Hasan Hastürer

Solculuk, hırboculuk da, “gösteri solculuğu” da, değildir…





   Çetin Altan, Türk yazın tarihinin, en önemli isimlerinden biridir.

   22 Haziran 1927’de İstanbul’da doğdu. 22 Ekim 2015’te 88 yaşında yine İstanbul’da yaşama veda etti.

   88 yıllık ömrünün yarım asrı, düşünüp, yazarak, üreterek, dolu dolu geçti.

   1965’te Türkiye İşçi Partisi’nden Milletvekili seçilip, 1969 yılına kadar milletvekilliği de yaptı.

   Düşüncelerinin yansıması olan yazıları nedeniyle pek çok kez mahkemeye verilen Çetin Altan’ın hakkında, ağır cezada 300’den fazla dava açıldı. 1972 yılında gözaltı süresi 24 saat olmasına karşın, 15 gün gözaltında tutuldu. Üç kez tutuklandı, iki kez mahkûm oldu ve iki yıl cezaevinde yattı.

   Hem yaşam alanının, hem de özgürlüğün kısıtlı, dar olduğu ortamda, düşünsel dürtü ve etkileşimli sohbetle, hapishane koşullarına meydan okumak olasıdır.

   İşte öylesi ortamda solcu gençler, Çetin Altan’a sormuşlar, ‘Solcular, kravat takar mı? Solcular, sakız çiğner mi?”

   Çetin Altan, üç sözcükle yanıtını vermiş: “SOLCULUK, HIRBOCULUK DEĞİLDİR.”

   Hırbo, küfür anlamında kullanılır ve anlamı, “Aptal, sersem, salak, ahmak, alık, kaba saba kimse” demektir.

   Solcu bilinildiği için, konforu iyi evin, bedeli biraz fazla arabanın saklanmasına hiç gerek yok. Meşru kazançla elde edilmişse, mesele değil. Tabii inançlardan kopmayı çağrıştıran, lükse de teslim olunmamalı.

***

   Dünyada, 1960’ların, yetmişlerin, seksenlerin, doksanların sınıf temelli mücadele koşulları yok.

   Özellikle Sovyetlerin çöküşü sonrası, pek çok ülkede ideolojik temelli mücadelenin zemin kaybettiği, görüldü.

   Bir zamanlar İŞÇİLER BİRLEŞİN sloganı atılırdı. 1990’lardan başlayarak işçilerin evrensel buluşma koşulları bile gerilerken, PATRONLAR ÇOK DAHA KOLAY BİRLEŞTİ.

   Ve gün geldi, “SAĞCILIK, SOLCULUK KALMADI” denildi.

   Sanki de tıpta mucize ile sol elini kullananlar sıfırlandı, herkes sağ eliyle yazıyor. Sol kalmadığına göre karşı tarafında sağ da yok.

   Bunu en kolay, MİŞ GİBİ SOLCULAR kabul eder.

***

Siyasi partileri bir birinden ayıran, temel politikalardaki farklılıklardır.

Elbette hayatın her alanında düşünce temelli farklılıklar vardır. Ancak EĞİTİM, SAĞLIK, EKONOMİ başlıklarının altı, politikalarla doldurulurken, farklılıkların varlığı ya da yokluğu ortaya çıkar.

Politikalarla, icraatların örtüşmesi yaşamsal önem taşır.

Mevlana’nın dediği gibi, “YA OLDUĞUNUZ GİBİ GÖRÜNECEKSİNİZ, YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLACAKSINIZ.”

***

   Kıbrıs adasının kuzeyinde, en çok rahatsız olduğum konulardan biri de, sosyal bir takım etkinliklerin, sol anlayıştan uzak icraatlara, sol örtü gibi kullanılmasıdır.

   Son yıllarda algıya yönelik yapılanlarla, göz boyaması yapılıyor. Bunu, merkezi ve yerel yönetimlerde, siyasi erke ele geçirenler yaygın olarak yapıyor. İstisna olanlar, bir elin parmakları kadar ya var, ya yoktur.

   Merkezi ve yerel yönetimlerde, sosyal sorumluluğa yönelik giderlerin bütçe payındaki yetersizliği, ne demek istediğimi çok kolay anlatır.

   Solculuk, Çetin Altan’ın dediği gibi, hırboculuk olmadığı gibi, “gösteri solculuğu” da hiç değildir.

Solculuk, hırboculuk da, “gösteri solculuğu” da, değildir…

Yorumlar kapalı.