Hasan Hastürer

Boğazı sıkılmış demokrasi, boğazı sıkılmış insana benzer…






Yazılarımı yazarken, düşüncelerimden biri de, yazımın başka ülkelerde, o ülke dillerine tercüme edilse, orada da genel geçer, önemli doğrularla, değer bulmasıdır.

İşte bu yazım, ifade ettiğim düşüncemle buluşan yazılarımdan biridir.

Bizim mahalleden yola çıkıp, dünyanın her yerinde kabul görebilir.

Bir ülkede, demokrasi ne kadar sağlıklı çalışırsa, o ülkede, bedeli ne olursa olsun, sorunlar, o kadar hazmedilir şekilde çözülür.

   Demokrasi, hayatın her alanında gerekli olan bir yaşam biçimidir.

Bazıları, demokrasiyi, siyasi yaşamla, seçimlerle sınırlı algılar.

Böyle algılayanların, algısı,  yüzde yüz yanlıştır.

   Demokrasi, bireyden başlayarak, hayatın her alanında çalışır bir mekanizma olmalıdır.

Somutlaştıralım…

   Bir aile yapısı içinde, bireylerin demokrasi anlayışı, sağlıklı değilse o ailede, aile içi demokrasi doğru temelde olamaz. Aile bireyleri birbirine saygılı olmadıkları için, birlikte, ortak karar verme yetileri de gelişmemiştir.

   Öyle bir aileden, kapıyı açıp, sokağa çıkıp, aktif yaşama katılan bireyler, saygısızlıkları, adil karar verip, adil paylaşmayı bilmedikleri için, yaşamı zorlaştıran insanlar olurlar.

   Böyle insanların çalıştıkları işyerlerinde ya da üye oldukları sivil toplum örgütlerinde, sendikalarda, birliklerde, derneklerde de demokrasinin ancak adı olabilir.

… Ve geldik siyasi partilere.

   Demokrasi çarkı çalışmayan, parti içi demokrasisi işlemeyen siyasi partilerin ülke demokrasisine katkı koyması, sağlıklı bir demokrasinin önemli bir parçası olması mümkün değildir.

   Çok partili bir düzenin olduğu bütün ülkelerde, siyasi partiler için ne denir?

   SİYASİ PARTİLER, ÇOK PARTİLİ DEMOKRATİK DÜZENİN VAZGEÇİLMEZİDİR.

   Bir siyasi partinin, demokratik düzenin parçası olabilmesi için, üyelerinin yeterli demokrasi kültürüne sahip olması ve de parti için demokrasisinin tam çalışması gerekir.

HİÇ BİR MAZERET, ÜLKEDE VE SİYASİ PARTİLERDE DEMOKRASİNİN KESİNTİYE UĞRAMASINI HAKLI GÖSTEREMEZ.

Hiç kuşkusuz, demokrasi, herkesin en yalın tanımlamayla istediğini yapma düzeni değildir.

   Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün temel kurallarının ortak amacı, en başta demokrasiyi korumaktır.

   Demokrasinin olmadığı, ya da kesintiye uğrayıp, askıya alınması durumunda insan hakları ve hukukun üstünlüğü de kendiliğinden askıya alınmış, kesintiye uğramış olur.

Demokrasinin içinde insan hakları ve hukukun üstünlüğü, insan haklarının içinde demokrasi ve hukukun üstünlüğü, hukukun üstünlüğünün içinde de demokrasi ve insan hakları vardır.

Bu üçünden biri devrildi mi domino etkisiyle öteki ikisi de devrilir.

   Bireyleri, sivil toplum örgütlerini, demokrasi açısından çok önemli kabul ediyorum elbette.

   Bu yaklaşımla, kendi içinde demokrasi çarkı sağlıklı dönen, sivil toplum örgütlerini, DEMOKRASİNİ ASFALYASI, GÜVENCESİ OLARAK NİTELERİM.

Ancak, bir ülkede toplam demokrasi için en önemli yapılar, siyasi partilerdir.

   SİYASİ PARTİLERDE, PARTİ İÇİ DEMOKRASİ SÖZDE OLAMAZ.

   Parti çıkarları, parti içi demokrasinin askıya alınmasına, kesintiye uğramasına gerekçe kabul edilemez.

   Bu bağlamda sıkıntılar yaşandığını da son elli yılda zaman zaman gördük.

   Bu gibi durumlarda, normalleşme ne kadar erken olursa, parti içi demokrasiler o kadar erken iyileşir.

Her fırsatta yazarım ve de söylerim…

Yıllar evvel görüşlerimi parti çatısı altında da ortaya koyma fırsatları bulmuştum.

O zaman da söylemiştim.

   PARTİ İÇİNDE, ÖNEMLİ SEÇİM VE KARARLARDA, KARAR VERENLER, NE KADAR KÜÇÜK ÇAPLI BİR YAPI İÇİNDEYSE, O PARTİDE, DEMOKRASİNİN BOĞAZI, O KADAR SIKILIYOR DEMEKTİR.

Boğazı sıkılmış demokrasi, boğazı sıkılmış insana benzer… Zamanında müdahale edilmezse, o yapı içinde demokrasi ölür..

Demokrasi, canın ta kendisidir de aslında.

Demokrasi olmayan bir yapıda can yok demektir.

Parti içi demokrasi işte bu nedenlerle çok çok önemlidir.

Boğazı sıkılmış demokrasi, boğazı sıkılmış insana benzer…

Yorumlar kapalı.