Lefkoşa Dereboyu’nda, Mağusa’da Namık Kemal Meydanı’nda, Girne’de çarşının içinde durup gelip geçen 100 kişiye kaliteden ne anladığını sorsanız, çok büyük olasılıkla herkes, günlük hayatında tükettikleriyle bağlantılı yanıt verecek.
Meyvede, sebzede insanlar kaliteyi bir biçimde belirleyebilir.
Kavunun kalitesi genellikle koklanarak belirlenir.
Kavundaki kalite belirleme yönteminden yola çıkılıp, insan için “Kavun değil ki, koklayıp anlayasın” da denir…
***
Toplam kalite insan hayatının her yerinde gereklidir.
Siyasette de hayda hayda gereklidir, daha vurgulu bir sözcükle ŞARTTIR.
Siyasette “toplam kalite” kavramı, teknik bir yönetim terimi gibi algılanır çoğu zaman. Oysa siyaset, tablolarla, grafiklerle ya da rapor cümleleriyle ölçülebilecek bir alan değildir. Siyasette toplam kalite; söylenen sözle yapılan iş arasındaki mesafenin kısalığıdır. Hatta mümkünse yokluğudur. Çünkü siyaset, vaat üretme sanatı değil, sorumluluk üstlenme ahlakıdır.
***
Siyasette kalite, kürsüdeki hitabetle değil, iktidar – muhalefet ayırımı olmaksızın kriz anındaki duruşla ölçülür.
Meydanlarda, kürsülerde, alkış bolken demokrasi savunmak kolaydır; zor olan, alkış kesildiğinde uygulamada da aynı yerde durabilmektir.
Siyasette toplam kalite, tutarlılık sınavının adıdır.
***
Bir siyasetin kaliteli olabilmesi için önce ahlaki bir omurgaya sahip olması gerekir.
İlkesiz siyaset, en parlak projeleri bile değersizleştirir.
Bugün savunulanın yarın inkâr edildiği, dün eleştirilenin bugün meşrulaştırıldığı bir siyasi zeminde kalite üretilemez.
İlke, koşullara göre şekil alıyorsa; siyaset, toplum için değil, koltuk için yapılıyor demektir. Bu da toplam kaliteyi daha baştan sakatlar.
***
Toplam kalitenin ikinci temel ayağı liyakat ve adalettir.
Siyaset, bir paylaşım alanı değil, bir yönetim sorumluluğudur.
Eş-dost, akraba, parti sadakati üzerinden yapılan tercihler, devletin çarkını yavaşlatır, sonunda da kilitler. Kaliteli siyaset, en yakınını değil, en nitelikli olanı göreve getirmeyi gerektirir. Aksi halde ortaya çıkan, yönetim değil, örgütlü kalitesizlik, vasat altılıktır.
***
Üçüncü unsur hesap verebilirliktir.
Kaliteli siyaset, hata yapmayan siyaset değildir; hatasını gizlemeyen siyasettir.
Şeffaflık, sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir süs kelimesi olmamalıdır. Kamu kaynaklarını yönetenlerin, topluma hesap vermeyi bir tehdit, bir tehlike, bir risk değil, bir görev olarak görmesi gerekir.
Şu hiç unutulmasın… Hesap sorulamayan yerde kalite değil, keyfilik büyür.
***
Bir diğer önemli boyut ise dil ve üslup meselesidir.
Siyasetin dili bozulduğunda, toplumun ahlakı da bozulur. Hakaret, aşağılama ve kutuplaştırma üzerinden kurulan siyaset; kısa vadede taraftar toplar, uzun vadede toplumu çürütür.
Toplam kalite, karşıt görüşü düşmanlaştırmadan eleştirebilmeyi gerektirir. Çünkü siyaset, yok etme değil, birlikte yaşama sanatıdır.
***
Son olarak toplam kalite, samimiyet ister.
Seçimden seçime hatırlanan, sadece oy olarak görülen toplum bireyleri, kaliteli siyasetle tanışık olamaz. Toplumun zekâsını hafife alan siyaset, eninde sonunda kendi iflasını hazırlar.
***
Toparlayacak olursak, siyasette toplam kalite; ahlaklı duruş, liyakatli yönetim, şeffaflık, tutarlı dil ve samimi ilişki bütünüdür.
Bunlardan biri eksikse, siyaset işlemeye devam etse bile toplum kaybetmeye başlar. Ve kaybedilen sadece zaman değil, geleceğin ta kendisidir.





Yorumlar kapalı.