Hasan Hastürer

YÖDAK’ın varlığı yükseköğretimin vazgeçilmezidir…





   Prof. Dr. Aykut Hocanın, Yükseköğretim, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu’nun başkanıdır.

Kıbrıs Türkünün eğitim tarihinde iz bırakan eğitimci anne Seval Hocanın ve baba Yusuf Ziya Hocanın’ın  bir evladı olan Prof. Dr. Aykut Hocanın, kendini bildi bileli, eğitim, öğretim dünyasının içinde oldu.

Babası Yusuf Ziya Hocanın’ın öğretmen olması ve değişik yerlerde görev yapması nedeniyle ilk okulu tamamlayana kadar altı değişik ilk okula devam etti.

Ardından Türk Maarif Koleji ve devamında yükseköğretim için ver elini ABD. Houston’da Dünyanın en itibarlı üniversitelerinden biri olan Rice Üniversitesinde burslu olarak Elektrik – Elektronik Mühendisliği.

Aykut Hocanın, yüksek lisans çalışmasını ABD Texas A&M Üniversitesi’nde, doktora çalışmasını ise Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptı. Hocanın, 2000’de çalışmaya başladığı DAÜ’de 2007’de Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığına, 2014’te ise DAÜ Mühendislik Fakültesi Dekanlığına getirildi.

Ulusal ve uluslararası alanda birçok üniversitenin akreditasyon süreçlerinde yer alan Prof. Dr. Hocanın 2020-2023 yılları arasında DAÜ rektörlüğü görevinde bulundu.

24 Mart 2024 itibarı ile YÖDAK Başkanı olarak görev yapmaya başladı.

***

Prof. Dr. Aykut Hocanın’la YÖDAK’taki çalışma ortamında görüşmek için anlaştığımda aklımdan, “YÖDAK neden önemli?” sorusu geçti.

Bu soruyu kendi kendime sorup, yanıtını vererek Prof. Dr. Aykut Hocanın’la görüşmeye karar verdim.

***

Kendi soruma yanıt verirken, şunları not aldım:

Kuzey Kıbrıs’ta yükseköğretim konuşulurken, çoğu zaman tabelalar, kampüsler ve öğrenci sayıları öne çıkar. Oysa asıl mesele, görünmeyen yerde duran denetimdir. İşte tam bu noktada YÖDAK devreye girer. Maalesef YÖDAK uzun yıllar kendi içinden sorunlarla güç kaybı yaşadı. Toparlanıp denetimlerini yapmaya başlamasıyla görevini yaparak itibar toparlanması yaşadı.

YÖDAK, üniversitelerin vitrinini değil, mutfağını denetleyen kurumdur.

Son yıllarda yaşananlarla algısı ciddi yara alırken bir gerçek de görüldü. Yükseköğretim, sadece diploma dağıtan bir sektör değildir… Kuzey Kıbrıs’ın itibarını, geleceğini ve gençlerinin emeğini doğrudan ilgilendirir.

YÖDAK’ın işlevsel önemi, üniversite açmayı bir “arsa–bina–reklam” meselesi olmaktan çıkarıp, akademik kalite, liyakat ve sürdürülebilirlik zeminine çekmesinden gelir. Öğretim üyesi yeterliliği, programların içeriği, altyapı, etik kurallar… Bunların her biri normal koşullarda YÖDAK’ın radarındadır.

Eğer YÖDAK güçlü değilse, diplomalar ucuzlar; diplomalar satılırsa, ülkenin yüksek öğretim bazında adı da ucuzlar. KKTC’nin dünyaya açılan en hassas pencerelerinden biri üniversiteleridir. Bu pencerenin camı kirlenirse hatta kırılırsa, içeridekini kimse ciddiye almaz.

YÖDAK bu yüzden önemlidir: Kaliteyi korumalı, keyfiliğe set çekmeli, “her isteyen üniversite açar” anlayışına fren koyabilmelidir. Kısacası YÖDAK, yükseköğretimin vicdanı olmalıdır. En genel anlamda yükseköğretimin bütününde vicdan zayıflarsa, geriye sadece tabela kalır.

***

Prof. Dr. Aykut Hocanın, sıcak bir şekilde karşıladı.

Yüzündeki huzuru sordum önce…

Yanıtı, yüzündeki huzuru anlatıyordu.

Eğitim, öğretim çocukluğumdan başlayarak hayatımın parçasıdır. Okuldan kardeşlerimle birlikte bizim eve getirdiğimiz kadar annemle, babamın getirdikleri de vardı. Bir anlamda 24 saat okulu, eğitimi yaşardık.

   Yükseköğretimim sonrası yurt dışında kalabilirdim. Kalmadım. Geldim. 2000 yılında DAÜ’nün kapısından girdim. Bütün basamakları seçimle geride bırakarak DAÜ rektörü oldum. YÖDAK Başkanlığı hem sorumluluğu hem de onuru yüksek bir görev yeridir.

