Özer Kanlı

İşin sırrı dengededir…





   Akşamın ilk saatleri idi bir görüşme için Girne’ye gidiyordum ki telefonum çaldı.

   Açtım. Karşımdaki kadın, hal hatır sormadan “siz bu ülkeyi bölmek mi istiyorsunuz” dedi.

   Adınız nedir dedim, “Suzan Kahraman” diye yanıt verdi ve yüksek sesle “hakkınız yok böyle yapmaya” şeklinde konuştu.

   Canım sıkıldı, “insan gibi konuşun , adam gibi, kadın gibi konuşun” dedim.

   Yarım yamalak dediğimi anlamak istediği için “ben adam değilim” şeklinde karşılık verdi.

   “Kızım bak benimle böyle konuşamazsın” demeye kalkıştım, “ben senin kızın değilim” diye üzerime geldi, ben de telefonu kapattım.

   Belki de 10 sefer daha aradı.

   Açmadım.

   Sonra kızım aradı ve “o şahsı tanıdığını, o şahsın kendisine telefon açtığını ve benim kendisini yanlış anladığımı, kendisinin aslında benimle tartışmak istediğini, karşıt görüşlülerle tartışmaktan kaçınmadığını” söylediğini aktardı…

   Kızım o şahsı bana biraz anlattı.

   Meğerse azılı bir kadın hakları ve LGBT savunucusuymuş.

   Adını da bilerek isteyerek farklı söylemiş bana.

   Telefonu kapadım ve televizyon seyretmeye, gazete ve web sayfasındaki haberlerle ilgilenmeye başladım…

   Başladım ama tadım kaçmıştı bir kere…

   Hem de hiç hak etmediğim bir şekilde, çok farklı bir saldırı şekli ile…

   Bir kere şunu söyleyeyim ki köşe yazımın altında telefonum yazdığı için hemen hemen her gün birkaç telefon, bir miktar WhatsApp veya Messenger mesajı ile yazdıklarımla ilgili geri beslemeler elde edebiliyorum.

   Kimisi eleştiriyor, kimisi öneriyor, kimisi övüyor.

   Allah tümünden razı olsun.

   Hepsi de faydalı oluyor.

   Ama bugüne kadar dünkü gibi bir saldırıya doğrusu maruz kalmadım.

   Bir insan kadın hakları, LGBT savunucusu olabilir.

   Yasaların izin verdiği ölçüde herkes istediğini savunur, istediğini destekler, istediğini eleştirir.

   Buna kimsenin itirazı olamaz.

   Ancak KKTC’de öyle bir kesim var ki onlar kendilerini herkesten daha akıllı, daha özgür, daha vatansever, daha çağdaş, daha kadın ve insan hakları savunucusu sayıyorlar ve beğenmedikleri, kendileri ile yüzde yüz örtüşmeyen bir görüş, düşünce ortaya atıldığı zaman hemen o görüşü ezmeye, yok etmeye çalışıyorlar.

   Tekrar edeyim.

   Ben de kendi görüşlerimde ısrarcıyım ve haklı olduğuma da eminim.

   Doğrudur ahlak, gelenek görenekler zaman içinde değişir gelişir ama her zaman ahlak dışılık diye bir kavram da söz konusu olmuştur, olmaya da devam edecektir.

   Her zaman normal kabul edilenler olduğu gibi anormal olarak nitelendirilecekler olacaktır.

   Her zaman suç kabul edilmeyenler olacağı gibi, suç kabul edilenler de olacaktır.

   Bunların ne olacağına ise zaman karar verecektir.

   Ben bugün için KKTC’de LGBT konusunun kurcalanmasının reklam olacağı, bunun da toplumumuzun yapısını, aile yapımızı bozacağı ve sorunlara yol açacağı görüşündeyim.

   Cinsiyet ayrımcılığı yapılıyor diye gereğinden fazla yaygara koparan bazılarının ise asıl kendilerinin cinsiyet ayrımcılığı istediklerini düşünüyorum.

   Allah’ın yarattığı her şeyi seven, sayan, asla hor görmeyen biri olarak bazı şeylerle mücadele edilirken onların reklamını yapmaktan kaçınmak gerektiğini yaşayarak öğrenmişlerdenim ben…

   Tıpkı gereksiz, dozu çok yüksek yasakçılığın ters tepmesi gibi, aşırı dozda savunuculuğun da istenmeyen sonuçlara yol açabileceği pek çok olaya tanıklık ettim.

   Bana göre işin sırrı “ dengedir”…

   Dengeli davranmalısınız.

   Dengeleri gözetmelisiniz.

   Dengeler olmazsa kavga olur, huzursuzluk olur.

   Ne gereği var bunlara…

   Ne gereği var bir birimizi gereğinden fazla yıpratmaya, üzmeye, kırmaya…

İşin sırrı dengededir…

Yorumlar kapalı.