Çok uzun süredir kendisi ile karşılaşmamış, konuşmamıştım.
Ancak ölüm haberi gelince birden onunla ilgili yaşadıklarım aklıma geldi.
Onun bana anlattıklarını, onunla ilgili duyduklarımı bir düşündüm.
Demek ki bende iz bırakmıştı.
Ramiz Manyera’dan bahsediyorum…
Bugün siyasilerin, toplumumuzun kıssadan hisse çıkarması için rahmetle anmakta olduğum Ramiz Mayera’yı yazmaya çalışacağım.
Sadece bende değil toplumun önemli bir kesiminde iz bırakmış birisi idi rahmetlik…
Bir marka idi bence…
Bel-Kola, BubbleUp (Gazoz), Tansa (Portakal Suyu), Bixi kola idi o…
Ramiz Bey tanınmış bir ailenin, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Sağlık Bakanı rahmetli Niyazi Manyera’nın oğlu idi ama benim gençlik dönemlerinden başlayarak ünü babasını aşmıştı.
Yaşantısı, atılımları dillere destandı nerdeyse.
Önce Taksim gazozlarını çıkardı arkadaşları ile birlikte sonra Lefkoşa’nın Ortaköy bölgesinde Bel-Kola fabrikasını kurdu.
Çok tutuldu, benimsendi.
Rumların 21 Aralık 1963’te başlattığı Kıbrıs’ı Yunan yapma amaçlı silahlı saldırıları onun da mücahit ordusuna katılmasına neden oldu.
Koçero tepeleri denilen bugünkü Yakın Doğu Üniversitesi yurtlarının olduğu bölgede komutanlık yaptı, bizzat Rum birlikleri ile savaştı.
Kıbrıs Türk halkı için 1974 öncesi gurur kaynağı idi Bel-Kola…
Hele hele Türk’ten Türk’e kampanyası süresince, coca-cola ve pepsinin Kıbrıs Türk bölgelerinde satılamadığı günlerde Bel-Kola, Bouble-up, Tansa Kıbrıs Türkü için başlıca serinleticiler idi yaz aylarında…
Çok Bel-Kola içtik biz de yazlık sinemalarda.
Ramiz Bey siyaseti severdi.
1974’ün hemen sonrasında işlerini yoluna koydu ve siyasete yöneldi.
Hatta ve hatta 1985 yılında UBP Genel Başkanlığı’na aday oldu.
Benim Ramiz Bey’le yolum 1986 yılında kendisinin Lefkoşa Belediye Başkanlığı’na aday olduğu süreçte kesişti.
Bizler UBP’nin gazetesi BİRLİK’in yazı işleri kadrosunda uğraşırken zaman zaman gazeteye uğruyor bizlerle seçimin gidişatı, Lefkoşa’ya dair projeleri ile ilgili sohbet ediyordu.
Muhteşem bir vizyonu vardı. İddia ediyorum ki o kazansaydı Lefkoşa çok kısa sürede bir parklar, bahçeler kenti olacak, çoktan toplu ulaşım sorununu halledecek, asla asla batmayacak, oraya buraya borçlu bir belediye haline gelmeyecekti.
Ama kaybetti…
Nasıl mı?
Çok doğru şeyler söylemesine, muhteşem projelerden bahsetmesine rağmen bir zamanlar söylediği iddia edilen “ben çişimi yapsam bile bu halk içecek” lafı önüne ciddi engel olarak konuldu…
Kıssadan hisse…
Her zaman söylediklerinize dikkat edeceksiniz ama özellikle politikaya girmeye niyetiniz varsa çok daha titiz olacaksınız…
Yanlış bir propaganda yolu seçmişti UBP…
Sabah akşam, surlar içi başta olmak üzere Lefkoşa’nın yollarının kanalizasyon için kazılması gündeme getiriliyor dönemin Lefkoşa Belediye Başkanı Mustafa Akıncı “Çukur Mustafa “ diye adlandırılarak yıpratılmaya çalışılıyordu.
Oysa halk o kazıların sonunda ereceği rahatlığın farkında idi.
Kıssadan hisse…
Negatif propaganda, karalama seçim kazanmak için en iyi yol değildir. Eleştirmek başka, kara propaganda başkadır. İnsanlar umut ister, yeni proje ister, hizmet ister. En iyi propaganda halka güven vermek, proje sunmaktır.
Sayın Manyera’nın kaybetmesinde bir başka etken ise CTP’nin kendi adayı, öz be öz Lefkoşalı rahmetlik Doktor Turhan Korun’u bir tarafa koyarak seçim günü oylarını TKP’nin adayı Limasollu Sayın Mustafa Akıncı’ya kaydırması oldu.
Aklımda kaldığı kadarıyla, 5 bin 500’lerde oy alacağını hesaplayan Ramiz Bey oyunu aldı ama 4 binlerde oy alması beklenen Sayın Akıncı, 3 binlerde oyu olan rahmetlik Turhan Korun’un yaklaşık bin 500 oyunu alınca Ramiz Bey’i yaklaşık 600 oyla geçti…
Turhan Korun’un Kardeş Ocağı yakındaki sıkıntılarını, Kardeş Ocağı’na giderek CTP’nin kendisine yaptığına nasıl isyan ettiğini bizzat sevgili Özkan Tülbetçi hocamdan dinledim.
Haksız mıydı?
Haklıydı.
Bir parti eğer birini aday göstermişse adayına sahip çıkmalıdır.
Dürüstlük bunu gerektirir.
Kıssadan hisse…
Siyasete girecek, aday olacaksanız her türlü olumsuzluğu da göğüslemeye hazır olacaksınız.
Rahmetlik Ramiz Manyera ile sonraki karşılaşmalarımız yine BİRLİK gazetesi bünyesinde oldu.
Belediye Başkanlığı’nı kaybettikten bir süre sonra UBP Merkez Yönetim Kurulu tarafından BİRLİK gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğine atandı.
Ben, o ve Erol Öney arkadaşım konuştuk ve gazeteyi tam boya geçirdik. Başlığını sarı-siyah istedi. Öyle yaptık. Ön sayfaya renk konulmasını talep etti, yerine getirildi. Sayfa sayıları artırıldı, siyasetin yanı sıra magazine de yer verildi ve önemli bir tiraja ulaşıldı.
Çok titizdi. Köşe yazılarının çerçevesinin aynı kalınlıkta olmasını isterdi. Gözüne öyle olmadığını düşündüğü bir şey çarparsa hemen cetvelle ölçer, “bir daha olmasın” derdi… Gazetenin kırmızımsı solgun çıkmasına asla kayıtsız kalmaz, “bixi kırmızısını kimse bozamaz” diye tepki ortaya koyardı.
Sohbetlerimizde BİXİ kolanın teneke kutularda üretilmesine nasıl karar verdiğini anlatır, bunu Türkiye’deki cola-cola ve pepsinden önce KKTC’de yapmanın gururunu yaşardı.
Şimdi o da Hakk’a yürüdü.
Allah rahmet eylesin…





Yorumlar kapalı.