Irmak ÇAVUŞOĞLU KANBUR

Çocukluk travmalarının sessiz izleri





“Çocukken çok da kötü bir şey yaşamadım aslında… Ama içimde hep bir eksiklik var.” Bu cümleyi hiç kendinize sordunuz mu ya da aklınızdan geçtiği? Ne yüksek sesli bir travma vardır ortada ne manşetlik bir hikâye ama yine de bir yerlerde kırılmış, eksilmiş, donmuş bir parça hissedilir. İşte tam burada, psikoloji literatüründe sıkça kullanılan bir kavram devreye girer: Çocukluk çağı travmaları.

 

Travma her zaman gürültülü değildir

 

Travma deyince genellikle akla büyük ve sarsıcı olaylar gelir: Kazalar, kayıplar, şiddet, ihmal… Oysa bazı travmalar sessizdir. Çok konuşulmaz. Hatta fark edilmez bile ama etkileri, yıllar sonra bile bedeninizde, ilişkilerinizde, kararlarınızda kendini gösterebilir. Çünkü çocuklukta duygusal olarak görülmemek, ihtiyaçların karşılanmaması, koşullu sevgiyle büyümek ya da sürekli eleştirilen bir ortamda yetişmek… Bunlar “yetişkin gibi davranmayı öğrenmiş çocuklar” yaratır ve sonra o çocuklar büyür ama içlerinde eksik büyümüş bir taraf hep kalır. Ne yaparsa yapsınlar bir türlü tamamlanamayan.

 

“Neden böyle hissediyorum, bilmiyorum…”

 

Belki siz de zaman zaman şunu düşünüyorsunuz: İlişki kurmakta zorlanıyorum ama nedenini bilmiyorum. Başarıyorum ama mutlu olamıyorum. Yakınlık kurmaktan korkuyorum. Bir tarafım hâlâ çocuk gibi onay bekliyor.

Bu ifadeler, geçmişte duygusal ihmal yaşamış bireylerin bugünkü yankılarını taşıyor olabilir çünkü sevgi dolu ama duygusal olarak mesafeli büyütülmüş çocuklar, ileride neyi hissetmeleri gerektiğini bile bilemeyebilir. Bazı duygulara hiç yer verilmediği için yetişkinlikte o duyguları tanımakta ve yönetmekte zorlanırlar.

 

Sessiz travmaların görünmeyen izleri

 

Kendinizi sürekli yetersiz hissetmek

Aşırı onay aramak ya da duygusal olarak uzak durmak

Aşırı kontrol ihtiyacı ya da hayattan tamamen kopma hali

Mükemmeliyetçilik ya da değersizlik duygusu

Kendinize şefkat göstermekte zorlanmak

Ve çoğu zaman, bunlar sadece “kişiliğiniz böyle” gibi görünür. Oysa bu hisler, geçmişte karşılanmamış ihtiyaçların yetişkinlikteki yankıları olabilir.

 

Geçmişi dönüştürmek mümkün

 

İyi haber şu ki; ruh sağlığı değişebilir, dönüşebilir. Geçmişi değiştiremezsiniz ama onun üzerinizdeki etkisini fark edip dönüştürebilirsiniz. Terapi, çoğu zaman kişinin ilk kez gerçekten dinlendiği, yargılanmadan anlaşıldığı yer olur. Çocukken eksik kalan ihtiyaçlar tanındıkça, iç sesinizi daha net duymaya başlarsınız. Kendinizle yeni bir ilişki kurarsınız. Bu kolay değil, ama çok kıymetli bir süreçtir. Kendinize iyi geleni öğrenme, şefkat gösterme ve geçmişte verilmeyen güven duygusunu içeriden inşa etme süreci.

 

Yalnız değilsiniz

 

Belki bu yazıyı okurken siz de kendinizden bir parça buldunuz. Belki bir duygu canlandı. Belki ilk kez “Benim yaşadıklarım da küçümsenecek şeyler değildi” dediniz. O zaman bilin ki yalnız değilsiniz ve o çocukluk yaşantıları her ne kadar sessiz olmuşsa da artık dinlenmeyi, anlaşılmayı hak ediyorlar.

Çünkü büyümek, geçmişi silmek değil… Onu anlamlandırarak yeniden yazmaktır.

Çocukluk travmalarının sessiz izleri
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.