Ahmet Tolgay

Bir asgari ücret yorumu da benden





Asgari ücret, kalifiye olmayan düz işçiye ödenen taban maaştır… Bu tabanın üstü de vardır elbet… Yetenekleri işveren tarafından mal ve hizmet üretiminde verimlilikle seferber edilebilen kalifiye elemanların asgari ücrete mahkûm olması mümkün değildir…
Akıllı işveren de, yetenekli çalışan da bunun bilincindedir… Asgari ücret üzerinde papara koparanlar da bunun bilincindedir…
***
Asgari ücreti belirleyen komisyonun üyelerinden İşverenler Sendikası Başkanı Metin Arhun, yüzde 18,39 artışla 60 bin 618 TL’ye yükselen asgari ücretin 1.205 Euro’nun karşılığı olduğunu belirterek, KKTC’nin Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek 9’uncu brüt asgari ücreti uygulayacağını söyledi.
Sadece asgari ücret alan emekçilere ise 12 bin TL destek verilecek… Bunun anlamı 58 bin 738 TL net aylık gelirdir… Yani karşılığı bugünün kuruyla 1000 sterlin…
Tartışmalar sürerken bir TV programını arayan Londra’nın tanınmış hekimi Teoman Sırrı “Benim ve benim gibilerin aylık emekli maaşı 800 sterlindir” dedi…
***
Öncü açıklamalarımdan sonra bu güncel tabloyla ilgili iki yorumda bulunmak isterim şimdi…
AB ülkeleri arasında bile en yüksek asgari ücretin ödendiği ülkemiz korkunç bir enflasyonun ve mal – hizmet fiyatları denetimsizliğinin sarmalındadır… Enflasyon oranı düşük ve çok etkin fiyat denetimli AB ile aramızdaki görünebilir fark budur… Asgari ücrete mahkûm dar ve sabit gelirli kesimin ülkemizde gittikçe yoksullaşması da bu yüzdendir…
Pahalılıktan yana yakıla söz etmeyenimiz yoktur… Fiyatlar keyfi biçimde alır başını gider… Bunun ne arayanı, ne de soranı var… Sadece kitlesel çok yoğun yakınmalar var…
Çalışanlara verilen hayat pahalılığı tahsisatı son 6 ayın pahalılığını karşılamak içindir… Ama asgari ücrete mahkûm kesim buna sevinemiyor… Bundan esenlenemiyor…
Bunun klasik nedeni de malûm: Her maaş artışı verildiğinde o artışı anında süpürüp götürecek bir zam fırtınası sosyal ve ekonomik yaşamı sarsıyor…
Aslında akılcılıkla yapılması gereken, bu kısır döngüyü kırmak ve dur durak bilmeyen pahalılığı denetim altına alabilmektir… Etkin ve kararlı önlemler almak üzere bu konu bir an önce masaya yatırılmalıdır…
Bu birinci yorumum…
***
Gelelim ikinciye…
En yüksek asgari ücretlerden birinin bizim KKTC’de uygulandığının en fazla farkında ve bilincinde olan kimlerdir?.. Açlıkla boğuşan yoksul ülkelerin aş arayan inanlarıdır…
Onların bu farkındalığı ve bilinci yüzünden değil midir ki, ülkemiz yabancı işçi akını altında… Kıbrıs Türkü bu yabancı emekçi kalabalığı arasında neredeyse kaybolmuş durumda…
İnsan kaçakçılığını da feci şekilde gündeme getiren ve emek sömürüsünü günlük yaşamımızın utancına dönüştüren çok sakıncalı durumlar…
Hizmet ve üretim ekonomimiz bu on binlerce yabancı yoksul emekçinin alın teri içinde yüzerken gözden kaçırdığımız bir de mali kaybımız olmaktadır ülke olarak…
KKTC’deki yorucu yaşamlarını en asgari geçim düzeylerinde sürdüren ve çoğunun barınağı, günlük aşı ve giyimi de işvereni tarafından karşılanan bu insanlar, biriktirdikleri ve kazandıkları her kuruşu ne yapıyorlar peki?
Yaptıkları şu: Kendi ülkelerine, oralardaki ailelerine döviz olarak transfer ediyorlar…
Bankalarımızın arasında, her ülke için belirledikleri döviz transfer komisyonlarını gösteren panolar asanlar da var…
Şimdi diyelim ki ülkemizde 100 bin yabancı işçi var… Bunun açık anlamı her ay en az 100 bin döviz cinsinin ülkemizden yabancı bir ülkeye transferi demektir…
Soruyorum: Ülke olarak bu mali kaybımızın üzerinde duranımız ve kafa yoranımız var mı acaba?..
Pek de sanmıyorum…

Bir asgari ücret yorumu da benden
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.