Hasan Hastürer

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerle hiç barışık olamadık…





Kıbrıslı Türkler, hep göç verdi.

   Hiçbir zaman ters göç yaşanmadı. Ters göçle ilgili 1974 sonrası, imkan doğdu, ancak ters göçün düşünülmesine, “ganimet paylaşımı” izin vermedi. Dıştan gelecek kardeşlerimizi, ganimete ortak olacaklar olarak görenlerin sayısı az değildi.

   Kıbrıs’ta yaşayanların, 1974 sonrası gayretsiz sahip oldukları, dıştan bakan, yakınlarını bile en yalın tanımlamayla KISKANDIRDI.

   Bu psikolojik rahatsızlık, hızla tedavisi halledilemeyince, kronik, kalıcı bir rahatsızlığa dönüştü.

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerle hiç barışık olamadık…

***

Yanılmıyorsam sene 1978’di.

   1974’ün savaş izleri silinmemişken, Lefkoşa’da Mücahitler Sitesi salonunda Yurt Dışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler Sempozyumu düzenlenmişti.

   O sempozyumu izlemiştim.

   Düşünce yerindeydi. Konuşulanlar da nitelikli ve samimiydi.

   Hem ters göç hem de yurt dışında bulunan Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs’ta yaşadıklarımızı ve taleplerimizi örgütlü olarak aktarmaları ve anlatmalarının kısaca lobiciliği nasıl olabileceği ele alınmıştı.

Somut görüşler ortaya konulmuş, ancak,  arkası gelmemişti.

***

Avustralya’dan, İngiltere’ye, Amerika’ya, Kanada’ya kadar dünyanın değişik köşelerinde bulundum. Gittiğim her yerde Kıbrıslı Türk varsa mutlaka buldum, konuştum.

   Dünyanın neresinde olursa olsun tüm Kıbrıslı Türklerin çok ciddi bir Kıbrıs sevgisi vardır. Kıbrıs sevgileri, sevgiden öte savdadır.

   Hemen akla şu soru gelebilir.

   Çok seviyorlarsa neden geri gelmiyorlar?

   Ben de bu soruya soruyla yanıt vereyim.

   Genellikle çalışan, adil, insan hakları ve hukukun üstlüğünün çok iyi çalıştığı bir ülkede yaşamaya alışmış insanların gelip, bu haliyle Kuzey Kıbrıs’ta yeniden yaşam inşa etme tercihinde bulunmaları mümkün mü?

   Elbette değil.

   Bunu deneyenlerin başına neler gelmedi ki…

   Bırakın Kuzey Kıbrıs’taki bozuk düzenden etkilenmelerini, bazıları en yakınları tarafından çarpıldı.

***

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs’a dönüşünü albenili hale getirecek bir politika hiçbir zaman olmadı.

   Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Avustralya’ya gitti. Bu ziyareti vesile yapıp, yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türkleri, her bakımdan konuşabilirdik.

   Bu yapılmadı. Ersin Tatar’ın ziyaretinden magazin konusu çıkarmak daha fazla tercih edildi.

***

Yazımda, göç ve gerçekleşmeyen ters göç tanımlamalarını kullandım.

   Özellikle 2. Dünya Savaşı’nın ardından ilk kitlesel göçler başladı.

   1963’ün devamında özellikle 1967 sonrası devam etti. Bugünlere kadar da bitmedi.

   Yurt dışında karşılaşan Kıbrıslı Türkler, bir birlerini öncelikle şu soruydu sordu. “Ne zaman kaçtın?”

   İnsanlar nereden kaçar? Tutsak olduğu yerden. Demek ki bizim insanlarımız Kıbrıs’ta yaşamayı tutsaklık olarak gördü. Kaçmak yerine, göç sözcüğü yaygın olarak kullanılsa bu değerlendirmeyi yapmayabilirdim.

***

İlk “kaçan” nesillerin eğitim düzeyleri genel olarak düşüktü. Gittikleri yerlerde vasıfsız iş gücü olarak çalıştılar. Şimdi dördüncü hatta beşinci nesilden söz etmek olası.

Yeni nesiller, öğrenip görerek, vasıflı insan kaynağı oldu. Çalışan olan Kıbrıslı Türkler, iş sahibi olarak daha etkin statü elde etti.

Kısaca gözleri daha açıktır.

Gözleri yaşadıkları topraklarda daha açıkken, ne kadar uzakta olsalar Kıbrıs’ımıza her şeye rağmen özlemler bakıyorlar.

   Yurt dışında çok değerli insan kaynağımız var. Gözden ırak olanlara gönülden de ırak olduğunu değil, gönüllerimize yakın olduklarını uygulamalı gösterelim. Kazanan Kıbrıslı Türkler, bu topraklara tutunma mücadelemiz olacak.

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerle hiç barışık olamadık…

Yorumlar kapalı.