Yaşam dengemiz



featured


Psk. Ayla KAHRAMAN

Düşünce, duygu ve davranışlarımıza yön veren yaşam dengemiz, kendimizi ve dünyamızı nasıl algıladığımızla yakından ilgilidir. Yaşam dengemiz; kendimizi algılama tarzımızı ve dünya sahnesindeki ait olduğumuz yeri gösterdiği gibi, dışımızdakilerle kurduğumuz ilişkiye de anlam ve biçim verir.

Yaşam döngüsü, insandan bağımsız çalışan bir tekerlek gibidir. Kendimizle ve dünyamızla kurduğumuz denge, var oluşumuzun zaferi bile olsa; tekerleğin üzerimizden geçme olasılığı her zaman vardır. O hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ederken, bize parçaları toplayıp, dengeyi bir daha kurmak düşer.

Yaşamın bize sunduğu acı tatlar; bazen sadece var olmanın ve dünyaya kendi izimizi bırakabilmenin gerektirdiği yokuşlardır. Başımız dönse de tıkansak, yorulsak da devam ederiz. Değil mi ki, ödül büyüktür. Büyümek, tamamlanmak, çoğalmak, olgunlaşmak ve yaşama sarılmayı istekli kılan her şey. Biraz depresyon, biraz anksiyete; tuz biber misali, gelir ve gider.

Acı tatların bazıları ise, tarihimizin, yaşadığımız dünyanın ve toplumun bize sunduklarının bedelidir. Kimi gelenek kisvesine bürünür. Kimi arkasına çoğunluğu, önüne önyargıyı alarak gelir. Sınırları kahramanca zorlamak ve yalnızlığın karanlığında ruhsal acılarla boğuşmak; yaşarken ölmeye benzeyen bir bedeldir. Ödül sonradan gelir. 

Yaşamın sunduklarının bazıları ise, kendi tercihimiz imiş gibi görünür. Verdiğimiz kararların pek azında, sonucu tahmin edebilme olanağımız vardır. Kaldı ki, bazı kararlar ancak gerçekleştiği zaman, doğruluğu hakkında hüküm vermek mümkündür. Düşüncedeki doğru ile yaşamdaki gerçeğin savaşının tek cephanesi insandır. “Kendin ettin kendin buldun” demek, cephaneyi acımasızca harcamaktır. İnsan, yaşam sahnesinden alt üst olmuş bir şekilde kenara çekilmek zorunda kalsa da akıldaki doğrularla yaşamdaki gerçekler arasındaki dengeyi kurabilmek için tekrar toparlanır ve yola devam eder.

Bizi huzura, mutluluğa, coşkuya götüren, yürekten gülümseten her şey ve her insan; aynı zamanda yaşam dengemizi temelinden sarsacak, yerle bir edecek kuvvete sahiptir. Belki bu yüzden kadın olmak, ana- baba olmak, adam olmak, evlat olmak ve daha pek çok şey, bir taraftan bizi güvenle sarıp sarmalarken, diğer taraftan elimizi ayağımızı bağlayarak yaşamımız üstündeki kontrolümüzü zayıflatır. Kendimizden yola çıkarak, vardığımız her durakta elde ettiklerimizi kaybetme korkusuna düşeriz. Sevmek, sevilmek, bir yere ait olmak, değerli hissetmek, kendimizle ve dünyayla barışık olmak uğruna savaşacak değerlerdir.

Doğduğumuz andan başlayan yaşam dengemizi kurma çabamızın amacı kendimize özgü duyuş, düşünüş ve davranış üslubumuzla var olmayı başarmaktır. Bu aynı zamanda toplumla ve dünyayla uyumlu bir bütünleşmeyi de içerir.
 

0
mutlu
Mutlu
0
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Yaşam dengemiz
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.