Hasan Hastürer

Beş bin üye, beş bin hayvancı mı demektir?





Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, en uzun süre görevde bulunan sivil toplum örgütü başkanlarından biridir.

Meslek olarak da veteriner olması, hayvancılığı ve hayvancılığın sorunlarını bilmesi bakımından avantajıdır.

   Başbakanlık önündeki eylem sonlandırıldı. Başbakan Ünal Üstel, Naimoğulları ve arkadaşlarını Başbakanlığa davet etti ve görüştüler.

   Görüşme sonrası gerek Başbakan Ünal Üstel, gerekse Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, ön anlaşmadan öte olumlu mesaj verdiler.

   Görüşmede, hayvancıların ortaya koyduğu öneriler bugün Bakanlar Kurulu’nda ele alınacak. Yarın taraflar yeniden bir araya gelecek.

   Açıklamalara bakıldığı zaman, et ithali konusunda hayvancılardan yumuşama olduğu izlenimi var.

Görüşmeyle ilgili haberin şu bölümü böyle bir algıyı besliyor:

“İlerleyen günlerde getirilecek etin belli bir süre için ülkeye geleceğini ifade eden Üstel, alım gücü düşük insanları et ile buluşturacaklarını kaydetti. Başbakan Üstel, bundan sonraki süreçte Birlik ile de istişare içerisinde ülke insanının Güney Kıbrıs’a gidip et almaması ve kuzeyde üretimden gelen eti karşılamak için çalışmalar yapacaklarını ifade etti.”

***

   Şu veya bu şekilde hükümetle, hayvancılar anlaşacak.

   Önemli olan anlaşmanın, eylemlerin sonuçlanması ve bir anlamda günü kurtarma amaçlı olmamasıdır.

   En az yirmi senedir, her sene, hayvancılar üç aşağı beş yukarı bugünkü gerekçelerle eylem yapar, pansuman nitelikli içeriklerle anlaşma sağlanır… Ancak kalıcı tedavi olmadığı için, şikayetler nükseder.

Yetti artık.

Hayvancılığı sorunları kalıcı olarak çözülsün, en genel anlamda ekonomimizin önemli bir sektörü, sürekli can derdindeymiş gibi bir izlenim vermesin.

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları’nın açıklamalarından şu bölüm çare üretirken çok önemli;

   “Sorunlara çözüm bulunmasını temenni eden Naimoğulları, beş bin üyeleri olduğunu ve yan sektörlerle birlikte yüz bin kişinin karnını doyurduklarını belirtti.

   Naimoğulları, “Bütün süt sektörü bize bağlı, küçük sanayi bize bağlı… O yüzden bu sektörün geleceği konusunda sıkıntılarımızı detaylıca kendisine ilettik. Sektörün zor duruma girmemesi için atılması gereken adımları ve maliyetlerin sürekli arttığını ortaya koyduk” diye konuştu.”

***

Sayısal çokluk ekonomik akıl ve de verimli üretimle pozitif bağlantı içindeyse tamamdır. Aksi halde değildir.

   KKTC tarım ve hayvancılık ülkesi olsa bile, beş bin hayvancı, sağlıklı ortalamadan en az on kat fazla.

   Güney’de bizdeki hayvan sayısının iki katından fazla hayvan var, hayvancı sayısı 700 (Yedi yüz).

   Beş bini geçtiğimiz günlerde Bakan Kelle tarafından 3 bin 5 yüz olarak ifadelendirilmişti. Naimoğulları, 5 bin, dedi. Beş bin üye, beş bin hayvancı mı demektir?

   Hayvancılıkla ilgili politikalar 5 bin hayvancıya göre mi yapılacak?

   Hayvancının tanımı, nedir KKTC’de?

***

Bir de, “Bütün süt sektörü bize bağlı, küçük sanayi bize bağlı…” dedi Naimoğulları…

Gelin bu yaklaşımı çevirelim ve süt sektörü ve ilgili küçük sanayinin, “ Hayvancılık sektörü bize bağlı. Biz olmasak hayvancılık yok olur”, dediğini varsayalım. İki yaklaşım da tek yanlı bakış açısına göre doğru, etkileşimli bakış açısına göre ise yanlış..

Kısa ve net… Bulunacak çözüm ekonomik açıdan sürdürülebilir olacak. Üretim maliyetlerinde düşüş, teşviklerle değil, girdi maliyetleri aşağıya çekilerek sağlanacak. Çıkar analizleri tek yanlı olmayacak. Tüketici halk dahil, tüm tarafların ortak çıkar analizi yol gösterici olacak.

   Ve elbette yamuk yumuk ilişkilere, haksız meşru olmayan kapılar, kaçakçılık yolları kapatılacak.

Beş bin üye, beş bin hayvancı mı demektir?

Yorumlar kapalı.