Her bir organ bir hayat kurtarır



featured


İnsan Hücre Doku ve Organ Nakilleri Yasası ile başka insanlara can verebilmek mümkün. Ancak 2016’da yürürlüğe giren yasaya rağmen şu ana kadar sadece bin 120 kişi gönüllü organ bağışçısı oldu.

Ülkede sadece böbrek ve kalp nakli yapılabiliyor… Ülkemizde beyin ölümü gerçekleşen bağışçıların sadece böbrek ve kalpleri uygun alıcıya nakledilebiliyor. Diğer organlar Antalya Bölgesel Koordinasyon Merkezi’ne gönderiliyor. Ülkemizde uzmanlaşmış ekip olmadığı için karaciğer ve akciğer nakli yapılamıyor.

Kalp için 20, böbrek nakli için 100 kişi bekliyor… Bugüne kadar ülkemizde 4 adet kalp nakli ameliyatı yapılırken, şu anda kalp nakli için 20 kişi bekleme listesinde yer alıyor. 62 böbrek nakli yapılan ülkemizde böbrek nakli bekleyen kişi sayısı 80-100 civarında. Ülkemizde şu ana kadar 33’ü kadavradan, 29’u canlı vericiden nakiller yapıldı.

“Başka hayatlar kurtarmak isterim”… Ülkemizde organ bağışçısı olan bin 120 kişiden biri olan Gökhan Demirbilek, “Öldüğüm zaman organlarımın toprak altında çürüyerek yok olmasındansa başka hayatlar kurtarmak isterim.” diyerek neden organ bağışçısı olduğunu anlattı.

Cemre CEMALİ

Organ bağışında ‘her organ bir insan için umut’ ancak ne yazık ki ülkemizde organ bağışı istenilen düzeyin çok altında.

Şu ana kadar ülkemizde gönüllü olarak organ bağışçısı olan kişi sayısı sadece bin 120 kişi iken; ülkemizde şu anda sadece böbrek ve kalp nakilleri gerçekleştirilebiliyor.

Kalp nakli bekleyen 20, böbrek nakli bekleyen hasta sayısı ise 80-100 civarında.

Beyin ölümü gerçekleşen bağışçıların böbrek ve kalpleri ülkemizde uygun alıcıya nakledilirken diğer organlar Türkiye’ye gönderiliyor.

Bugüne kadar ülkemizde 4 kalp nakli, 62 böbrek nakli gerçekleştirilirken; 13 karaciğer, 4 kalp, 4 kornea ve 1 akciğer uygun alıcılara nakledilmek üzere Türkiye’ye götürüldü.

KKTC Sağlık Bakanlığı Koordinasyon Kurulu Sekretaryasından alınan bilgiye göre; İnsan Hücre Doku ve Organ Nakilleri ile ilgili kuralları düzenleyen yasa ülkemizde 2016 yılında yasalaştı.

Organ bağışçısı olarak 2016 yılından bu yana sisteme bağışçı kabul ediliyor. Toplam bin 120 kişi şu ana kadar organ bağışçısı olmak üzere gönüllü oldu.

Organ bağışçısı olmak isteyenler Sağlık Bakanlığına bağlı ‘organ ve doku bağış formları’ dolduruyor ve bu formlarda hangi organlarını bağışlamak istediğini beyan ediyor.

Bu beyanlar Sağlık Bakanlığı sistemine geçiliyor ve beyin ölümü gerçekleşen bağışçıların böbrek ve kalpleri ülkemizde uygun alıcıya nakledilirken; diğer organlar Antalya Bölgesel Koordinasyon Merkezine gönderiliyor.

KIBRIS muhabiri, konuyu Sağlık Bakanlığı Baş Hekim Yardımcısı, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzm. Dr. Hasan Birtan, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Beton, İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzm. Dr. Ahmet Behlül ve gönüllü organ bağışçısı Gökhan Demirbilek ile görüştü.

Uzm. Dr. Birtan: 2019’dan bugüne kadar 4 kalp nakli yapıldı

Sağlık Bakanlığı Başhekim Yardımcısı, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzm. Dr. Hasan Birtan, yasa ve tüzüklerin tamamlanmasından sonra ilk olarak böbrek nakli ameliyatlarının ülkemizde gerçekleşmeye başladığını ifade ederek, daha sonra kalp nakli için kalp damar cerrahi ve kardiyoloji ekibinin oluşturulmasıyla birlikte 2019 yılında ülkemizde ilk kalp naklinin gerçekleştirildiğini açıkladı.

