Akademisyen Prof. Dr. Işıksal, Orta Doğu’da yaşanılan savaş halinin Kıbrıs’a etkilerine dikkat çekti.
“Bugün olmazsa yarın”… Prof. Dr. Işıksal, Güney Kıbrıs’ta artan askeri anlaşmalar ve üs/unsur yoğunlaşmasının, Ada’daki güvenlik dengesini doğrudan etkilediğini kaydederek, İngiliz üsleri üzerinden yürütülen askeri faaliyetlerin bölgesel krizlerde hedef haline gelebileceğini belirtti. Işıksal, “Bugün vurulmazsa yarın başka bir senaryoda vurulur. Bu risk büyüyor.” dedi.
Taha Can GÜRLEK
Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, KIBRIS TV’de katıldığı Gün Ortası programında Elif Şen Çatal’ın Orta Doğu’daki gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı.
Programda ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, bölgedeki güç mücadelesi ve Güney Kıbrıs üzerinden artan silahlanmanın KKTC’ye olası yansımalarını değerlendiren Işıksal, “Dünya düzeni değişmedi. Değişen tek şey algı yönetimi” dedi.
Programda, “Ortadoğu’ya dair ‘yeni dönem’ söylemlerinin” gerçeği yansıtmadığını söyleyen Işıksal, tarihsel örneklerle bölgedeki müdahalelerin benzer yöntemlerle tekrarlandığını öne sürdü. Işıksal, 1953’te İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın devrilmesini, Süveyş Krizi’ni ve bölgedeki çeşitli siyasi müdahaleleri hatırlatarak, “Batı çıkarlarına hizmet etmeyen yönetimler, önce uyarılır; yetmezse zorla devrilir” görüşünü dile getirdi.
“İşgal ve güvenlik tehdidi”
Orta Doğu’da demokrasi tartışmalarına da değinen Işıksal, “Ortadoğu’da yapılan bağımsız seçimlerde çoğu kez İslamcı ya da Arap milliyetçisi partiler kazanmıştır. Bu nedenle demokrasiye izin verilmedi” değerlendirmesinde bulundu.
Işıksal, Hamas ve Hizbullah örnekleri üzerinden, “silahlı kanat” gerekçesiyle yapılan tanımlamaların bölgenin koşulları dikkate alınmadan ele alındığını savunarak, “İşgal ve güvenlik tehdidi altında olan bir coğrafyada ‘silahlı yapı’ tartışmaları bağlamından koparılıyor” ifadelerini kullandı.
“Petrol meselesi, şirket rantı”
ABD’nin bölge politikalarının enerji ve şirket çıkarlarıyla ilişkili olduğunu ileri süren Işıksal, “ABD halkının Ortadoğu petrolüne ihtiyacı yok; mesele petrolün Amerikan şirketleri üzerinden rant ve kazanç üretmesi” dedi. Işıksal, söylemlerde “nükleer tehdit” vurgusunun öne çıkarıldığını, ancak bölgede çifte standart bulunduğunu savunarak, İsrail’in nükleer kapasitesi tartışmalarına işaret etti.
“Çin çıkar hesabı yapıyor”
Çin’in tutumunu “görünür olmadan çıkar hesabı yapan strateji” olarak nitelendiren Işıksal, Pekin’in krizlerde farklı ihtimallere göre pozisyon aldığı görüşünü paylaştı. Rusya’nın ise Ukrayna savaşı nedeniyle manevra alanının daraldığını kaydetti.
“Güney’deki silahlanma KKTC için risk”
Programın Kıbrıs bölümünde Prof. Dr. Işıksal, Güney Kıbrıs’ta artan askeri anlaşmalar ve üs/unsur yoğunlaşmasının, Ada’daki güvenlik dengesini doğrudan etkilediğini savundu. İngiliz üsleri üzerinden yürütülen askeri faaliyetlerin bölgesel krizlerde hedef haline gelebileceğini belirten Işıksal, “Bugün vurulmazsa yarın başka bir senaryoda vurulur. Bu risk büyüyor” değerlendirmesinde bulundu.
KKTC’de bazı çevrelerin bu tabloyu yeterince tartışmadığını ileri süren Işıksal, “Gerçek tehlikeleri görmeden, algı yönetimiyle oyalanıyoruz” dedi. Güvenlik vurgusu yapan Işıksal, “Türkiye’nin sağladığı güvenlik şemsiyesinin değerini iyi bilmek gerekir; dünyada artık hiçbir yer tam güvenli değil” ifadelerini kullandı.
“BM sistemi eşitlik iddiasını taşımıyor”
Hüseyin Işıksal, Birleşmiş Milletler sistemine ilişkin eleştirilerinde ise Güvenlik Konseyi’nin veto yapısına dikkat çekerek, “Eşitlik iddiası yok; güçlü olan hukuku belirler. Bu hep böyleydi” görüşünü dile getirdi. Işıksal, günümüzde “güç gösterisiyle anlaşma dayatma” yaklaşımının sürdüğünü belirterek, bunu “gunboat diplomasisi” örneğiyle anlattı.



















Yorumlar kapalı.