Biri, bağışçısı olduğu derneğin hastası oldu, diğeri, genç yaşında ummadığı hastalığa yakalandı. Kanser Hastalarına Yardım Derneği üyeleri, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda KIBRIS okurlarına yaşadıklarını anlatarak önemli mesajlar verdi.
“Düzenli kontrollerinizi yaptırın”… Yaşadıkları zorlu sürece dikkat çeken İlkiz Akrep ve Çise Diker, vatandaşlara kansere karşı “düzenli kontrol yaptırın” çağrısı yaparak, hastalık ne kadar erken teşhis edilirse, iyileşme sürecinin de o kadar hızlı olduğunu belirtti.
Emine Gül ÖZER
Pençesine düşürdüğü kişilerin hayatını altüst eden kanserle ilgili erken teşhisin önemi çok büyük. Özellikle meme kanseri, sanıldığı üzere 40 yaş üstü olanları değil, 20’li, 30’lu yaşlardaki gençleri de tehlike çemberine alabiliyor.. Bunun için düzenli meme kontrolünün önemli olduğu vurgulanıyor. Kadınlar kadar olmasa da erkeklerde de görülen meme kanserine karşı kişilerin kendi vücudunu tanıyıp, evde elle muayene yapması öneriliyor.
Meme kanserine dikkat çekebilmek ve farkındalığı artırabilmek için her yıl 1 – 31 Ekim tarihleri arasındaki bir ay boyunca meme kanseri ve farkındalık ayı düzenleniyor..
Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde erken tanı hayat kurtarırken, Kanser Hastalarına Yardım Derneği üyeleri, bu bağlamda Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla KIBRIS okurlarına yaşadıklarını aktararak, önemli mesajlar verdi.
Bağışçısı olduğu derneğin, gün gelip hastası olan İlkiz Akrep, meme kanserine karşı yaptırdığı kontrollerinde ilk önce tetkiklerin temiz çıkmasına rağmen, stres ve üzüntü sebebiyle sürecin çok hızlı ilerlediğini belirtti. Akrep hastalıkla mücadelede sosyalleşmenin ve psikolojiyi yüksek tutmanın önemine dikkat çekti.
Hiç ummadığı anda genç yaşında lösemiye yakalanan Çise Diker ise hastalığını ilk evresinde fark ettiğini, bu sebeple kurtulmasının daha kolay olduğunu ifade ederek, ‘erken teşhisin’ önemine dikkat çekti.
Akrep: Kontrolde temiz çıktım, bir anda ilerledi…
2008 yılında meme kanseri olduğunu öğrendiğini ifade eden İlkiz Akrep, rast gele kendini incelediği esnada göğsünde bir kitle olduğunu görmesiyle hastaneye başvurduğunu kaydetti, sonrasında yaşadığı süreci şu ifadelerle aktardı:
“Momografi cihazı maalesef bozuktu, bana 3 ay sonraya randevu verdiler. Bu arada bayağı bir şekil bozukluğu, şişlik oldu.. O yüzden özel hastaneye başvurdum, oradaki doktor hemen ameliyata girmem gerektiğini söyledi. Bir zamanlar sınıf arkadaşım olan Doktor Varol Çelik’in yanına gittim.. İçimde hep bir korku ve endişe vardı.. o kadar beynim doluydu ki senelerin arkadaşını bile tanıyamadım.. Hastaneye gittiğimde 5. evrede olduğunu öğrendim. Bu arada ben düzenli olarak kontrollerimi yaptıran biriyim, 3 ay önce kontrol yaptırdığımda sonuçlar temiz çıkmıştı. Aşırı üzüntü bunu hızlandırıyor. Annemin beyin kanaması geçirmesi, vefat etmesi bu durumu çok tetikledi. Annem ölene kadar erteledim, gittiğimde de ilerlediğini öğrendim. Ailemde de meme kanseri çok var, belki bu da bir etkendir.. Sonrasında apar topar ameliyata alındım, kendime geldiğimde göğsümün ve çok miktarda koltuğumun altındaki bezelerin de alındığını öğrendim”.
