Cumhurbaşkanı Tatar: Ben bu toprakların çocuğuyum



featured


Cumhurbaşkanı Tatar, KIBRIS TV’de katıldığı canlı yayında Kıbrıs sorunu ve siyasi gündemin dışında sosyal yaşamına ilişkin sorulara içtenlikle yanıt verdi.

“Beni herkes ‘halk adamı’ olarak bilir”… Ersin Tatar, “Bizim en zenginimiz, en fakirimizle aynı sofrayı paylaşabilir ve bu güzel bir şeydir. Ben bunun bir örneğiyim. Beni herkes ‘halk adamı’ diye biliyor, öyle de devam edecektir. Ben her sofrada herkesle buluşabilirim.” diyerek, halkın adamı olmaktan ve halkına hizmet etmekten çok büyük mutluluk duyduğunu belirtti.

“Halkıma çok şeyler borçluyum”… Tatar, İngiltere ve Türkiye’deki yaşamının ardından vatanı Kıbrıs’a döndüğünü ve siyasete adım attığını anımsatarak, “Ben bu toprakların çocuğuyum. Milletvekili oldum, Maliye Bakanlığı, UBP’nin Genel Başkanlığını yaptım, Başbakan oldum ve Cumhurbaşkanı seçildim. Halkıma çok şeyler borçluyum. Bana duydukları güven ve verdikleri fırsatlar için minnet duyuyorum.” dedi.

Candan MERT

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KIBRIS TV’de Funda Bedir’in hazırlayıp sunduğu ‘Ben Bilirim’ programına konuk oldu, siyaset dışına gündelik hayatına ilişkin sorulara içtenlikle yanıtlar verdi.

Bir ekonomist olarak yaptığı değerlendirmesinde KKTC’de herkesin orta düzeyde olduğunu ve insanların mutlu bir yapı içerisinde yaşadığını aktaran Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Zengini de olacak, fakiri de olacak, başarılısı ve daha az başarılı olanı da olacak ama önemli olan dürüstlüktür, samimiyettir, insanlıktır” dedi.

Ersin Tatar, Kıbrıs Türk insanının birbirlerine olan bağlılıklarının ne kadar güçlü olduğunun altını çizerken, “Bizim en büyük servetimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Kıbrıs destanı hepimizi birbirimize bağlayan bağımızdır. Nerede olursak olalım; gerek Kıbrıs’ta, gerek Türkiye’de, gerek İngiltere’de, gerekse de dünyanın herhangi bir yerinde, her bir Kıbrıs Türkü bizim için bir değerdir. Tek yüreğiz, hepimiz biriz” dedi.

“Bu toprakların çocuğuyum”

Tatar, konuşmasının başında insanların kendisini sürekli siyasi noktada gördüğünü dile getirirken, biraz da halka siyasetten uzak bir biçimde seslenmek istediğini ifade etti. Tatar, 50 yaş üstü vatandaşların kendisini çok iyi tanıdığını ancak 20’li yaşlarda gençlerin kendisini aynı oranda tanımadığını düşündüğünü belirtti. Ersin Tatar, 18 yaşında oy vermeye başlayan gençlerin ülkeyi yönetenlerin kimliklerini sorgulamaya başladığını kaydederek, bu anlamda kendisini ilk kez dinleyen gençlere de kendisini tanıtmak istediğini aktardı.

“Ben bu toprakların çocuğuyum”  diyen Tatar, kendi doğduğu yıl olan 1960’ta ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğunu anımsattı.

Ersin Tatar, doğduğu yıllarda dedesinin Dr. Fazıl Küçük’ün müsteşarı, babasının da ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Sayıştay Başkanı olduğunu dile getirerek, evde, çocuk yaşta babası ile dedesinin konuşmalarını dinleyerek büyüdüğünü aktardı. Tatar, Kıbrıs mücadelesi, Kıbrıslı Türklerin durumunun ne olacağı, Dr. Fazıl Küçük’ün bu duruma ne diyeceği, Rauf Denktaş’ın buna nasıl bir tavır koyacağı, Makarios’un ne yapacağı ve Türkiye’nin müdahalesi ne zaman ve nasıl olacağı konuşmalarının geçtiği bir evde bu ruh haliyle büyüdüğünü ifade etti.

