Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, BM’nin hazırladığı son Kıbrıs raporunu memnuniyetle karşıladı.
Tatar’ın başarısı… Prof Dr. Işıksal, “Birleşmiş Milletler raporunda gözümüze ilk çarpan nokta raporun hiçbir yerinde ‘federasyon’ kelimesinin geçmemesidir. Bu da Kıbrıs Türk tarafının Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile başlattığı yeni politikasının ne kadar doğru ve sonuç alıcı olduğunu gösteriyor.”diye konuştu. Işıksal, “Federasyon denen sanal dünya talebi yavaş yavaş gerçeğe doğru evriliyor.” ifadelerini kullandı.
“Rumlar da ‘iki devlet’ diyor”… Işıksal, Eurobarometer araştırmalarının sonucuna dikkat çekti. Işıksal, “Rumlar, ‘Kıbrıs’ta nasıl bir çözüm olur’ sorusuna yüzde 25 federasyon, yüzde 23 üniter devlet, yüzde 14 iki devlet, yüzde 13 mevcut statükonun devamı yanıtı verdi. Mevcut durum zaten iki devletin varlığı. Bu orana iki devlet seçeneği eklendiği zaman iki devlete destek verenlerin oranı yüzde 27 ile ilk sıraya yerleşiyor.” dedi.
KIBRIS Özel
Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal KIBRIS TV’de katıldığı canlı yayında önemli açıklamalarda bulundu.
Birleşmiş Milletler Kıbrıs Temsilciliği tarafından hazırlanan Kıbrıs raporunu değerlendiren Işıksal, raporun hiçbir yerinde ‘federasyon’ kelimesi geçmediğine dikkat çekerek bunun Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın önderliğinde 2020 yılında ortaya atılan iki devletli yeni politikanın bir başarısı olduğuna vurgu yaptı.
Avrupa Birliği finansmanı ile gerçekleştirilen Eurobarometer araştırmalarına da dikkat çeken Pof. Dr. Işıksal, rakamların Rum toplumunun da artık iki devletli çözüm modelini benimsemeye başladığını gösterdiğini kaydetti.
Haspolat sınır kapısının açılması konusunda Kıbrıs Türk tarafından güçlü bir destek olduğunu söyleyen Işıksal, kapı açılmamasına yönelik içerden yapılan eleştirilere değindi, bunun sebebinin Rum yönetiminin tutumu olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, KIBRIS TV’de yayınlanan Gün Ortası programında Elif Şen Çatal’ın sorularını yanıtladı.
“Federasyonu savunanlar statükocudur”
BM’nin her yıl yayınlanan raporuna değinen Işıksal, “Gözümüze ilk çarpan nokta raporun hiçbir noktasında ‘federasyon’ kelimesinin geçmemesidir. Bu da Kıbrıs Türk tarafının cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile başlattığı yeni politikasının ne kadar doğru ve sonuç alıcı olduğunu gösteren bir sonuçtur. Ersin Tatar ile birlikte artık Federasyon tarihin tozlu raflarına kaldırıldı.” dedi.
Statükonun değişmesi gerektiğine dikkat çeken Işıksal, federasyonu savunan kişilerin statükocu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:
“Bu ezberleri bozmamız gerekiyor. BM de statükonun bekçisidir. Güvenlik Konseyi’nin yanlış kararlarını savunmak zorunda kalıyor. Ama anlamlı, sonuç getirici, iki tarafın onaylayacağı çözümlerden bahsediyor son rapor. Tam da bizlerin önerilerini anlatıyor. Çünkü artık bitmiş federasyon yerine yeni bir çözüme odaklanmalıyız. Biz aynen bunu söylüyoruz. Buna karşın Rumlar tamamen çağ dışı bir modeli öneriyorlar; bize “siz bizim azınlığımız” olun diyorlar.”
Raporda ‘ortak zemin yok’ vurgusu yapıldı
Prof. Dr. Işıksal BM’nin son Kıbrıs raporunda bir önemli detayın da iki taraf arasında ortak bir zeminin olmadığının kayıt altına alınması olduğunu ifade etti. “Bunun raporda yer alması oldukça önemlidir.” diyen Işıksal, şöyle devam etti:
“Rum tarafı hâlâ daha 2020’den beri ortaya konulan yeni siyaseti görmezden geliyor. Güvenlik Konseyi kararları ve ‘federasyon’ diyorlar. Ama unutuyorlar ki bu kararlar alındığı zaman federasyon ‘iki tarafın uzlaştığı tek modeldi’ ancak KKTC artık federasyondan rızasını çektiği, bunu deklare etti. Bu gelişmeyi görmek istemeyen tarafa BM raporda bu mesajı verdi. Bu oldukça olumludur.”
Işıksal “Federasyon denen sanal dünya yavaş yavaş gerçeğe doğru evriliyor.” diyerek bu çerçevede Avrupa Birliği tarafından finanse edilen eurobarometer araştırmalarının sonucuna dikkat çekti.
