İsrail basınında KKTC ve Türkiye’yi hedef alan haberler dikkat çekerken, CNN Türk canlı yayınına katılan uzmanlar bu durumu değerlendirdi; Türkiye ile KKTC’nin yakın işbirliğinin önemine dikkat çekti.
“Tatar’dan mert duruş”… Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz, Türkiye ile KKTC’nin yakın işbirliğinin önemli olduğunu belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, anavatanla birlik ve bütünlüğe halel getirmeden çok dik ve mert bir duruş sergiliyor. Türkiye’nin askeri gücü ve KKTC’nin kararlı duruşu sayesinde bu senaryolar boşa çıkartılacaktır.” dedi. Karagöz Tatar gibi kararlı bir Cumhurbaşkanının görevde olmasının önemine değindi.
“Bu tehditlere güler geçeriz”… Emekli Tümgeneral Dr. Mehmet Okkan İsrail’in bölgesel güç olma iddiası çerçevesinde İran ve Türkiye’yi tehdit gördüğüne dikkat çekti, KKTC’nin Türkiye’nin kopmaz bir parçası olduğunu kaydetti. Okkan, “Türkiye, Kıbrıs’ta bu türlü hamleleri savuşturacak yeteneğe sahiptir. İsrail’in tehditleri ‘gülüp geçilecek’ söylemlerdir.” dedi.
“Türkiye KKTC’deki varlığını güçlendirmeli”… Deneyimli gazeteci Abdulkadir Selvi, bu gibi tehditlere karşı KKTC halkına uyarı yaptı. “İsrail, Lübnan’a, Gazze’ye, Suriye’ye ne yapıyorsa Kıbrıs’a da parmağını sokarsa aynısını yapar. Bu nedenle Türkiye KKTC’deki askeri varlığını daha da güçlendirmek durumundadır.” diyen Selvi, Türkiye’nin garantör ülke olarak Kıbrıs’ta olduğunu anımsattı, İsrail’in Güney’deki varlığını sorguladı.
Taha Can GÜRLEK
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Israel Hayom’da Shay Gal imzasıyla yayımlanan ve Türkiye’yi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) üzerinden hedef alan yazı, Ankara’da ve medyada geniş yankı uyandırdı.
Yazının ardından, CNN Türk ekranlarında değerlendirmelerde bulunan güvenlik uzmanları ve gazeteciler, İsrail’in Doğu Akdeniz’deki güvenlik stratejilerine dikkat çekerken Kıbrıs’ın önemine vurgu yaptı.
“İsrail güvenlikleştirme politikasıyla yeni bir alan açıyor”
Emekli Tümgeneral Dr. Mehmet Okkan, İsrail’in söz konusu çıkışını “güvenlikleştirme” politikası kapsamında değerlendirdi. Okkan, İsrail’in uzun süredir beklettiği bu gündemi İran’a karşı elini güçlendirdikten sonra devreye aldığını savundu. İran’a yönelik askeri hamlelerle “dokunulmazlık algısını” kıran İsrail’in, Hizbullah’a yönelik etkili operasyonlar sayesinde Suriye ve Lübnan’daki yakın tehditleri zayıflattığını kaydetti.
İsrail’in bölgesel güç olma iddiası çerçevesinde şimdi rotayı Doğu Akdeniz’e çevirdiğini vurgulayan Okkan, “İran ve Türkiye, İsrail’in yakın çevre tehditleri olarak kodladığı iki ülkedir. Suudi Arabistan gibi ülkelerle ise İbrahim Anlaşmaları üzerinden mutabakat zemini oluşturuldu” dedi.
“Trodos’taki İsrail dinleme üssü NATO’ya Türkiye’ye karşı mı?”
Dr. Okkan, Güney Kıbrıs’taki Trodos Dağı’na İsrail tarafından kurulan dinleme tesisine de dikkat çekerek, “İsrail, Avrupa Birliği üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarında NATO üyesi Türkiye’ye karşı mı dinleme faaliyeti yürütüyor?” diye sordu. NATO’nun bu duruma sessiz kalmasını eleştiren Okkan, “Türkiye, KKTC ile Garanti Anlaşmaları çerçevesinde askeri varlık gösteriyor. Peki İsrail, hangi uluslararası hukuk zemininde bu dinleme faaliyetini yürütüyor?” diye sordu.
