Hasan Hastürer

‘Ben masumum’ diyemeyen bakışlar…





Uyuşturucu, Kuzey Kıbrıs’ta başımızın en büyük belasıdır.

Dün öğle saatlerinde Yüksek Mahkemenin yeni başkanı Bertan Özerdağ’ı ziyaret edip, makamında, başarı dileklerimi ilettim.

***

Arabamı, Silihtar’a park edip ara sokaklardan yürüdüm.

   Üst kata çıkmadan, mahkemelerin batı tarafındaki yoğunluk dikkatimi çekti.

   Aslında, Kuzey Kıbrıs’ın durumunu öğrenmek için Lefkoşa, Mağusa ve Girne’de mahkeme koridorlarında küçük bir tur yeter.

***

Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ’ın üst kattaki odasına çıkmadan, durup gözledim.

   Mahkeme salonunda sıralarının gelmesini bekleyen tutuklu ya da sanıklar, iki iki kelepçelenmiş.

   Kelepçenin bir halkası Afrikalı 20’li yaşlarında bir kadının sol bileğinde. Kelepçenin öteki halkası ise yine 20’li yaşlardan bir Kıbrıslı Türk kadının sağ bileğinde. Orada bulunanlara suçlarını sordum, tek sözcükle, tanımladılar: ‘UYUŞTURUCU.’

***

Durdum bir süre, onları izledim.

   Kıbrıslı kadının on metre kadar uzağında olan yakınlarına yorgun gözlerle bakıp düşük sesle bir şeyler duyurmaya çalışıyordu.

   Bakışlar yorgun mu yorgun.

   Yorgunluktan ötesini okumak çok da kolay değil.

   Ancak, bakışlarda bir miktar pişmanlık olsa da, ‘MASUMUM’ diyemiyordu bakışlar ve vücut dilleri.

   Kulak verdim söylediklerine… ‘Avukata para vermeyin. Yeter… Bir şey yaptığı yok.’

   Sordum kendi kendime, avukatından ne bekliyordu?

Elbette bu ülkede şeriat kurallarını savunmam.

Evrensel hukuk kurallarına her suçlunun cezasını çekmesini isterim.

***

Alışıldık bir eleştirel yaklaşımdır.

   Önemli olan UYUŞTURUCU BARONLARINI YAKALAMAKTIR.

   Elbette, esas amaç, uyuşturucu ticaretinin köşe başlarını tutanları yakalayıp, uyuşturucunun kökünü kurutma yönünde mesafe almaktır. Ancak, oralara ulaşılması büyük hedef olarak dururken, torbacı olarak, uyuşturucuyu hedef kitleye ulaştıranlar da etkin takiple yakalanıp caydırıcı cezaya çarptırılmalıdır.

***

   Polis örgütünün, uyuşturucu ile mücadele birimini kolaya kaçarak hızla suçlamak istemem. Böyle bir davranışı kolaycılık olarak görürüm.

   Ancak, uyuşturucunun kökünü kazımakta hızla sonuç alınamadığı zaman, her gün yeni yeni gençlerimizi uyuşturucunun yok edici kollarına teslim ettiğimizi bileceğiz.

   UYUŞTURUCU İLE MÜCADELEDE DE HİÇBİR MAZARET BAŞARININ YERİNİ TUTAMAZ.

Polisin Narkotik bölümünün gerçek anlamda başarılı olması için hem insan kaynağı hem de teknolojik olanakları olması gereken düzeye çıkarılmalıdır.

   Uyuşturucu ile mücadeleye ayrılan bütçe, en yalın tanımlamayla EN HAYIRLI KAYNAK AYRIMIDIR.

   Unutmayalım, uyuşturucunun verdiği zarar, uyuşturucuyla mücadele için ayrılan her türlü kaynağın toplamından kat kat fazladır.

***

   Eğer mevcut mücadele alt yapımız yeterli değilse, en azından ilk etaptan beş yıllık süre için UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE BAKANLIĞI oluşturulsun.

   Yeterli hazırlık yapıldıktan sonra 2025 ya da 2026 UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE YILI olarak ilan edilsin.

   Bu işin şakası yoktur. Bugün görev ihmali yapanlar, uyuşturucuda yaşananların baş suçlusu olarak bilinecektir.

‘Ben masumum’ diyemeyen bakışlar…

Yorumlar kapalı.