Hasan Hastürer

Avrupa Birliği, acıları hatırlatarak geleceğe yürümeye çalışıyor…






Avrupa Birliği’nin adı varlık nedeni ve genişleme alanını, tanımlıyor.

Avrupa’nın birliği.

Avrupa kıtasının dışına çıkılarak, bazı ülkeler AB çatısı altına alınmak isteniyor.

2002’de Kopenhag’da AB, aralarında Kıbrıs’ın bulunduğu 10 yeni ülkenin üyeliğini onaylarken oradaydım.

Hatta öncesinde, Berlin’de Almanya’nın genişlemeye dönük politikalarını dinleme fırsatı bulmuştum.

   Avrupa Birliği, 1951 yılında başlayan bir varoluş yolculuğuyla bugünlere geldi.

   AB’de taşlar yerine oturdu mu?

   Kimse bu soruya EVET diyemez.

   Avrupa Birliği, Avrupa’nın iki dünya savaşı yaşamasının ardından doğdu.

   Çıkarlar, öylesine birleştirici işlev yerine getirdi ki, ezeli ve ebedi düşman kalacağı düşünülen Almanya ve Fransa, AB’nin varlığı ve geleceği için değerleri koruma ve ortak çıkar için dost oldu.

***

Pazartesi öğle saatlerinde gittiğim Brüksel’den dün akşam geç saatlerde adaya döndüm.

Daha önce Brüksel’de bulunmama karşın PARLAMENTARİUM’u gezme fırsatı bulamamıştım.

   PARLAMENTARİUM, Avrupa Birliği’nin ziyaretçi ve de bilgilendirme merkezi.

   Modern bilgi müzesi de diyebiliriz.

   Fotoğraflarla Avrupa’nın yüz yıllık tarihinden hatırlatmalar yapılıyor.

   İlk fotoğraf nedir bilir misiniz?

   Finlandiya’dan aç çocuklar.

   Her gün kendilerine verilen bir tabak çorbaya bakışları çok şey anlatıyor.

   Ve açık olarak, o günler anımsatılırken, bugünün değeri bilinip korunmazsa, o günlerin yeniden yaşanabileceği anlatılıyor.

   Her yıl en az bir fotoğrafla anımsatılırken 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanı, Yunan bayraklı Rum göstericilerle, görsel sıraya kondu.

   1974 için Girne Limanı’nda bir Türk tankı fotoğrafı.

***

   Avrupa sancılı bir birliktelik…

   Yüz yılın BM’den sonra en kapsamlı birliği…

   Ulus ötesi bir anlayışla varlığını daha güvenceli sürdürebilecek AB üyesi ülkelerden 17’sinde aşırı milliyetçi partiler güçlü ve de hükümette.

   2024 AB’de seçim yılı.

   Avrupa Parlamentosu seçimlerinde güçlerini oraya taşırlarsa AB’yi zor günler bekleyecek.

***

Peki, AB’ye bakarken beklentilerimizle birlikte neler söyleyebiliriz.

Önceki gün Avrupa Parlamentosu’nda düzenlen ‘KIBRISLI TÜRKLER VE AB – KIBRIS’IN YENİDEN BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN PERSPEKTİFLER’ başlıklı panelde akademik, bilimsel içeriği ağır basan bir sunuş yapan İpek Borman’nın konuşmasında şu kesit verdiği mesaj bakımından da değerliydi.

   ‘Eğer samimi olarak AB çatısı altında bir birleşmeden bahsediyorsak, dış dinamikler ne olursa olsun, Kıbrıslı Türklerin Avrupa içerisinde bir gelecek tahayyül edebilmesi için her açıdan, ancak özellikle de ilkeler ve değerler açısından AB’ye daha da yaklaşmaları ve bu çerçevede çalışmaların parçası olmaları gerekiyor. Aksi takdirde, iki toplum arasında bağlar daha da zayıflayacak ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi, sürdürülebilir ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi hayalden öteye gidemeyecektir.

   Şu unutulmamalıdır ki, Kıbrıslı Türkler, sadece bir üst siyasi liderlikten ibaret değildir. Kıbrıs’ın ana toplumlarından biridir ve bu toplumun birçok bileşeni vardır.

   Tıpkı Avrupalı toplumların hayatlarını ve geleceklerini şekillendiren ortak çıkarları ve ortak değerleri etrafında birleştiği gibi, demokrasiden insan haklarına, sosyal haklardan iklim krizi gibi çevre sorunlarına, temiz enerjiden yeşil dönüşüme, LGBTI haklarından yoksullukla mücadeleye kadar birçok konu ve değerde birleşebilecekleri ve adanın tümüne dair gailelerini paylaşabilecekleri bir birlikteliğin sağlanmasına ihtiyaçları vardır. AB içinde bir gelecek tahayyül edilebilmesi için bu alanlarda ortaklaşmaya, ortak geleceklerini kurgulamaya ve adanın yeniden birleşmesine katkı koymaları gerekmektedir.

Avrupa Birliği, acıları hatırlatarak geleceğe yürümeye çalışıyor…

Yorumlar kapalı.