“Eurobarometer anketinde Rumlar “iki devlet” diyor”
Eurobarometer’in 2024 yılının Aralık ayında yaptığı ve sonuçları açıklanan anketini gündeme getiren Hüseyin Işıksal, “Bin 500 kişiye direkt ulaşıyorlar. Çok ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Güney Kıbrıs’ta “Kıbrıs’taki en büyük sorun” nedir diye soruyorlar Rumlara. Rum liderler “en büyük sorun Kıbrıs sorunudur” diyorlardı ama Rum halkı ayni görüşte değil. Rumların cevaplarına bakıldığı zaman yüzde 63 en büyük sorunun pahalılık, yüzde 45 ekonomik yetersizlik, yüzde 43 de yolsuzluklar olduğunu söylüyor. Kıbrıs meselesi ilk 3’te yer almıyor.” Diyerek anketin daha da önemli olan diğer sorunun yanıtlarını paylaşıyor:
“Kıbrıs’taki çözümü ne şekilde arzu edersiniz? Diye soruluyor. Rumlar yüzde 25 oranında federasyon diyor. Geriye kalan yüzde 23 üniter devlet, yüzde 14 de iki devletli çözüm diyor. Buna ek olarak yüzde 13’lük bir kesim de mevcut statükonun devamı cevabını veriyor. Mevcut durum zaten iki devlet demek. Buna bir de iki devlet seçeneğini tercih edenleri eklediğiniz zaman iki devlete destek verenlerin oranı yüzde 27’ye yükseliyor. Bu da ilk sıraya geldiğini gösteriyor.”
“Rum halkı gerçeklere yöneliyor”
Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı, Rum Yönetiminin bu sonuçları görmezden gelse de Rum halkında bir uyanma olduğunun belirtileri olduğuna değinerek, “Rum halkında ada gerçeklerine yöneliyor. Bu da 2020’den beri sürdürülen yeni siyasetin en zor alıcısı olan Rum komşularımızda kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Bu kadar kara propagandaya rağmen bu rakama ulaşılabilmesi bizi umutlandırıyor.” ifadelerini kullandı.
“Yeni kapı açılması için olağanüstü çaba harcıyoruz”
Prof. Dr. Işıksal, yeni sınır kapıları açılması tartışmalarına ilişkin de konuştu. KKTC içinden Cumhurbaşkanı Tatar’a yönelik “Bir sınır kapısı bile açılamadı” eleştirisini yanıtlayan Işıksal, “KKTC tarihinde ilk defa biz, yeni kapıların açılması için olağanüstü çaba harcıyoruz. Biz çok alternatifli kapılar önerdik. Kriterimiz belli; iki toplumun faydasına olacak, iş birliğini, ticareti artıracak ve alt yapı anlamında en az maliyetli kapılar. Rumların önceliği nedir peki? Erenköy ve Kiracıköy ısrarları var. İkisi de askeri bölge ve ikisi de transit kapılar. Bu kapıları sadece Rumlar kullanacak.. Yani iki toplumun yararı gözetilmiyor.” diye konuştu.
Kıbrıs Türk tarafının Haspolat kapısını önerdiğini açık olan toplam 9 kapı olmasına rağmen ticaretin çok büyük oranının Metehan sınır kapısından yapıldığını ve burada büyük sıkışıklık yaşanı anlatan Işıksal, “İşte bu yoğunluğu azaltacak kapı Haspolat’tır. Rumlar zaten Kıbrıslı Türklerin geçiş yapmasını istemiyor, bunun kamuoyuna yansıyan açıklamaları da var kendi bakanları tarafından. Ama ticaret de oradan yapılıyor. O nedenle Haspolat kapısı çok önemlidir.” dedi.
“Kapıların açılmasını kimin istemediği bellidir”
Haspolat kapısının açılımına Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yanı sıra, Ticaret Odası ile Sanayi Odası Başkanları ve Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanının hatta askerin de destek verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Işıksal, sözlerine şöyle devam etti:
“Haspolat kapısı için ortak bir irade ve güçlü bir destek var. Buna rağmen Rum tarafı neden Haspolat kapısının açılmasını istemediğini bize mantıklı bir şekilde açıklaması lazım. Ama bunun izahı yok. Bu kapı ile Kıbrıs Türk tarafının ticareti artacak diye bu kapının açılmasını isteniyorlar. Ben her gün okuyorum Rum tarafından yazılıp çizilenleri. Bizi eleştiren iç kesimler daha sağduyulu davranmalıdır çünkü kapıların açılmasını kimin istemediği, bellidir. Haspolat dışında başka önerilerimiz de var. O öneriler de masadadır. Bizim önerilerimiz hem Türk halkına hem de Rum halkına fayda sağlayacak önerilerdir.”




















Yorumlar kapalı.