“İsrail-Rum yönetimi arasında askeri işbirliği sorgulanmalı”
İsrail’in Güney Kıbrıs ile yaptığı askeri işbirliği anlaşmalarına da değinen Okkan, İsrail donanmasına ait gemilerin ve hava kuvvetlerinin Rum limanlarını ve üslerini aktif şekilde kullandığını, ortak tatbikatlar düzenlediğini belirterek, bu faaliyetlerin senaryolarının kamuoyuyla paylaşılmadığını söyledi.
“Türkiye Kıbrıs’ta bu türlü hamleleri savuşturacak yeteneğe sahiptir. Biz Kıbrıs’ı Türkiye’nin ayrılmaz parçası olarak ilan ettik. Geçmişte bunu ayırmayı deneyenler tarihte neler yaşandığını biliyor. Evet KKTC bağımsız bir devlettir ama bizimle olan güvenlik ve savunma anlaşması gereği Güvenlik güçlerimiz oradadır.” diyen Emekli Tümgeneral, İsrail’in tehditlerini ‘gülüp geçilecek’ söylemler olarak nitelendirdi.
Karagöz: Kuzey Kıbrıs Türkiye için stratejik kalkan haline geldi
Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz, programdaki değerlendirmelerinde, KKTC’de düzenlenen Teknofest etkinliğine ve burada sergilenen ileri savunma teknolojilerine dikkat çekti. Karagöz, Türkiye’nin Libya, Karabağ, Kuzey Irak ve Suriye’de edindiği askeri tecrübelerin bir kısmının henüz kamuoyuna açıklanmadığını vurguladı.
Türkiye’nin KKTC’de konuşlandırdığı bazı elektronik harp ve sinyal bozucu sistemlerin İsrail’in dikkatini çektiğini kaydeden Karagöz, “İsrail, bu sistemlerin ne olduğu, nasıl çalıştığı ve ne derece etkili olduğu konusunda hâlâ net bilgilere ulaşabilmiş değil. Mossad’ın bu sistemleri çözmek için yoğun çaba sarf ettiğini duyuyoruz.” dedi.
Karagöz, bu sistemler sayesinde KKTC’nin bir tür “yüksek teknolojili kalkan” işlevi gördüğünü ve Türkiye için stratejik bir güvence alanı oluşturduğunu ifade etti.
“2000’li yılların başında Güney Kıbrıs’ta neredeyse hiç İsrailli yoktu…”
Karagöz, İsrail’in son yıllarda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerini sadece askeri değil, demografik olarak da geliştirdiğini kaydederek, “2000’li yılların başında neredeyse hiç İsrailli ailenin bulunmadığı Güney Kıbrıs’ta, bugün 16 binden fazla İsrailli aile yaşıyor.” dedi.
İsrail’de artan savaş yorgunluğu, psikolojik sorunlar ve asker kayıplarına da değinen Karagöz, “İsrail’in yedek asker bulmakta zorlandığı, hatta sekiz askerden birinin cepheye gitmeyi reddettiği bir dönemde siyasi operasyonlara ağırlık vereceği ortada.” ifadelerini kullandı.
Karagöz, Tatar’ın politikasını övdü: Mert ve dik bir duruş
Taha Hüseyin Karagöz, programda yaptığı değerlendirmelerin sonunda KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a özel bir parantez açarak, Tatar’ın iki devletli çözüm politikasının önemine değindi. Türkiye ile KKTC ilişkilerinin çok önemli olduğuna vurgu yapan Karagöz, “Sayın Tatar, anavatanla birlik ve bütünlüğe halel getirmeden çok dik ve mert bir duruş sergiliyor. Kendisine buradan selam olsun.” dedi.
Yaklaşan seçimler öncesi özellikle dış baskıların arttığını kaydeden Karagöz, “Hayom ve Şalom gibi İsrail merkezli yayınlarda KKTC’ye yönelik senaryolar yazılıyor. Ancak Türkiye’nin askeri gücü ve KKTC’nin kararlı duruşu sayesinde bu senaryolar boşa çıkartılacaktır.” şeklinde konuştu.
