Nazım Beratlı

Devlet kavim ve ulus






Antropoloji’nin kurucusu Morgan der ki: “Gens’ten yukarı bütün sosyal örgütlenmeler, politiktir!”

Aile, Gens, Tribu (Kabile-Aşiret), Etnos (Kavim), Nationality (Ulus)…

İlk ikisinde, kan bağı söz konusudur. Ötekilerin bütünü, güç ve dayanışma duygusu ile bir araya gelmiş değişik “gens”lerden oluşur. Doğan Avcıoğlu, Türkler’in Tarihi’nde, Asya bozkırında “Türk” adının, değişik zamanlarda, değişik topluluklara verildiğini anlatır. Yoksa, Orhun Anıtlarında, bir yerde “Tuttum Türkeş budunu esir ettim…”  başka bir yerde de “ Dokuz Oğuz’u okladım” diye yazılı olmasını kimse izah edemezdi. Çünkü Türk, Göktürkler’in kurucu unsuru olan Oğuzlar’a verilen isimdir de aynı zamanda! Hem kurucusu, hem de onu esir almaktan, oklanmasından falan bahsediliyor! Onun için değil Ulus, etnos (kavim) bile bir kan bağı değil; politik bir birlikte duruş tercihidir. Gönüllüdür ve bir anlamda iradidir… …

Örneğin Ruslar, bugün bulundukları yere, oldukça geç bir tarihte gelmiş, Finlandiya’lı bir kabileler topluluğudur! Hatta eski Vikingler’in bir kolu oldukları ve Rus kelimesinin, Viking dilinde “kürekçi” anlamında olduğu da söyleniyor! Ruslar’ın bir güç olarak tarih sahnesine çıkışı, hadi hadi, 16.yy’dır…

Britanya Adası’na bugünkü halkının atalarının Fatih William döneminde göçmüş, Germenik (Alman) kabileler (Saxonlar)’e eklenen, günümüz Danimarkası’ndan gelen Angıllar, Dan’lar ve Jutlar’ın; yerli Kelt kabilelerini (Galliler ve İskoçlar) dağlık yörelere sürmesi ile yerleştikleri, biliniyor. Bunlara, günümüz Fransa’sından gelen Normanlar ve Franklar da ekleniyorlar…! Bütün bunlar, Roma İmparatorluğu dağıldıktan sonra oluyor. Kal-ü belâ zamanı değil! ( Keltler de oraya bugünkü Macaristan dolaylarından göçen bir başka topluluktu zaten… Bugünkü Macarlar da oraya Asya’dan gelen, Hunlar!)  Zaman içinde Shekspeare ve Chauser marifetiyle Angıl dili egemen olunca, ülkeye  Angılland denmeye başlanıyor! England! Halkına da English!

Manş denizinin güneyinde kalan Norman Fransız oluyor; kuzeyine göçmüş amcaoğlu da İngiliz! İngiltere’ye göçmüş bulunan ama Fransa’da da miras yolu ile malı mülkü bulunan İki ülke arasında Norman soylularının çıkarlarına dayalı, İngiliz Kralları’nın, Fransa Kralı da olması lâzım geldiği iddiasına bağlı olarak, savaşlar oluyor… Meseleye bir de kılıf olmak üzere, mezhep kavgasını sıkıştırıp, adına da Yüzyıl Savaşları dediler… İngiliz okul kitaplarında anlatılıyor bunlar…  Tarih açısından, dün kadar yakın bir geçmişte yaşandı…

Bugün bildiğimiz ulusları bırakın, bütün etnoslar için de aynı hikâyeyi anlatmak, mümkündür… Aslında politik bir irade birliğidir. Ama nerde? Batı’da…

Ne dediydik yukarıda? Batı’da…

Çünkü “bir ulus olmanın koşulu, bir ulus devletin vatandaşı olmaktır” tespiti, oraya aittir ve batı Avrupa için geçerlidir.