Geçmişte takım halinde çalışmakta sorun vardı. Şimdi o sıkıntıları geride bıraktık. YÖDAK, verimi olumsuz etkileyen o dönemi geride bıraktı. Sorunlardan korkmayan, sorunlara çare üreten bir YÖDAK var. Huzurum bundandır, öncelikle.

   Bu noktada bir anımı eklemek isterim. 1991 yılında ABD’de okurken babam da Eğitim Bakanlığında YÖDAK’ın kuruluşluyla ilgili görev üstlenmişti. Benden akreditasyonla ilgili veri istemişti. Üniversite kütüphanesinde araştırma yapıp, bulduğum bir broşürü iletmiştim. O broşür babamın kütüphanesinde hala duruyor.”

***

Diploma skandalını sormazsam olmazdı.

Sordum. Pof. Dr. Hocanın, kısa bir düşünme payından sonra şunları söyledi:

“ Bazen büyük ölçekli olumsuzluklar, sarsıntılar, sağlıklı durum tespiti, çare üretimi ve olası benzer sıkıntılara karşı önlem fırsatı verir. Diploma skandalı da böyle bir fırsat yaratmıştır.

Diploma skandalının patlaması sonrası tüm yüksek öğretimin kayıt altına alınmasının şart olduğunu anladık.

YÖKSİS’ten yararlanıp üniversitelerimizi dijital sistemle kayıt altına almayı başardık.”

… Ve devamı için sorum: “Dijital kontrol yeterli mi?”

Prof. Dr. Aykut Hocanın’ın yanıtı: “ Dijital denetiminin, olumsuz eğilimlere karşı caydırıcı bir yanı var ama tek başına yetmez. Yerinde denetim de şarttır. YÖDAK tam kadro denetimler başlattı. Sonuçlarını da aldık.”

***

Tam bu noktada konu Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesine geldi…

Prof. Dr. Hocanın, sesinin tonunu artırarak, “ Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’ni denetledik” deyip ekledi: “ Acımasız olduk demem elbette. Ama, gerekeni yaptık. 1000 sayfalık raporu hazırlayıp Cumhuriyet Meclisi’ne sunduk. 29 programı askıya aldık. 23 programın iznini iptal ettik. Lisan üstü tüm programları da askıya aldık. Amacımız bugünün bir sorununu çözmek değil, gelecekte benzer skandalların yaşanmamasıdır.”

***

Akreditasyonlar, YÖDAK’ın önemli görevlerinden biri. Prof. Dr. Aykut Hocanın, Türkiye’den YÖKAK’la işbirliklerinin meyvelerini vermeye başladığını belirtip, “ Amacımız, üniversitelerimizin kurumsal akreditasyonunu sağlamaktır. YÖKAK’tan  bu bağlamda alınacak akreditasyon, Avrupa’da da kabul ve ilerlemenin kapısını açacaktır. Bu konuya özel önem veriyoruz” dedi.

***

Avrupa Yükseköğretim Kalite Güvencesi Derneği’nin (ENQA) 25. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen 2025 Genel Kurulu ve Yıl Dönümü Etkinliği, 22–24 Ekim 2025 tarihleri arasında Brüksel’de gerçekleştirildi. Toplantıya Avrupa genelinden kalite güvence kurum temsilcileriyle birlikte, Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Aykut Hocanın da genel kurula katılarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) temsilen yer aldı.

Bunun önemini sorduğumda Prof. Dr. Aykut Hocanın’dan şu yanıtı aldım.

“ENQA’da varlığımız politik dürtülerle kısa bir süre sıkıntı yasamıştı. 22-24 Ekim 2025 tarihleri arasında Brüksel’de yer alan etkinikte, ENQA’nın Genel Kurul oturumları gerçekleştirilirken, üye kurumlara ilişkin başvurular da değerlendirildi. Bu kapsamda, YÖDAK’ın ENQA afiliye üyeliği yönetim kurulunda onaylanmasından sonra ENQA mevzuatı gereği genel kurulunda da onaylandı. Bu gelişme, YÖDAK’ın Avrupa kalite güvencesi ağında daha etkin bir rol üstlenmesi, uluslararası iş birliklerini artırması, başarı yelpazesini genişletmesi ve kalite güvencesi sistemlerinin Avrupa standartlarıyla uyumlaştırılması açısından çok önemli bir adım olarak değerlendirildi.”

***

Sohbetimizi tamamlayıp ayrılmadan önce “ Son olarak ne söylemek istersin Aykut Hocam” dedim.

Tek ama çok anlamlı bulduğum bir cümlelik yanıt geldi: “ YÖDAK’ın varlığı yüksek öğretimin vazgeçilmezidir…”

Hiç itirazım yok… Yeter ki siyasiler YÖDAK’ın yakasından ellerini çeksin…

YÖDAK’ın varlığı yükseköğretimin vazgeçilmezidir…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.