“Memurken bağış yaptığım derneğin, gün geldi hastası oldum”
Ameliyat olup Kıbrıs’a geldikten sonra yaşadığı süreci ise Akrep şöyle anlattı:
“Herkes 21 günde alırken ben her çarşamba kemoterapi ilacı alıyordum.. Kemoterapimin bitmesine yakın ‘radyoterapi almak için Türkiye’ye gitmen lazım’ dediler. ‘Başka çaresi yok mu?’ dedim, güneye geçebilirsin dediler.. Benim küçük oğlum da o zamanlar çok meraklıydı okumaya, Türkiye’ye gidersem çocuğuma kim bakacak, onun tüm okuma motivasyonu gidecek diye düşündüm ve güneyde tedavi olmaya karar verdim.. Ama gitmek için de İngilizcem yetersiz, Rumcam da yoktu. Doktorum Özlem Hanım benim yerime o raporu İngilizce olarak yazdı”.
Akrep, doktorun kendisine, ‘raporla birlikte Kanser Hastaları Yardım Derneği’ne gideceksin’ demesi üzerine yaşananları da şöyle anlattı:

“Ben memur olduğumda derneğin kapısının nerede olduğunu bilmiyordum ama maaşımdan her ay bağış yapıyordum. Bağış yaptığım derneğin gün geldi hastası oldum. Oraya gittiğimde durumu izah ettim. Hemen yardımcı oldular, güneyden randevu aldılar, çıktık gittik, orada ışın tedavimi aldım.
Yılbaşına yakındı, bir sürü bayan geldi güneyin kanser derneğinin kadrosuymuş bize hediyeler verdiler. Ayaklarımın gücü yürümekten tükeniyordu ama sırf oğlum anlamasın, okumaktan geri kalmasın diye benim hiçbir şeyim yok der çeşitli yemekler yapardım. İyileşince ben de hastalara yardım edeceğim, hediyeler vereceğim derdim çok şükür öyle oldu.”
“Sosyalleşmek ve psikolojiyi yüksek tutmak çok önemli”
Kemoterapi alırken yaşadığı bir anıyı aktaran Akrep, bu süreçte psikolojiyi yüksek tutmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bayram arifesiydi, oradaki bir bayan dedi ki ben kapı pencereyi kapatacağım kimseyle görüşmeyeceğim.. Ben de dedim ki ben evime gideceğim, yemekler yapacağım.. ‘neden?’ dedi.. Çünkü dedim ‘bayramdayız, misafirlerim gelir belki, kısmeti olan yesin..’ o zaman da hastayım diye hiç görmediğim misafirlerim bile geldi.. Sanki ölecekmişim de son ziyaretime gelmiş gibiydi herkes. Aradan üç hafta geçti, o kapısını kapatıp kimseyi yanında istemeyen, sosyalleşmeyen kadının vefat ettiğini öğrendim.. Bu durumdayken sosyalleşmek, psikolojiyi yüksek tutmak çok önemli. Benim iyileşme sürem 1,5 yıldan fazla sürdü. Çok şükür iyiyim. Oğlum benim hastalığım vesilesiyle doktor oldu. Çok küçükken tanık olduğu için ‘anne seni ben iyileştireceğim, doktor olacağım’ derdi ve oldu.”
“Sağlığınızı ihmal etmeyin”
Erken tanının önemine dikkat çekerek meme kanseri farkındalık ayı kapsamında mesajlar ileten Akrep şunları kaydetti;
“Sağlığınızı hiçbir zaman ihmal etmeyin, her 6 ayda bir kontrole gidin, momografi çektirin. Kendinizde bir fark görürseniz hemen doktora gidin. Kontrol yaptırdım diyerek geri çekilmeyin.. Ben 3 ay önce yaptırıp temiz çıktığında bile bu hastalığa yakalandım. Kendinizi düzenli kontrol edin, sağlıklı şeyler yiyin, stresten uzak durun. Mottonuz ben bu hayatı seviyorum, kendimi seviyorum..’ olsun. Hayatı sevin.”