“Hep Mehmetçik sevgisiyle büyüdüm”

Tatar, o dönemlerde korkularının da olduğunu ve şimdiki çocukların o korkuları anlayamayacağını dile getirirken, “Benim annem rahmetli Canev Hanım, babam rahmetli Rüstem Beye, 1963’ün Kanlı Noel günlerinde ‘Rüstem, iki mahalle daha öteye gelselerdi bizi de öldüreceklerdi’ demişti. Bu konuşmayı ben üç buçuk yaşında duydum ve içime işledi. Tepemizde gürültülü seslerle uçaklar uçuyordu ve bunların hepsi bende iz bıraktı. Daha sonra ben hep Mehmetçik sevgisiyle büyüdüm. 1974’te askerin adaya çıkması bambaşka bir mutluluk oldu ve ondan sonrasında Kıbrıs Türkü bugünlere kadar gelebildi” ifadelerini kullandı.

Bugünün çocuklarının da etrafa bakması gerektiğini ve onlara seslenmek istediğini kaydeden Ersin Tatar, “Sizlerin ataları, neneleri, dedeleri, bu ülke, bu cumhuriyet için büyük mücadeleler vermiştir. Çok şehitler verdik, çok acılar yaşadık. Neticede şu anda devletimiz, cumhuriyetimiz ve bütün burada yaşadığımız barış, huzur, güven, mutlu yaşam onların fedakarlıklarına bağlıdır” dedi.

“Başarılarımızın kıymetini bilmeliyiz”

Türk aile yapısında çocuklara anne, baba, dede ve nene tarafından çok değer verildiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ailelerin çocuklarının en iyi okullarda en iyi eğitimleri görebilmesi için her türlü fedakarlığı yaptıklarını dile getirirken, “Biz de bu noktada çocuklarımız için her şeyi yapmaya hazırız” dedi.

Tatar, konuşmasında, “Milli Eğitim Bakanımız şu kadar yeni okul yaptık, şu kadar okulun tamirini yaptık diye açıklamalarda bulunuyor. Depremden sonra çok büyük felaketler yaşandı. Devlet kendi imkanları çerçevesinde Türkiye’nin de desteğiyle okullar yapmaya devam ediyor, varlıklı aileler de bu noktada bütçelerinden ayırarak okullar yaptırmıştır. Geçmişe göre çok daha iyi okullar çok daha iyi şartlarda eğitim alan çocuklarımız vardır ve bu da KKTC’nin başarılarından dolayıdır. Bunun değerini bilerek çocuklarımızı motive etmemiz lazım. Muhalif kesime baktığımızda hep KKTC’yi kötüleyerek yaklaşıyorlar. Bu ülkede tanınmamışlığın getirdiği birtakım olumsuzluklar vardır ancak o çocuk ruhlara bu olumsuzlukları empoze etmek hiç doğru değildir” ifadelerine yer verdi.

“Beni herkes ‘halk adamı’ olarak bilir”

Bir ekonomist olarak herkesin orta düzeyde olduğunu ve insanların mutlu bir yapı içerisinde yaşadığını aktaran Tatar, “Bizim en zenginimiz, en fakirimizle aynı sofrayı paylaşabilir ve bu güzel bir şeydir. Ben bunun örneğiyim, beni herkes ‘halk adamı’ diye biliyor, öyle de devam edecektir. Ben her sofrada herkesle buluşabilirim. Birlik beraberlik bizleri birbirimize daha da kenetler ve bu sayede halk olarak daha güçlü oluruz” ifadelerini kullandı.

Halk içerisinde herkesin en zengin, en başarılı olmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Tatar, “Zengini de olacak, fakiri de olacak, başarılısı ve daha az başarılı olanı da olacak ama önemli olan dürüstlüktür, samimiyettir, insanlıktır” dedi.

“Halkıma minnet duyuyorum”

Halkın adamı olmaktan ve halkına hizmet etmekten çok büyük mutluluk duyduğunu aktaran Ersin Tatar, gece gündüz hiç yorulmadan çalıştığını ve çalışmaya devam edeceğini ifade etti. Yıllarca İngiltere’de yaşadığını belirten Tatar, 17 yaşında Cambridge Üniversitesi’ne girip 20 yaşında mezun olduğunu dile getirdi. Daha sonra dünyanın çeşitli firmalarında çalıştığını ve yeminli mali müşavir olduğunu ifade eden Tatar, “Sonra Asil Nadir Bey bir sabah telefonla beni aradı, gel beraber çalışalım dedi. Gittim görüştüm, beni ikna etti. Çalıştığım yerden ayrılarak 24 yaşında Asil Nadir’in yanında başladım, birçok organizasyonda danışmanlar ile beraber ben de bulundum” ifadelerini kullandı. Daha sonrasında Türkiye’de yaptığı çalışmalardan da bahseden Ersin Tatar, “Kıbrıs’a gelmeden önce Kanal T’yi kurdum, sonra geldim köy köy gezerek hiç yorulmadan halk ile bütünleştim. Daha sonra milletvekili oldum, 5 sene boyunca Maliye Bakanlığı yaptım. UBP’nin Genel Başkanlığını yaptım, sonra Başbakan oldum, en nihayetinde Cumhurbaşkanı oldum” dedi. Halkına çok şeyler borçlu olduğunu dile getiren Tatar, “Bana duydukları güven ve verdikleri fırsatlar için minnet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

