Ahmet Tolgay

Acımızı anlatacak sözler henüz üretilmedi





   Acımızın derecesini anlatabilme adına sözün bittiği yerlerden birinde daha yanıp kavruluyoruz… Öyle durumlarımız olur ki, ne kadar acı çektiğimizi anlatabilecek sözün henüz üretilememiş olduğu çaresizliğiyle yüzleşiriz… Sözlüklerimizde bulamıyoruz o türlü ifadeleri…  İşte şimdi de öylesi bir çaresizliğin girdapları içindeyiz…
   Yazın daha başında ülkemizin en güzel, en doğal yörelerinin küle dönüşüp havada savrulduğuna tanıklık ediyoruz… Yerine artık hiçbir zaman konamayacak değerlerimizin alevler arasında yok olduğuna, yangınlar bölgesi insanlarının kendi yurtlarında “felaket mültecisi” durumuna düştüklerine, felaketi göğüslemekte elimizdeki ilkel araçların yetersiz kaldığına tanıklık etmek gibi bir talihsizliğin girdaplarındayız…
                           ***
   “Araç” deyince, sıçraya sıçraya yayılan büyük yangınların Yedidalga’da başladığı ilk anlardaki trajikomik durumumuza dönmek isterim… Özel helikopterli ilk operasyonumuz maalesef fiyasko vermişti o gün… Yedidalga’daki yangına o yeni getirilen yangın helikopteri anında seri şekilde müdahale edemedi… Neden mi?.. Türkiye’de servisteymiş!… Mazerete bakar mısınız lütfen!.. Servisi yapılmadan mı geldi bu mübarek helikopter arkadaş?.. Büyük felaketin başında,  daha inandırıcı bir açıklama yapılsaydı bari…
                           ***
   Maalesef kötü yönetimin tüm olumsuzluklarını her gün birçok durumda, günlük yaşamımızda affedilmez sorumsuzluklar olarak görüyoruz… Devlet yönetiminde sorumluluk yüklenmiş olan herkesin kendine artık bir çekidüzen vermesinde yarar vardır… Gidişatın hiç de iyi olmadığı aşikârdır…
                           ***
   35 yıl boyunca İngiliz Egemen Üslerinde, İngiliz Kraliyet Ordusu saflarında “itfaiye görevlisi” olarak çalışan ve 1995’teki dört gün süreli Beşparmaklar yangınının içinde de görevli olarak bulunan Pile sakini Sonbil Çelebi aradı beni… Tam anlamıyla ağlamaklı… Dedi ki;  “1995 yılındaki Girne yangınından sonra yetkililer benden öneri ve tavsiyelerimi de içeren kapsamlı bir rapor istemişlerdi… Raporu hazırlayıp verdim. Şimdi üzülerek görüyorum ki, aradan geçen koskoca 25 yılda gerekenler yapılmamış, ya da yeteri kadar yapılamamıştır. Memleketimiz ihmal ve tembellik yüzünden cayır cayır yanmaktadır. Eğer bir işe yarayacaksa, bilgi ve birikimlerimle ben yine bugün de buradayım…”
   Sayısız yangının içinde bilfiil görev yapan Sonbil Çelebi’den, 1995 yangın felaketinden sonra hazırlayıp ilgililere sunduğu o raporunun içeriği hakkında bilgi istedim… Raporunun “helikopterli müdahale” bölümlerine ilişkin aydınlatmada bulundu bana… Felaketlere müdahalede helikopterlerin son derece yararlı ve etkin araçlar olduğuna parmak basan Çelebi, KKTC’de var olan olanaklarımızı kullanamadığımızın altını da çizdi. Bu konuda bakınız neler dedi: “Türk Barış Kuvvetleri’nin elindeki helikopterlerin alt kısmına ‘RAINER’ veya ‘RAIN BUCKS’ denilen 1 ton kapasiteli kovalar alınıp monte edilebilir. Yangınlar sırasında dört bir tarafı deniz olan ülkemizde su tedariki ekstra bir sorun değildir… Her bir helikopter iki pilot ister. Biri helikopteri kullanır, diğeri kovayı idare eder… Bunlara ek olarak bir de yer pilotuna ihtiyaç var… Koordinatları uçan pilotlara verebilmek için… Tüm bu saydığım personel Barış Kuvvetlerimizin elinde var. İngiliz üslerindeki uygulama da anlattığım gibidir… Yalnızca yangın için özel helikopter bulundurmak çok yüksek maliyetlidir… Helikopterler çok amaca hizmet verebilecek araçlardır. Dolayısı ile bu açıkladığım yöntemle, maliyet ultra rakamlara ulaşmaz… Basit ve etkili şekilde ülke ekonomisinin kaldırabileceği limitlerde kalır…”
                                     ***
   Yangınla mücadele için donatılacak helikopterlerin en etkin şekilde nasıl yönetilebileceğini sordum Sonbil Çelebi’ye… Söz konusu raporunda da yer alan tavsiyelerini  şu şekilde özetledi:
   “Adanın kritik ve uç noktalarındaki yangınlarda zamandan kazanmak için yakın ve uygun futbol sahalarına göreve her zaman hazır eğitimli personel ile birlikte yakıt tankerleri konuşlandırılır… Helikopterlerin yakıt ihtiyacını karşılayabilmek için… Bu hazırlıklar tabii ki eğitimleri ile beraber önceden yapılır. Düşünün,  ta Karpaz’ın ucundaki yangın için havalanan helikopteri yakıt ikmali için Ercan’a yollarsanız o helikopterin havada kalma süresi ve verimliliği çok azalır. Yeter artık… Yetkililer şimdiden bu yaşamsal operasyonların altyapısı için kolları sıvamalı. Karpaz ve Lefke’de, hatta Kormacit bölgesinde uygun futbol sahalarını belirleyip  ilgili birimlerle koordineli sürekli eğitim yapılmalı…”
   Çok önemli bir diğer konunun da seri ve süratli kararlar verebilecek bir kriz merkezi oluşturmak olduğunu belirten Çelebi, “Bu işlerde çok başlılık kaos yaratır… Helikopter yönetimi dahil her türlü ihtiyacı anında karşılayabilecek olan bilgili ve eğitimli elemanlardan oluşan bu kriz merkezidir” dedi.
                              ***
   Sonbil Çelebi vurucu bir kıssa sundu bize… Ülkemizin doğal güzelliklerinin, ciğerlerimizin ve yüreklerimizin bir kez daha cayır cayır yanmasının sorumlularını mı arıyoruz?.. İşte 1995 büyük Beşparmak yangınından bu yana alınması mümkün olan önlemlere ısrarlı bir duyarsızlıkla sırt çeviren tüm devlet yetkililerimiz… Kıssadan çıkarılacak hisse aynen budur… Uzun söze gerek yok…
   

Acımızı anlatacak sözler henüz üretilmedi
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.