Geçtiğimiz hafta ara bölgede BM İyi Niyet Ofisi’nde KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar bir araya gelerek görüştüler.
Liderler, görüşmenin ardından basına açıklama yapmazken BM sözcülüğünden üçlü görüşmeye ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Öyle anlaşılıyor ki bir önceki görüşmede basın üzerinden liderler arasında yaşanan gerginliğin tekrarlanmaması için böyle bir tedbir alınmış…
Üçlü görüşmeye ilişkin olarak BM sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada;
-Liderler, asıl hedefin Kıbrıs sorununun BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde ‘siyasi eşitlik’ temelinde çözüm olduğunu vurgulamış,
-Liderler, geçiş kapılarındaki görevli personel sayısında artış yapma konusunda uzlaşmış,
– Liderler, yeni geçiş kapıları açılması, hellim meselesi ve Haspolat Atık Su Arıtma Tesisi’nde boru hatlarının döşenmesi konularında da mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmaya odaklanma konusunda mutabakata vardıklarını, açıklamış. Üçlü görüşmeye ilişkin olarak BM sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada bunlar ifade edildi.
***
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, üçlü görüşmeye ilişkin olarak yaptığı açıklamada;
-Yaklaşık üç buçuk saat süren görüşmede üç ana başlığın ele alındığını, bunların birincisinin Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne ilişkin dört maddelik metodoloji önerileri, ikincisinin Tatar–Hristodulidis döneminde başlayan güven yaratıcı önlemler, üçüncüsünün ise Türk tarafının bir önceki görüşmede sunduğu on maddelik öneriler olduğunu,
-Hellim tescili, geçiş kapılarındaki düzenlemeler ve çözüm sürecine ilişkin metodoloji başlıklarında bazı somut ilerlemeler sağlandığını,
-On maddelik önerileri içinde yer alan hellim tescili konusunun ocak sonuna kadar tamamlanmasının netleştiğini,
-Geçiş kapılarına ilişkin olarak Metehan’da kabin ve personel sayısının artırılması yönündeki taleplerinin karşılık bulduğunu, diğer geçiş kapılarında ise bütün noktalarda personel artırımı yapılmasına ilişkin bir karar bulunduğunu,
-Temel hedefin, sadece güven yaratıcı önlemler üzerinde konuşmak olmayıp; temel hedefin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu,
-Çözüme dair yapılan vurgunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlanan siyasi eşitlik ilkesi üzerinden şekillendiğini,
-Metinde herhangi bir çözüm modeline açık bir atıf yapılmadığını; ayrıca ortak egemenlik alanlarında kararların siyasi eşitlik temelinde alınması yönündeki ifadenin de metne girdiğini,
-Siyasi eşitlik vurgusunun kendi dört adımlı metodolojilerinin birinci unsurunun tamamen kabul edildiği anlamına gelmediğini, bunun sadece ilk adımın bir bölümü niteliğinde olduğunu, dört adımın tamamı kabul edilmeden kapsamlı müzakereye başlanmasının söz konusu olmadığını,
– Rum lider Hristodulidis’in bu kez görüşmeye kendi öneri paketini getirdiğini, önerileri ilk kez gördükleri için ayrıntılı bir müzakere yapılmadığını ve değerlendirilmek üzere not ettiklerini,
– Ortak açıklamada çözümün, BM Güvenlik Konseyi kararlarında tanımlanan siyasi eşitlik ilkesi çerçevesinde hedeflendiğini, metinde herhangi bir çözüm modeline atıf yapılmadığını,
-Ortak egemenlik alanlarında kararların siyasi eşitlik temelinde alınması yönündeki vurgunun da metne girdiğini, bunun hidrokarbon, enerji ve deniz yetki alanları gibi başlıklarda birlikte karar üretileceği anlamına geldiğini, açıklamıştır.
***
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis de üçlü görüşmeye ilişkin olarak yaptığı açıklamada (Alphanews’de” yer alan habere göre);
– BM’nin açıklamasında yer alan siyasi eşitliğe ilişkin ifadenin özellikle önemli olduğunu ve bunun 2020 yılının Ekim ayından bu yana ilk kez bir BM açıklamasında yer aldığını,
-Görüşmede Kıbrıs konusunun özü haricinde iki toplum arasındaki Güven Yaratıcı Önlemlerin de gözden geçirildiğini, açıklamıştır.
***
Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in,BM’nin2020 yılının Ekim ayından bu yana ilk kez siyasi eşitlik konusuna atıfta bulunduğunu ifade etmesi önemlidir.
Evet, BM 2020 yılının Ekim ayından bu yana Türk tarafının duruşu nedeniyle siyasi eşitlik konusuna bir atıfta bulunmamıştır…
Kıbrıs Türk Halkı, “azınlık” veya “toplum” (community) değil, kendi kaderini tayin etme hakkına (self-determinasyon) sahip ayrı bir halktır.
Kıbrıs Türk Halkının” egemenlik hakkı,” 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmalarından eşit kurucu ortak statüsünden gelir ve tarihsel bir (müktesep hak) haktır.
Türk tarafı yakın zamana kadar Kıbrıs konusuna ilişkin olarak yaptığı tüm açıklamalarda;
-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin uzlaşmaz tutumu nedeniyle çözümün, daha önce defalarca denenmiş ve tüketilmiş federasyon modeli üzerine bina edilemeyeceğini,
– Kıbrıs’ta iki ayrı devlet ve iki halk olduğunu, Kıbrıs Türklerinin, adanın eşit sahibi olduğunu ve azınlık olmayı kabul etmeyeceğini,
-Kıbrıs Türk Halkının müktesep hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmedikçe yeni bir müzakere sürecine girişilmesinin söz konusu olmadığı, defaten birçok platformda ifade edilmiştir.
Sonuç olarak; kamuoyu büyük bir merakla, önümüzdeki süreçte Kıbrıs Türk Halkının müktesep hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeden yeni bir müzakere sürecine geçilip geçilmeyeceğini merak ediyor?





Yorumlar kapalı.