Hasan Hastürer

Erhürman, acele etmeden direnir, bağırmadan ısrar eder…





Pazartesi, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanlığında 100 günüyle ilgili basın toplantısı var.

Erhürman, güven ve ciddiyeti öne çıkararak seçimi farklı kazandı.

   En başta Kıbrıs sorunu olmak üzere, yılladır hangi yaklaşım içindeyse o yaklaşımda devam ediyor… En basitinden en karmaşığına kadar sorunların çözümünde, metodolojide uzlaşıldıktan sonra, niyet kesişimi varsa çözümün kolay olduğuna inanır.

                                                                           ***

Elbette Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk Halkı’nın çıkarları için masadadır. Hatta bunu Türk tarafı olarak da ifade edebilirim. Rum tarafı, Yunanistan’ın Kıbrıs’la ilgili beklentilerini yok saymayıp, birlikte hareket ettiği gibi, Kıbrıs Türk tarafının da Türkiye ile ilgili benzer yaklaşım içinde olması doğal değil mi?

   Müzakere masasında Tufan Erhürman’la buluştuğu için Hristodulidis hiç de mutlu değildir.

   Erhürman’ın yaklaşım ve önerileri en başta BM’de değerli ve de yapıcı bulunuyor. Erhürman’ın dört maddelik metodoloji önerisine karşı Hristodulidis’in masaya getirdiği 5 maddelik önerinin, neredeyse, Holgin’in gözetiminde Erhürman’la buluşmak için yolda giderken arabada yazıldığı, özellikle BM tarafından biliniyor ve gülümsemeyle karşılanıyor.

***

Tufan Erhürman’ı, tek bir sözcükle tanımlayacaksak SABIRLIDIR..  Dünya görüşü nettir.

   9 yıl CTP Genel Başkanlığı yaptı… Parti içi farklılıklara rağmen, toparlayarak bugünlere getirdi.

   Dörtlü koalisyonun başbakanlığını da başarıyla yürüttü. HP Genel Başkanı Özersay, bugün olsa yapmayacağı bir davranışla koalisyondan ayrılmasaydı, dört parti uyum içinde başarılı bir hükümet dönemi yaşatacaktı.

   Şimdi sırada Kıbrıs sorunu ve Hristodulidis var…

***

Siyasette sabır, çoğu zaman zayıflıkla karıştırılır. Oysa bu topraklarda sabrın neye benzediğini bilenler bilir: Sabır, beklemek değildir sadece; sabır, acele etmeden direnmek, bağırmadan ısrar etmek, masadan kalkmadan, içi dolu sözü çoğaltmaktır.

   Tufan Erhürman’ın siyaset çizgisi tam da bu noktada ayrılır siyasi kalabalıktan. Gürültüden değil, ilkeli barış ve uzlaşı dilinden medet uman bir çizgi…

                                                                                  ***

CTP Genel Başkanı olduğu günden itibaren Erhürman’ın siyaset tarzı, “kazanan-kaybeden” dili üzerine kurulmadı.

   Erhürman, siyaseti bir bilek güreşi olarak değil, bir denge arayışı olarak okudu.

   Erhürman’ı tanımayan, ya da tanımamakta direnenlerden bazıları, “yumuşak”, “fazla uzlaşmacı”, “kararsız” diye niteler. Oysa mesele kararsızlık değil, bilinçli bir tercih meselesidir. Erhürman, gücünü çatışmadan değil, meşruiyetten alan bir siyaset tarzıyla hareket eder..

***

   Bugün gelinen noktada, o sabır testinin çok daha ağır bir versiyonu önümüzde duruyor: Kıbrıs sorunu. En az 60 senedir, çözümsüzlüğün içinde debelenen Kıbrıs Türk Halkı için, “sabır” sözcüğü kulağa artık romantik gelmiyor.

   Kuzey Kıbrıs’ın her köşesinde insanımız haklı olarak soruyor: Daha ne kadar? Daha neyi bekleyeceğiz?

   Tam da bu noktada, ACELECİ ÖFKE ile STRATEJİK SABIR arasındaki farkı ayırt etmek gerekiyor.

***

KKTC Cumhurbaşkanları için Kıbrıs sorunu birincil görevdir.  Bu Tufan Erhürman için de geçerlidir.

Kıbrıs sorununun çözümü onun elindeymiş gibi yüksek bir beklenti yayanlar da var.

Kıbrıs sorunu, sloganlarla çözülecek bir mesele değildir. Ne masaya yumruğunu vurarak, ne de dünyaya rest çekerek…

Kıbrıs sorunu, uluslararası hukukla, diplomasiyle, karşı tarafın korkularını ve beklentilerini okuyabilme becerisiyle yürütülürse, Kıbrıs Türk tarafı suçlanan taraf olmaz. Süreci daha az bedel ödeyerek yaşar.

Erhürman’ın akademik birikimi ve hukuki dili, tam da bu karmaşık denklem için önemli bir avantajdır. O, meseleyi sadece “biz ne istiyoruz” üzerinden değil, “karşımızdakiler neye direniyor” sorusu üzerinden de okumayı bilen akademisyen kökenli bir siyasetçidir.

***

Sabır burada pasiflik anlamına gelmez. Sabır, doğru zamanda doğru hamleyi yapabilmek için pozisyon almaktır.

Kıbrıs sorunuyla ilgili yazdıklarımı bir araya getirsem, kitaplar olur. Hem Kıbrıs sorununu hem de cumhurbaşkanı duruşlarını sonuçlarıyla bildiğime inanırım.

   Uzlaşı, bir anda olmaz; adım adım inşa edilir. Güven, bir gecede kurulmaz; tutarlılıkla beslenir. Kıbrıs müzakerelerinde de ihtiyaç duyulan tam olarak budur. Elbette bu yol risklidir. Sabır, popülizm üretmez. Manşetlik çıkışlar sağlamaz. Alkış azdır, eleştiri boldur. Ama Kıbrıslı Türklerin artık alkıştan çok sonuca ihtiyacı vardır. Bu sonuç, ancak soğukkanlılıkla ve uluslararası gerçeklikten kopmadan elde edilebilir.

Erhürman’ın bugüne kadar iç siyasette gösterdiği uzlaşı sabrını, uzlaşı kültürünü bu kez çok daha zorlu bir alanda sınama zamanıdır. Eğer Kıbrıs Türk Halkı hatta tüm Kıbrıslılar bir gün gerçekten çözüm kapısını aralayacaksa, o kapı büyük ihtimalle bağırarak değil, sabırla itilerek açılacaktır.

Yazıma noktayı koymadan bir vurgu: En büyük cesaret, sesi yükseltmek değil, sözü doğru yerde tutabilmektir.

Erhürman, acele etmeden direnir, bağırmadan ısrar eder…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.