“Köy maçlarını izlemekten keyif alırım”

Sosyal medyadaki paylaşımlarıyla topluma ve gençlere örnek olmaya çalıştığını belirten Ersin Tatar, özellikle sağlıkçıların demeçlerine çok önem verdiğini ve sporun da kendisi için vazgeçilmez olduğunu dile getirdi.

Hayatının her alanında sporla ilgilendiğini kaydeden Tatar, köy maçlarına gidip izlemekten keyif aldığını ve bu durumun yönetici, sporcu ve taraftarlara motivasyon olduğunu ifade etti.

Ambargo ve izolasyonlardan dolayı gençlere açılması gereken birçok kapının açılmadığına vurgu yapan Ersin Tatar, bu durumu dünyanın yapmış olduğu büyük bir haksızlık olarak değerlendirdi. Tatar, “Rum tarafı, ‘gelin bizim bayrağımız altında yarışın’ diyor ama biz bu durumu kabul etmiyoruz. O yüzden biz bunları hep Türkiye’de konuştuk. Geçen haftalarda Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanı Osman Bak bizim davetimiz üzerine geldi. Orada Türk Milli takımlarında 5 yıl önce 5 sporcumuz yarışırken, şimdi bu sayı 42’ye ulaştı. Buse Savaşkan bunun bir örneğiydi, o bizim gururumuz oldu. Türk Milli takımında yarıştı ama herkes onun KKTC vatandaşı olduğunu biliyordu. Bize koyulan ambargoları bu şekilde aşmaya çalışıyoruz” dedi. İmkan verilse çok daha iyi başarılara yelken açılacağının altını çizen Tatar, “Yakın gelecekte Gençlik ve Spor Bakanlığı ayrı bakanlık olması lazım çünkü bunu artık hak ediyor” ifadelerini kullandı.

Kültür ve sanata yapılan yatırım

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “KKTC’nin sanatı, müziği, kültürü çok değerlidir ve tanıtmak için hep uğraştık, uğraşmaya da devam edeceğiz. Yeni yetenekler de çıkıyor, çok başarılı müzisyenlerimiz var. Buray, Ziynet Sali Kıbrıslı Türklerdir. Ziynet Sali’yi biz Türkiye’ye götürdük. Başarılı ve yetenekli olduğu için ünü aldı başını gitti” dedi.

Hizmet aşkı

Bazı noktalarda sosyal medyada haksız, hukuksuz, dayanaksız linç kampanyalarının başlatıldığına dikkat çeken Ersin Tatar, insanların bu linçlerden dolayı siyasete girmeye bile çekindiğini ve hukuki olarak bu gibi kampanyalara müdahale edilmesi gerektiğini ifade ederken, “Önemli olan ülkeye hizmettir. Ben hizmet aşkı ile o hizmeti sonuna kadar sürdürmeye devam edeceğim” dedi.

Kendisinin ve kendi gibi düşünen siyasilerin siyasetinin ‘Kıbrıs meselesiyle özdeşleşmiş’ olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konuşmasında “Normal ülkelerdeki siyaset bambaşka bir şeydir. Ancak Kıbrıs davasının sürmesinden dolayı benim görevimin esas boyutu Kıbrıs davasını savunmaktır” ifadelerine yer verdi. Bu savunmanın Türkiye’nin desteğiyle gerektiğinde Rum’a, gerektiğinde Yunan’a ve Avrupa’ya karşı olduğunu belirten Tatar, “Siyaset bir yere kadar, bizim için önemli olan Kıbrıs meselesi ve Kıbrıs Türk halkının egemenlik haklarının korunmasıdır” dedi. Bu anlamda Rum tarafının Türk tarafını bir halk görmediğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ‘yama edilecek bir yapı’ olarak gördüğünü kaydeden Tatar, böyle bir durumda Kıbrıs Türk halkının her şeyini kaybederek Rum tarafının insafına kalacağını ve bunun kabul edilemez olduğunu savundu.