Birtan, bugüne kadar ülkemizde 4 adet kalp nakli ameliyatının yapıldığını belirterek; 3 hastanın taburcu edildiğini 1’inin ise taburculuk aşamasında ‘emboli’ nedeniyle hayatını kaybettiğini kaydetti.

Kalp nakli için şu anda 20 kişinin bekleme listesinde yer aldığını söyleyen Birtan, vefat eden veya cerrahi yönteme başvurmadan palyatif yaklaşımla ameliyat edilen hastalar da olduğunu, bu nedenle zaman içerisinde nakil bekleyen kişi sayısının değişkenlik gösterebileceğini vurguladı.

Birtan, beyin ölümü gerçekleşen hastaların koordinatörler tarafından değerlendirdiğini ve şu an ülkemizde sadece böbrek ve kalp nakli yapılabildiğine dikkat çekerek, “Koordinatörler tarafından Türkiye Ulusal Organ Nakil Komitesine (UKM) beyin ölümü olduğu ve kullanılabilecek organlar hakkında haber veriliyor. Kalp ve böbrek için uygun alıcı olması halinde karaciğer ve akciğeri değerlendirmek için Türkiye’den ekip gönderiliyor. Böylece organ bağışında bulunan ve beyin ölümü gerçekleşen kişilerin her organı değerlendiriliyor.” dedi.

“Karaciğer ve akciğer nakli için uzmanlaşmış ekip yok”

Karaciğer ve akciğer naklinin ülkemizde yapılamamasının nedeninin şu an bunu yapacak uzmanlaşmış ekibin olmaması olduğunun altını çizen Birtan, “Bu yönde de çalışmalar devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda bunun için eğitim almak isteyen arkadaşlar ortaya çıkarsa devlet tarafında eğitime gönderilecek ve bu nakillerin de yapılması için bir alt yapı çalışması yapılacak diye düşünüyorum.” vurgusu yaptı.

Birtan, ‘her bir organ bir hayat kurtarır’ cümlesinin dünyanın sloganı olduğunu ve organların toprağa gidip çürümesi yerine başka bedenlerde hayat bulmasının çok kıymetli olduğunu ifade ederek, dünyada organ bağışının istenilen düzeye gelmediği gibi ülkemizde de bu durumun istenilen düzeyin çok altında olduğunun altını çizdi.

Bununla ilgili kamu spotları ve halkı bilgilendirici programlar yapılması gerektiğini belirten Birtan, “Bir yakınını kaybetmek ve bu kararı vermek tabii ki kolay değildir. Ancak böyle bir durumda bu organların yaşatılması açısından bağış çok önemlidir.” dedi.

“Bağışlar istenilen düzeyde değil”

Birtan, organ bağışını en iyi aşan ülkelerin başında İspanya, Polonya ve Hollanda’nın yer aldığını söyleyerek, bu ülkelerde doğan her bireyin doğuştan potansiyel organ vericisi olduğu yönünde yasalar üretildiğini, ülkemizde de AB uyum yasaları nezdinde yasalar hazırlanmasına rağmen bağışların istenilen düzeyde olmadığını kaydetti.

Böbrek nakillerinin canlı vericilerden de yapılabilmesinden dolayı ülkemizde böbrek nakillerinin daha yüksek oranda yapıldığını açıklayan Birtan, “kalp nakli için böyle bir şey söz konusu değil, beyin ölümü gerçekleşmek zorunda. Kalbin duygusal bir organ olmasından dolayı toplumda kalbin bağışlanması pek istenmiyor, kalp için bu problemleri aşmak daha sıkıntılı.” vurgusu yaptı.

Prof. Dr. Beton:  İleri kalp yetmezliğinde kalp nakli ya da yapay kalp tedavisi yapılıyor

   Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Beton, kalp hastalarının seçimi, takibi, ameliyat sonrası tedavilerinin düzenlenmesi aşamasında olduklarını ifade ederek, organ bağışı için halkın daha fazla bilgilendirilmesi ve kampanyaların artması gerektiğine dikkat çekti.

Beton, kalbi iyice yıpranmış olan hastalarda nakil durumuna gelmeden önceki tedavilerin ülkemizde çok geliştiğini söyleyerek ameliyatsız tedaviler ya da küçük kesik tedavi yöntemlerinde ilerleme kat edildiğini açıkladı.

İleri kalp yetmezliği olan hastalarda; kalp nakli ve yapay kalp olarak bilinen kalp destek cihazları ile iki türlü tedavi yöntemi uygulandığını anlatan Beton, “kalp bulunduğunda hastaya kalp takılıyor. Bulanamadığında ise hasta ölüme terk edilmiyor, cerrahlar tarafından hastaya yapay kalp takılıyor.” dedi.

