8 yıl öncesine kadar antrenman amaçlı kullanılıyordu…
Dahası Türk ve Rum toplumlarını yakınlaştırma adına organize edilen eylemlere ve etkinliklere defalarca mekân oluşturmuştu…
Ve hatta dahası, içinden uluslararası otomobil rallisi geçirilerek göz göre göre mahvedilmişti…
Peki, tarihi Taksim Sahası’nı kapatma düşüncesi neden şimdi geldi aklına şu BM Barış Gücü’nün?…
Yıllar boyu o etkinlikler sürerken neredeydi sahi?..
Bu soruların birkaç gerçekçi yanıtı var… Ve hiçbiri de Kıbrıs’ta sözde barış adına bulunan BM’ye prestij, sevgi, saygı ve güven kazandırmaz…
Önemli nedenlerden biri Türkiye karşıtlığı… Bilindiği gibi o sahanın yıllar sonra Türk gençliğine yeniden kazandırılması Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkılarıyla sağlandı…
Bir diğer önemli neden, Rum rejimini Kıbrıs’ta tek siyasal otorite olarak kabul eden, Kıbrıs sorununun iki tarafı olduğunu bir türlü kabullenemeyen ve Türk tarafının esamesini okumamayı temel kurala dönüştüren BM’nin Rum kışkırtmalarının edilgen aletine dönüşmesi…
Rum Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Dimitris Dimitriu, sahanın, Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu tarafından açılmasını sorun yaparak ara bölgedeki bu alana kimsenin giremeyeceğini Rum resmi televizyonunun ekranından açıkladı… Oysa o sahaya yıllar boyu kimler girmedi, o sahada neler yapılmadı ki!…
Bu açıklamanın yankıları sürerken araçları ve malzemeleriyle sahayı basan BM Barış Gücü öncelikle Çetinkaya ve Yiğitler Burçlarından sahaya inen merdivenlere beton ve tel engeller koydu…
Hisarlar kadar tarihi niteliği olan tribünler de benzeri uygulamalardan nasibini aldı…
BM’nin bu kabul edilemez saldırgan tavrı anında sosyal medyada saldırının tanıkları tarafından görüntülü olarak yayınlandı… Ne ki, KKTC makamları duruma anında müdahale etmedi…
Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Taksim Sahası’nda yapmış olduğu tahribatı eleştiren KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bunu “asla kabul edilmeyecek faaliyet” olarak tanımlarken, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü Şefi Colin Stewart’ın adaya gelmesini beklediğini belirtti.. Ertuğruloğlu, “Taksim Sahasıyla ilgili anlaşmayı Colin Stewart ile yapmıştım, bu yüzden onun gelmesini bekliyorum” dedi…
BM’nin Türk tarafı ile yaptığı anlaşmaya sadık kalmadığı bu açıklamadan çıkan anlamdır…
Stewart kendisi adada yokken bu olup bitenlerden habersiz ve bilgisiz olamaz… “Samimiyetsizlik” gün gibi ortada…
Rum kışkırtmalarının aletine dönüşen BM, Taksim sahasını Türk gençliğinin kullanımına kapatmaya çalışırken dünya kültür mirası olan tarihi hisarlara da zarar vererek insanlık suçu işliyor…
“Skandal” nitelikli olaya ilgisiz kalmak olmaz…
Ey “Çevreciyim, Lefkoşa sevdalısıyım, kültür miraslarının savunucusuyum” diyenler… Lütfen gidin ve BM eliyle oluşturulan çirkin manzaraya hisar üstünden bir bakın…
Tarihi hisardaki geçitlere beton engel uygulaması mı olur?
Bir de sitemim olacak, lütfen kabul buyurun: Kendi içimizde bir mesele oldu mu hemen sokaklara dökülüp protestolarda bulunan o nöbetçi aktivistlerimiz hani neredeler?..
Çevrecilerimiz ve kültür mirası savunucularımız nerede?..
Spor kulüplerimiz, gençlik örgütlerimiz nerede?..
Neden bu insanlık suçuna, bu ambargocu saldırıya da baş kaldırmıyorlar, bir tepki vermiyorlar?..
Külliyeyi, ya da Ahmet Ünsal saçmalığını bahane edip gösteri üstüne gösteri, şov üstüne şov tezgâhlayanlar neden şimdi dut yutmuş bülbül görünümünde?…
Vicdan ve bilinç tedavülden mi kalktı?..
Ahmet Tolgay
Diğer Yazıları
Köşe Yazarı





Yorumlar kapalı.