Hasan Hastürer

Altı buçuk milden, Acapulco’ya…





‘Bu toprak parçası geçen sene bu adaya uluslararası yatırımcı veya Türkiye’den bir yatırımcı gelmiş olsa buraya bir değer yatırabilirdi. Bu arazide 74’ten sonra 78’de başlayarak bir süreç içerisinde bu değer yaratıldı. Bu bir gelişme midir?  Evet.

O zamandan doğru tespitlerde bulunup, en yalın tanımlamayla taş üstüne taşlar koyup, kazandığı her kuruşu buraya harcayarak gelişmenin bu ülkeye ne getireceğini bilmek önemli bir vizyondu. Bu sadece bir vizyon değil inanç ve güvendi. Babamız Ünal Çağıner, Acapulco’da 400 odalı olduğu zaman 400 odalı başka bir yere yatırım yapabilirdi onu da yapmadı. Kazandığı her kuruşu bu toprak parçasının kendisinin olduğunu bilerek ve hissederek yatırım yaptı. Kıbrıs Türkü birinci derecede bu toprakların sahip olduğunu hisseder gelişebilir ve büyüyebilir. Aksi takdirde hiçbir zaman vatanımız olmaz. Vatanı vatan yapan döktüğünüz kandır üstüne, ikincisi üzerine yaptığınız yatırımdır.’

Bu sözler Dimağ Çağıner’in 2012 yılının Mart ayında Ada TV’de ekranlara yansıyan bir sohbetimizde söylediklerindendir.

***

Rahmetli Ünal Çağıner’in iyi tanıyanlardan olduğuma inanırım.

Yılda birkaç kez ziyaret eder ve verimli sohbetler gerçekleştirirdik.

Her gidişimde Acapulco’da pozitif yöndeki gelişimi gözler, mutlu olur ve takdir duygularımı paylaşırdım.

Ünal Çağıner, bu toprakları sahiplendi.

Gün geldi. 1974 öncesinin Rum mal sahiplerini buldu, anlaştı ve yaygın tanımlamasıyla Acapulco’nun toprakları üzerinde Rum sahiplerin hak iddiasını sonlandırdı.

***

1974 sonrası Kuzey Kıbrıs’ta yaşamaya başlayanlar Acapolco’nun geçmişini bilmez.

1974’e kadar Acapulco’nun olduğu plaj ALTI BUÇUK MİL olarak bilinirdi.

Lefkoşalıların da en çok gittiği plajdı.

Halk diliyle bir galif vardı yıllarca.

1974’e gelirken bir miktar yapılanma olmuştu.

Zaten 1974’e gelindiği zaman Girne bölgesi önemli bir turizm potansiyeline sahip değildir.

Girne’de DOME ve ROCKS OTEL.

Batıda Mare Monte, şimdiki  Cyrstal Cove’un eski hali…

Hade şu anda anımsamadığım birkaç otel daha olsun.

***

Rumlarda, otelcilik bizden ileriydi. Ancak Kıbrıslı Türklerin otelciliğe intibakı zor olmadı.

Acapulco, Rum’dan kalan alt yapının hızla geliştirildiği ve turizmde neler yapabileceğimizin simgesiydi.

Hiç gerilemeden bu günlere geldi.

Kuzey Kıbrıs’ta marka değeri olan bir turistik tesistir.

***

Cumartesi, Ünal Çağıner’in iki değerli ve hayırlı evladı İçim Çağıner Kavuklu ve Dimağ Çağıner’in Acapulco’da hem basın hem ürün ve hizmet aldıkları tedarikçilerle buluşmaları vardı.

Babalarından kalan en önemli miraslarından biri MÜTEVAZİLİKLERİDİR.

İçim Çağıner Kavuklu ve Dimağ Çağıner, patron değil, ev sahibi kalıbında konuklarıyla samimi bir sohbet yaptılar.

Batılı, olgun davranışlarında, babalarının anısına, ilkelerine ve ruhuna saygıyla konuştular. Herkes çıplak gözle gördüğü gelişmeyi, kimsenin gözüne sokmaya çalışmadılar.

***

İçim Çağıner Kavuklu, konuşmasında ne güzel söyledi:

‘Başlangıçta, yurt dışından Türkiye’den firmalarla çalışma eğilimimiz vardı. Bir gün babam Ünal Çağıner beni karşısına alıp şu sözü anımsattı: ‘“El eli yıkar, el de döner sonra yüzü yıkar.” Sonrasında yerli sanayici ve tedarikçilerle aile olduk. Her konuda bizi paydaş olarak benimseyerek adım atan herekse çok teşekkür ederiz. Büyük bir aileyiz. Sizler var olduğunuz için Acapulco da var oluyor. Ünal beyin de şu an da bizlerle birlikte olduğunu ve hissettiğini düşünüyorum.”

***

Yazımı Dimağ Çağıner’in 2012 yılında ortaya koyduğu yapıcı eleştirel bir görüşle noktalamak istiyorum:

‘… Girne’de doğdum büyüdüm, Kıbrıs’ın kuzey kısmındaki yaşadığımız vatanın geleceğine inanıyorum. Kıbrıs Türk insanının içini görüyorum, niyet olarak. Kendi potansiyelimizi görmeyip, ya da gördüğü zaman var olan potansiyelimizi, birbirimizle sinerjiye çeviremeyip, ne istediğimizi toplum olarak bilemememiz önümüzdeki tek engel. Onun dışında her şeyimiz yerindedir.’

Aradan 12 yıl geçti. Bana göre Dimağ Çağıner’in tespiti ve eleştirisi hala geçerlidir.

Altı buçuk milden, Acapulco’ya…

Yorumlar kapalı.