Beton, yapay kalplerin takip sürecinin, hasta bakımının çok zor olduğunu ve enfeksiyon riski olduğunun altını çizerek, “herkese yapay kalp takılmadığı gibi 10 yıldır yapay kalple yaşayan hastalarımız da var.” vurgusu yaptı.

“İlk kez ameliyatsız aort kapağı takıldı”

3 ay önce izole aort yetmezliği olan bir hastaya adada ilk kez ameliyatsız kapak takıldığını kaydeden Beton, şöyle devam etti:

“Hastanın kalbi çok zayıftı, ameliyat olma şansı yoktu. Aort kapağını ameliyatsız bir şekilde başarıyla değiştik.

Hiçbir şansı olmayan hastalara bu gibi tedaviler uyguluyoruz. Ameliyatla hiçbir şansı olmayan ileri kalp yetmezliği olan hastalar için ameliyatsız yöntemlerle başarı oranlarımızı arttırdık. Böylece nakil bekleme listesindeki hastalarımızın bir kısmı da azaldı. 50’ye yakın hastamız varken, bir kısmını kaybettik bir kısmı da bu gibi tedavilerle toparladı. Şu an nakil bekleyen 20’ye yakın hastamız var.”

Dr. Behlül: Böbrek ve kalp nakilleri yapılıyor

İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzm. Dr. Ahmet Behlül, organ bağışında bireylerin istediği tüm organlarını bağışlayabildiğini belirterek nakil cerrahlarının sertifikasyonu olduğunu ve şu anda ülkemizde böbrek ve kalp nakillerinin gerçekleştirildiğini açıkladı.

Behlül, karaciğer gibi doku ve organ nakillerinin ise Türkiye’de gerçekleştirilebildiğine dikkat çekerek “Bunun için hazırlanacak ekibin çok ciddi bir eğitimden geçirilmesi gerekiyor. Henüz karaciğer nakli için hastane ve laboratuar koşulları uygun değil.” dedi.

Beyin ölümü tanısını ilk olarak yoğun bakım hekimlerinin koyduğunu kaydeden Behlül, 3 ayrı ekipten oluşan 3 ayrı hekim tarafından gerekli testler yapıldıktan sonra beyin ölümü tanısının koyulduğunu belirtti.

Behlül, ardından nakil koordinatörlerine haber verildiğini ve nakil koordinatörlerinin organ bağışı ile ilgili aile ile görüşüp bağışçı olup olmadıklarının sorulduğunu ifade ederek “aileler genellikle görüşmeye geliyor. Bazıları veriyor, bazıları vermiyor. Organ bağışçısı olunması kabul ediliyorsa hangi organların bağışlanacağına yönelik listede işaretleme yapılıyor” dedi.

Organ bağışçısı olan ve beyin ölümü gerçekleşen kişilerde de organ bağışçı isim listesinin kontrol edildiğine dikkat çeken Behlül, ardından etik kurallar çerçevesinde aileye ‘hastanızın beyin ölümü gerçekleşti. Sizin de bilginiz dahilinde organları uygun olan alıcılara nakletmek istiyoruz’ diyerek bilgi verildiğini vurguladı.

“Organ bağışçısı olan kişilerin isteği aileleri için vasiyet niteliğinde”

Behlül, organ bağışçısı olan kişilerin bu yöndeki isteklerinin aileleri için bir vasiyet niteliğinde olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

“Biz Antalya Bölgesel Koordinasyon Merkezine bağlıyız. Onlar da Ulusal Koordinasyon Merkezine bağlı. Aile bağışçı olmak istiyorsa beyin ölümünün gerçekleştiğini Antalya Bölgesel Koordinasyon Merkezine bildiriyoruz. KKTC’de kullanılabilecek olan organlar ülkemizdeki alıcı adayları için değerlendiriliyor. Şu anki aşamada bu kalp ve böbrek. Diğer organlar ise Antalya Bölgesel Koordinasyon Merkezi’ne sunuluyor. Onlar da gerekli temasları sağlayarak ve Ulusal Koordinasyon Merkezi’ne bilgi vererek diğer bağışlanan ve KKTC’de kullanılmayacak olan organları Türkiye’deki uygun vericilere naklediliyor.”

