Ahmet Tolgay

Şu kimlik ve pasaport meselesi / Sendikal güç sadece maaşlara mı odaklanmalı?





   ŞU KİMLİK VE PASAPORT MESELESİ: Kimilerimizin adresine mesaj atıp “İşte gittiniz Rum Cumhuriyeti’nin kimliklerini ve pasaportlarını aldınız… Öyleyse Türkiye bizim gibi yerleşikleri ve askerini adadan çeksin, siz de o cumhuriyette AB vatandaşları olarak Rumlarla birlikte yaşayınız” diyebilme bilgisizliğini ve duyarsızlığını gösterenlerin yanında; “KKTC’ci ve milliyetçi geçinirsiniz, ama ceplerinizde Rum’un kimliğini ve pasaportunu taşırsınız” hadsizliğini ve kışkırtıcılığını gösterenler de var…
Bu gibilere bir yanıt vermenin vacip olduğunu düşünmeye başladım artık…
Bu gibi arkadaşların bilmediği, bilmek istemediği ya da bilmezlikten geldiği tarihi bazı gerçekleri anımsatmanın zamanıdır diye düşünür oldum işte…
Bu tür düşüncelerin sahibi olanların o  “Kıbrıs Cumhuriyeti” dedikleri var ya… İşte o cumhuriyet kurucu ortaklığında Kıbrıs Türklerinin de bulunduğu, Anavatan Türkiye’nin garantörlüğünde bir Cumhuriyettir… Kendisine vücut veren 1959 Londra ve Zürih Antlaşmalarından bu yana…
Kıbrıs Türkü,  kurucu ortağı olduğu ve ortak yönetiminde 3 yıl bulunduğu bu Cumhuriyetten 62 yıl önce silah zoruyla ve soykırım saldırılarıyla kan – revan içinde zorla dışlanmıştır…
Türklerin hır çıkarıp kurdukları Cumhuriyeti terk ettikleri iddiası da düpedüz yalandır ve kurmacadır…
O günden bu yana yürütülen mücadelemiz, o ortaklık cumhuriyetinden kovulurken gasp edilen ve üzerine yatılan insanlık haklarımızı da geri alabilme devinimidir…
Bu devinimin kapsamında Cumhuriyetin kurucusu olduğumuzun kanıtları sayılan kimliklerimiz ve pasaportlarımız da vardır hiç kuşkusuz…
Kıbrıs Türkü kurucusu olduğu Cumhuriyetin, üzerinde Türkçe yazılar da bulunan kimlik ve pasaportlarını almakla ne Türklüğünden vazgeçiyor, ne hain” oluyor, ne Türklüğünü inkâr ediyor ve ne de o cumhuriyeti kendisinden çalan gaspçıların anayasa dışı rejiminin yönetimine giriyor…
O kimlik ve pasaportlara göre Türk yine Kıbrıslı Türk’tür…
Rum da yine Kıbrıslı Rum’dur…
Hiç kimse kuşku duymamalıdır ki, Kıbrıs Türkü milli bilincinin idrakinde ve savaşımındadır…
Osmanlı’nın bu adadan çıkıp gitmek zorunda kaldığı, ya da bırakıldığı o ilk acı günden bu yana…
*
   SENDİKAL GÜÇ SADECE MAAŞLARA MI ODAKLANMALI?: Gündemimiz hop oturup hop kaldırılırken, kafamızdan geçen bir düşünce vardı…
Seslendirmem gerek o düşünceyi…
Çalışanların maaşları ve özlük hakları söz konusu olduğunda büyük bir güç birliği oluşturabilen ve baskı unsuru olarak kitleleri sokağa dökebilen sendikaların etkinliğine tanık olduğumuz günler yaşadık ve geçirdik yine…
Düşünüyoruz da, bu öylesine bir güç birliği ki, sadece maaşlar ve özlük hakları konusunda gösterilmemeli… Sosyal sorumluluk projeleri konusunda da, haklı siyasal tezlerimizin ve Kıbrıs Türk halkı olarak maruz kaldığımız siyasal baskıların, ambargoların, tahriklerin, manüpülasyonların ve izolasyonların dünyaya duyurulmasında da bu sendikal güç birliği kendini gösterebilmelidir…
Böyle bir düşünce nasıl geçmesin ki kafalarımızdan?..
Bu sendikal güç birliğinin toplum ve ülke yararına bir tek sosyal sorumluluk projesini bile ele alıp başarıya götürdüğü, bir tek sosyal sorumluluk eserini ülkeye kazandırabildiği, uluslararası topluma izolasyon bağlamlı mağduriyetimizi bir tek kitlesel tepkiyle yansıttığı hiç görülemez…
Yapılan toplumsal anketlerde sendikaların hep “güvenilmez kurumlar” arasında gösterilmesi boşuna değildir herhalde… Çünkü bu tür özlem ve beklentilerinin karşılığını bir türlü göremeyen büyük bir akil topluluk vardır KKTC’de…
Bu büyük akil topluluk, örgütlü enerjisini belirli bir konuya harcayan sendikacılığımızın sosyal sorumluluk konusundaki kayıtsızlığını ve odaklanabildiği zümreci ve menfaatçi eylemleri net biçimde görmektedir…

Şu kimlik ve pasaport meselesi / Sendikal güç sadece maaşlara mı odaklanmalı?
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.