Önemli olanın iki ayrı devletin işbirliği ile anlaşmaya varabilmek olduğunu vurgulayan Ersin Tatar, “O orada ne kadar devletse, biz de burada o kadar devlet olmalıyız ve mücadelemiz bunun içindir” dedi.

“Tek yüreğiz, hepimiz biriz”

Ersin Tatar, Kıbrıs Türk insanının birbirlerine olan bağlılıklarının ne kadar güçlü olduğunun altını çizerken, “Bizim en büyük servetimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Kıbrıs destanı hepimizi birbirimize bağlayan bağımızdır. Nerede olursak olalım; gerek Kıbrıs’ta, gerek Türkiye’de, gerek İngiltere’de, gerekse de dünyanın herhangi bir yerinde, her bir Kıbrıs Türkü bizim için bir değerdir. Tek yüreğiz, hepimiz biriz” dedi.

“KKTC, Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız”

KKTC’de tam anlamıyla bir destan yazıldığını ve bu gelişmelere bağlı olarak adanın ‘Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız’ olduğunu ifade eden Tatar, yatırımlara bakıldığında bu tablonun net olarak görüldüğünü kaydetti. KKTC’nin arkasında 85 milyonluk Türkiye’nin olduğuna vurgu yapan Tatar, “Jeopolitik, jeostratejik ve küresel dengelere baktığımızda bu bölgedeki barışın, huzurun teminatı KKTC’den geçer. Karşılarında Türkiye’nin varlığından rahatsız oluyorlar. Türkiye güçlü olduğu için onlar bunu kendilerine göre bir rahatsızlık olarak görüyorlar. Bütün dengelere baktığımızda KKTC, Türkiye için de önemlidir. Bu yüzden, Türkiye, her zaman da dile getirildiği gibi, bu ülkenin kalkınması için elinden gelen tüm desteği sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin makamları ile bu çerçevede samimi ilişkiler kurulmasının önemine değinen Tatar, bu anlamda kendisine farklı gözle bakıp başka şeyleri yakıştıranların kendisine haksızlık ettiğini savundu. Kendisinin ‘iki devletli’ siyasetini gündeme getirdiğini ve bu noktada başarılı olduğunu düşündüğünü ifade eden Tatar, bu noktada Türkiye’nin desteğini almaktan büyük mutluluk duyduğunu kaydetti.

“Rum’un bu tavrıyla federasyon imkansız”

Rum’un Türk tarafı ile ortaklık yapmak istemediğini Annan Planı’nda da, Crans Montana görüşmelerinde de belli ettiğini aktaran Tatar, “Biz artık kendi devletimizle bu yolu yürümek durumundayız. Anlaşma, iki devletli işbirliği olabilir. Ancak anlaşmaya kadar da Rum tarafı ile ilişkileri savunan bir kişiyim” dedi. Görüşmelerde KKTC’nin tek başına gitmesinin anlamsız olacağını düşündüğünden dolayı Türkiye ve Yunanistan’ı da yanında görmek istediğini dile getiren Tatar, New York ve Cenevre toplantılarının bu anlamda kendi ısrarı ile olduğunu ifade etti. Görüşmede TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da yanında olduğunu belirten Tatar, Türkiye’nin de Rum’un bu tavrıyla federasyonun mümkün olmadığını ve tek çözümün iki devletli çözüm olacağını düşündüğünü kaydederken, “Federasyon adı altında savunulan tezin ilk şartı Türkiye’nin buradan çekilmesidir” dedi. Eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın oturduğu masada gündeme gelen konulara değinen Tatar, “Askerin gitmesini istemelerini geçtim, Kıbrıs Türkünün emniyetini ve güvenliğini sağlaması için Polisi bile bize hak görmediler. Benim masamda bunlar gündeme gelmez çünkü benim için iki devletli siyasette anavatanla ilişkiler, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığı bizim için vazgeçilmezdir. Aksi takdirde buradaki huzurumuz gider” ifadelerini kullandı.

Fotoğraflar/Özmen YILANCILAR

2
mutlu
Mutlu
4
alk_
Alkış
0
_zg_n
Üzgün
0
_a_rm_
Şaşırmış
Cumhurbaşkanı Tatar: Ben bu toprakların çocuğuyum
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.