“Böbrek nakline ihtiyaç duyan hastalar diyaliz tedavisi alıyor”

Behlül, organ bağışının önemine dikkat çekerek böbrek nakline ihtiyaç duyan hastaların birçoğunun ya haftada 3 gün hemodiyalize geldiğini ya da ev diyalizi (perton, karın diyalizi) denilen diyaliz metotlarından birini yapmak zorunda kaldığını açıkladı.

Hastaların hemodiyalize girdiği süreçte hem kendileri hem de ülke açısından bazı kayıpların söz konusu olduğuna işaret eden Behlül, “işgücü kaybı, sosyal hayat, hayat kalitesi, yaşam ömrü ve devletin sağlık bütçesi açısından ciddi kayıplar var. Bunlar çok önemli.” dedi.

Behlül, böbrek nakli yapılan hastaların birçoğunun normal hayatlarına dönebildiğini, tekrar çalışmaya başlayabildiğini, sosyal hayatlarına devam edebildiğini ve tekrardan çocuk sahibi olabildiğini ifade ederek şöyle devam etti:

“Haftada 3 gün hemodiyalize gelmek çok kolay değil ki hemodiyaliz normal hayat döndürmüyor sadece hayatta tutuyor ama organ nakli normal hayata döndürebiliyor. Organ bağışı ile dünyaya gelmeyecek bir canlının dünyaya gelmesine aracı olabiliyorlar. En büyük farkı da bu. Bir böbrek hastası için diyaliz tedavileri çok önemli ancak bunlar sadece hayatta tutan tedavilerdir. Organ nakli hastanın hayatına kaldığı yerden devam etmesini sağlayacak bir tedavi metodudur.”

“Herkes organ bağışçısı olabilir”

Behlül, “organ nakli yasası ve tüzükleri gerçekleştirilmemiş olsaydı ülkemizde gerçekleştirilecek olan beyin ölümleri ve bunun sonucunda ortaya çıkacak organlar kimseye umut olamazdı.” vurgusu yaparak herkesin organ bağışçısı olabileceğini ve bunun önünde herhangi bir dini engel olmadığının diyanet tarafından belli aralıklarla halka duyurulduğunu hatırlattı.

Dr. Behlül, organ bağışında bulunan ve beyin ölümü gerçekleşen kişilerin vücut bütünlüğünde hiçbir değişiklik olmadığını, nizami bir ameliyat nasıl gerçekleşiyorsa aynı şekilde organ çıkarımının yapılarak ameliyat kurallarına uygun olarak işlemin sonlandırıldığını sözlerine ekledi.

“Böbrek nakli bekleyen kişi sayısının 80-100 civarında”

Behlül, ülkemizde diyaliz tedavisi alan hastaların tümünün sistem olarak böbrek nakli bekleme listesine girdiğini ancak bunların içerisinde fiziki koşulları, sağlık durumları ameliyata elverişli olan hastaların nakil için aday haline geldiğini belirterek şöyle devam etti:

“Ülkemizde son dönemde böbrek yetmezliği olan hasta sayısı neredeyse 300-350 civarında ama bunların organ nakli olabilecek olanları daha az çünkü her hasta ne yazık ki organ nakli ile bu şansa kavuşamayabiliyor. Yandaş hastalıkları olabiliyor ve gerçekleştirilecek büyük ameliyata izin veremiyor o yüzden sayı belki son dönem böbrek yetmezliği olup diyalize giren hasta sayısı 250 civarındayken bunların içerisinde organ nakli gerçekleştirilerek böbrek nakli olabilecek hasta sayımız ülke genelinde 80-100 civarında oluyor. Yani böbrek nakli bekleyen kişi sayısının 80-100 civarında olduğunu düşünüyoruz.  Şu ana kadar ülkemizde 62 böbrek nakli yapıldı bunların 33’ü kadavradan, 29’u canlı vericiden gerçekleşti.”

Bin 120 gönüllü organ bağışçısından biri olan Gökhan Demirbilek’ten anlamlı mesaj

 

 

 

 

 

 

 

 

Başka hayatlar kurtarmak isterim

Ülkemizde organ bağışçısı olan bin 120 kişiden biri olan Gökhan Demirbilek, neden organ bağışçısı olduğunu şu sözlerle ifade etti:

“Yıllardır motosiklet tutkunuyum. Motor kullandığım için ülkemiz şartlarında hayati tehlikem diğer insanlara göre çok daha yüksek. Bu nedenle öldüğüm zaman organlarımın toprak altında çürüyerek yok olmasındansa başka hayatlar kurtarmak isterim.”

0
mutlu
Mutlu
4
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Her bir organ bir hayat kurtarır

Yorumlar kapalı.