülkenin öncü marketçilerinden Mehmet Kemal Şah’ın yaşadığı Kanada’da hayatını kaybettiği bildirildi. Şah’ın vefatı dolayısıyla yayınlanan başsağlığı mesajında “Kıbrısın öncü marketçilerinden, çalışkanlığı ve dürüstlüğü ile örnek olan, vizyoner ve girişimci iş insanı, arkasında bıraktığı hayatı yaşarken hepimize adil, dürüst, merhametli, vefalı ve cesur olmayı öğreten, ilkeleri, hedefleri ve hayallerinden asla taviz vermeyen değerli aile büyüğümüz Limasol’lu, Şah’ın vefatından dolayı acımız büyüktür” denildi.

Ne BM ne de AB! Sonuçta Türk –  Yunan diyaloğu
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.