Karagöz sadece askeri değil, siyasi adımların da önemine işaret ederek Ersin Tatar gibi kararlı Cumhurbaşkanlarının görevde olmasının öneminin altını çizdi.
Selvi: Türkiye, KKTC’deki askeri varlığını daha da güçlendirmeli
Deneyimli gazeteci Abdulkadir Selvi de Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki askeri varlığını daha da güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Selvi, “Amerika Kıbrıs’taki askeri üstleri büyüttü, Fransa ve İsrail ile birlikte ortak tatbikatlar yapıyor. Kime karşı bu tatbikatlar? Elbette Türkiye’ye karşı! Ayrıca Kıbrıs’ın içerisinde de bazı kesimler Türkiye’nin varlığından rahatsızlar ama şunu unutmasınlar; İsrail Lübnan’a, Gazze’ye, Suriye’ye ne yapıyorsa Kıbrıs’a da parmağını sokarsa aynisini yapar. Bu gazetede yayınlanan yazıyı Netenyahu yazıyor ve bir mektup gibi bize gönderiyor aslında. Türkiye KKTC’deki askeri varlığını daha da güçlendirmek durumundadır. Çünkü bu mektup bir meydan okumadır.” dedi.
Abdulkadir Selvi, Kıbrıs’ın kanla alındığını ancak da kan dökerek buradan atılabileceğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz Kıbrıs’ta Londra ve Zürih Anlaşmaları ile Garantör ülke olarak bulunuyoruz. İsrail ne olarak bulunuyor. İsrail ve Amerika’nın Kıbrıs’tan gitmesi lazımdır. Biz Kıbrıs’taki varlığımızı daha da artırmalıyız”
Israel Hayom: Kuzey Kıbrıs İsrail’in güvenlik sorunudur
Israel Hayom’da Shay Gal imzasıyla yayımlanan “Kuzey Kıbrıs aynı zamanda bir İsrail sorunudur.” başlıklı yazıda “Kuzey Kıbrıs’ı kurtarmak İsrail’in rolü veya arzusu değildir. Ancak, bölgeden gelen tehdit kritik bir eşiğe ulaşırsa, İsrail’in stratejik duruşunu değiştirmesi gerekir. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs ile koordinasyon içinde, adanın kuzeyini kurtarmak için bir acil durum operasyonu hazırlamalıdır.” ifadeleri yer verdi ve “Kuzey Kıbrıs yalnızca Kıbrıslı Rumların değil, İsrail’in de bir güvenlik sorunudur.” dedi.
Shay Gal, Geçitkale Havaalanı’nın SİHA üssüne dönüştürüldüğünü ve Mayıs 2021’den beri Bayraktar TB2, Temmuz 2024’ten itibaren ise Akıncı TİHA’larının aktif olarak kullanıldığını ifade ederek, “Bu SİHA’lar İsrail’in doğalgaz platformlarını, savaş gemilerini ve stratejik altyapısını anında hedef alabilecek kapasitede. Buna ek olarak, 200 km menzilli Atmaca gemisavar füzeleri ve 560 km’ye kadar nokta atışı yapabilen Tayfun balistik füzelerinin Girne ve Mağusa’da konuşlandırılmak üzere hazırlanıyor.” ifadelerine yer verdi.
İsrailli yazar Gal’a göre İsrail, doğrudan çatışma hedeflemese de olası bir saldırı durumunda hazırlıklı olmak zorunda. Bu kapsamda Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ortak hazırlanacak operasyon planının adı “Poseidon’un Gazabı” olacak.
Buna göre “Planın amacı, Türkiye’den yapılacak takviye sevkiyatını engellemek, Kuzey Kıbrıs’taki hava savunma sistemlerini imha etmek, istihbarat ve komuta merkezlerini yok etmek ve Türk askerini bölgeden çıkartmak.”




















Yorumlar kapalı.