Diker: 6 ayda bir kontrollerinizi yaptırın
Kanser Hastalarına Yardım Derneği’nin bir diğer üyesi Çise Diker. Diker, kanserle mücadelede zor süreçlerden geçtiğine dikkat çekti, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında başından geçenleri şu ifadelerle özetledi:
“Kanserle mücadele biraz zor oldu ama o süreci çok güzel atlattık.. Ben her 6 ayda bir meme kontrolü yaptırıyorum. Herkes de bunu yaptırsın. Gerek doktora, gerekse evde kendileri kontrol etsinler. Ben evde yaptığım kontroller esnasında göğsümde bir kitle hissettim. Onun gün geçtikçe büyüdüğünü fark ettim ve doktora başvurdum. Oradan bir parça aldılar, tahlile yolladılar ve temiz çıktı. Fakat kitle büyümeye devam etti, bir süre sonra göğsümün yarısını kapladı fakat ben kendimi sürekli kontrol ettiğim için başka bir doktora gittim. Çeşitli tahliller yaptırdım yine.. Bu süreç acılı bir süreç de değil. Allaha şükür yine memede bir şey çıkmadı. Ama yine de her 6 ayda bir kontrollerimi yapıyorum..”
Sonuçların temiz çıktığını bilmeden önce çok tuhaf hissettiğini belirten Diker, “Başıma her şey gelebilir hissi geldi bana.. Herkesin başına gelebilecek bir şey. Sıkıntı, stres, üzüntü yapmaktan vazgeçtim. O süre zarfında hep ailem destek oldu. O süreçte her zaman bir destek istiyorsunuz yanınızda…” dedi.
“Meme kanseri değildim ama lösemiye yakalandım”
Bir kanserle buluşmadığı için sevinirken, başka bir kanserle çarpıştığını kaydeden Diker, şöyle devam etti:
“2007’nin mayıs ayında hiçbir şeyim yokken bayılmalar, iştah kaybı, kilo kaybı, diş etlerinde morarma, burun kanaması yaşamaya başladım. O zamana kadar hiç acile gitmeyen insandım. Tahlili yaptılar, anne babamı dışarı aldılar, inanamadılar, tekrar tahlil yaptılar. Annemle babamın gözleri kıpkırmızı geldi yanıma. Anladım bir şey var ama söylemediler. Lösemiydim ama kimse bana söylemedi. Beni ‘kanında mikrop var’ diye kandırdılar.”
Sıkıntı, stres, üzüntünün, kanseri tetikleyen en önemli etkenler olduğunu kaydeden Diker, “Aileme teşekkür ederim ki bana bunu söylemediler. Beni yatırdılar tedavi için, 3 hafta sonra gözümü açtım. Kalktığımda ertesi gün diye biliyordum. Çeşitli ilaçlar, kemoterapiler aldım. Hastalığımın ne olduğunu bilememek daha iyiymiş. Ben hastalığımın ilk evresinde fark edildim.. Bu yüzden çabuk kurtulmama sebep oldu. İlik nakli gerekmedi çok şükür.” dedi.
“Varsın olmasın ama sıkıntı stres yapmayın”
Kanser Hastaları Yardım Derneği’nin kapısını hastalığı atlattıktan sonra peruk, ilaç vs ihtiyaçları için çaldığını belirten Diker, “o zaman Raziye hanım vardı, her anımızda yanımızda olurlardı. Yurtdışına giderdik, istediklerimiz alınırdı, hediyeler verilirdi, bizim cebimizden 5 kuruş çıkmazdı. En genç hasta o zaman bendim.” şeklinde konuştu.
Farkındalık ayı kapsamında okurlara çağrıda bulunan Diker, şunları kaydetti:
“Erken teşhis çok önemli.. Kadınlar kendilerini muayene etsinler, farklı bir şey görürlerse kontrole gitsinler. Herkes sağlığı açısından yediğine, içtiğine dikkat etsin.. sıkıntı stres, kanserleri tetikleyen en önemli şeylerdir.. Varsın olmasın ama sıkıntı stres yapmasınlar.”




















Yorumlar kapalı.