Batı Avrupa’da olan her şey, bütün dünyada da geçerli değildir. Dünyada herkesin ezberlediğiniz bir modelle geliştiğini sanmak, bir “çocukluk hastalığı”dır…

Bir Belçika’ya bakın, bir de Hindistan’a… Bir Çin’i gözden geçirin, bir de Birleşik Krallık’ı…

Karl Marx, F.Engels’e yazdığı bir mektupta, “ Batı Avrupa’da kapitalizmin başlangıcına ilişkin tarihsel eskizimi… tüm ulusların alnına yazılmış genel gelişme yolunun tarifsel-felsefi teorisine dönüştürmekte ısrar ediyorlar”( K. Marx-F.Engels  1996:106) diyerek, bu toptancılığı daha 1890’da eleştirmişti.  Engels daha çok erken bir zamanda “ Avrupa Frank devleti için yaptığımız bir tahlili, cihan şümul hale getirdiler” diye yakınmaktaydı. ( Engels F. –Marx K. (1998) Seçme Yazışmalar. Sol Yayınları. Ankara)

Massimo D’Azzeglio ne demişti? “İtalya’yı kurduk. Şimdi sıra İtalyan ulusunu kurmakta…” Batı’da belki (!)… Ki orda bile olmuyor ama doğuda bunun koşulları var ki son derecede maddidirler…

Yani herhangi bir sosyal fenomen, Batı Avrupa nasıl olduysa ve nasılsa; bu onun bir benzerinin de dünyanın her tarafında ve tarihin her döneminde, oradakinin bir kopyası şeklinde, olur, demek değildir. Olmazsa da oldururuz demek, hiç değildir…

Şimdi:.. Nedir ulus?

Ortak bir dil ile anlaşan, ortak bir dine inanan, ortak bir kültürü olan, ortak bir tarihten dolayı ortak bir hafızası bulunan, ortak bir toprak üzerinde, ortak bir pazarda yaşayıp da bütün bunlardan dolayı ortak bir gelecek tahayyülü oluşturan ve bir arada yaşamaya devam etmek isteyen insanlar topluluğuna Ulus (Nation) deniyor…… Bu bir tarihsel, sosyal kategoridir… Bu anlamda, bir Kıbrıs Ulusu, tarih boyunca hiç oluştu mu be “gobelya”?

Beni bırakın üç Kıbrıslı Helen cevap versin:

“Kıbrıslı diye bir ulus yoktur. Kıbrıslılar Yunan devletinin geri kalanı ile birleşmeyi bekleyen Elenlerdir… Kıbrıs’ta Elen’den başka bir uygarlık yoktur. Kıbrıs’ın ulusal anlamda yeniden doğuşunun, Yunanistan’la birlik anlamına geldiğine kuşku yoktur.”

Plutis Servas… AKEL Genel Sekreteri… Limasol seçim konuşmasından. Kaynak? Anexartitos Gazetesi…18 Mart 1943.

“Kıbrıs’ı ailesini ve çocuklarını seven ve hür yaşamak isteyen her Rum, Türk ve Ermeni ENOSİS’i şartsız ve karşılıksız olarak desteklemelidir.” Ezekias Papayuannou! AKEL Genel Sekreteri…

Halkımızın ULUSAL REHABİLİTASYONU – KIBRIS’IN YUNANİSTANLA BİRLEŞMESİ etrafındaki haklı emelleri, herhangi bir şantajın veya zorlamanın sonucu olarak değil de halkın öz iradesinin ÖNCE BAĞLARINDAN KURTULMUŞ OLAN HALKIN zorlanmadan, özgürce ifade edilecek İRADESİNİN SONUCU OLARAK GERÇEKLEŞECEKTİR…” AKEL 11. Kurultayı Kararı…

Veee:

“Biz soylu Helenler’iz. Eşeklerden başka Kıbrıslı yoktur.” Başpiskopos 2. Makarios, İngiliz Vali Sir Ronald Storrs’a söyledi…

Papaz haklı çıktı… Eşekler mahzun kaldı tabii… Üzgünüm…

Senelerdir ekmeğini yediğin memlekette, “Hepinizde Kastilyalısınız” desen, Basklar, Katalanlar ve Endülüslüler, senin derini yüzerlerdi…

 

 

 

Devlet kavim ve ulus

Yorumlar kapalı.