Gökhan Güler

MSB Yaşar Güler; egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü…





Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, geçtiğimiz hafta İstanbul’da Milli Savunma Bakanlığı ortaklığında Milli Savunma Üniversitesi’nde düzenlenen “Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. Yılı Paneli’ne katılarak burada son derece geniş ve kapsamlı bir konuşma yaptı…
Milli Savunma Üniversitesi, kurmay subay yetiştirmek ve lisansüstü eğitim vermek amacıyla yeni kurulan enstitülerden, kara, deniz ve hava harp okulları ile astsubay meslek yüksekokullarından oluşan askerî yükseköğretim kurumudur. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında gündeme gelen, askerî kurumların yeniden düzenlenmesi sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin subay ve astsubay ihtiyacını karşılayan tüm okullar kapatılarak yerine 31 Temmuz 2016 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı’na bağlı olarak Milli Savunma Üniversitesi kurulmuştur.
Milli Savunma Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. Yılı Paneli’ne, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, TCMilli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve çok sayıda askeri personel ile davetli katıldı.
Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50. Yılı Paneli’nin açılışında yaptığı konuşmasında son derece önemli açıklamalarda bulunmuştur. MSB Yaşar Güler’in konuşmasında öne çıkan bazı kısımlar şöyle;
Kıbrıs’taki anlaşmazlıklar;
– Rumların Kıbrıs Türklerini, 1960’ta kurulan “Ortaklık Devleti’nden dışlama,
– Ada’da birlikte yaşama mutabakatını terk ederek Türkleri sindirme,
– Ve Kıbrıs Türklerinin haklarını gasp etme girişimlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
Rum tarafının tüm baskı, terör ve yıldırma çabalarına rağmen Kıbrıs Türkü, Ada’daki varlığını ve kazanılmış haklarını muhafaza etmek için destansı bir mücadele vermiş, bağımsızlık iradesinden asla ödün vermemiştir.
20 Temmuz 2024 tarihinde 50’nci yılını kutlayacağımız Kıbrıs Barış Harekâtı ile;
– Kıbrıs Türklerinin uğradıkları zulüm sona erdirilerek, haklı taleplerinin karşılık bulması sağlanmış,
– Hem Türkler hem de Rumlar için Ada’ya barış, huzur ve güvenlik getirilmiştir.
Kıbrıs meselesi bizim için bir sorun değil, millî davadır. 50 yıllık süreçte yaşananları analiz ettiğimizde; Kıbrıs Barış Harekâtı’nın soydaşlarımızın bağımsızlık mücadelesinde ne denli önemli olduğunu çok daha iyi anlayabiliyoruz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir devlet olarak tarih sahnesinde yerini alması, Kıbrıs Türkü’nün istiklal ve istikbaline sahip çıkma azim ve kararlılığının en açık göstergesi olmuştur.
Tüm dünya şunu çok iyi bilmelidir ki Türkiye ve Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz, yıllarca uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmıştır. Ancak Rum tarafının uzlaşmaz tutumu, bugüne kadar müzakerelerin başarıya ulaşmasına imkân tanımamıştır. Şu hususun altını çizmek isterim ki; statükocu söylemlerle hayal kuranlar, çözümsüzlüğün yegâne kaynağıdır. Bu çerçevede, Rum tarafının kendisini Ada’nın tek sahibi, Kıbrıs Türk halkını ise azınlık olarak gören zihniyeti değişmediği takdirde başlatılacak yeni bir müzakerenin başarıya ulaşabilmesi ve Ada’da bir ortaklık kurulabilmesi mümkün değildir.
Uzun yıllardır süregelen ve miadı dolmuş söylemlerin, çözüm çabalarına katkı sağlamadığı ve sağlamayacağı artık anlaşılmalıdır. Rum tarafının provokatif adımları ve üçüncü ülkelerden aldığı askerî yardımlar da sadece ve sadece çözümsüzlüğe hizmet etmektedir. Artık Ada’da tek ve kesin çözümün, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi olduğu bilinmelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da her platformda uluslararası topluma bir an önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması yönünde çağrı yapmaktadır. Bu çağrının özünde, Kıbrıs meselesindeki düğümün, kalıcı ve adil bir şekilde çözülmesi düşüncesi yer almaktadır. “İki Devletli Çözüm” dışında bir çözüm yoktur ve bu konuda artık herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Uluslararası camiayı; sadece bir tarafın iddialarını desteklemeyi bırakıp konuya makul, mantıklı, tarafsız ve çözüm odaklı yaklaşmaya davet ediyoruz.
Gerçek şudur ki Ada’da bugün iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunmaktadır. Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerin ve ulaşılmak istenen hedefin de bu gerçek üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Bu anlayışla Türkiye;
– İki devletli çözümün müzakere edilmesinin,
– Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesinin,
– Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasının zamanının geldiği görüşündedir.
Sonuç olarak; görüldüğü üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs konusundaki görüşü son derece açık net ve berraktır. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın gündeme getirdiği İki devletli çözüm, Kıbrıs Türk Halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi en başta TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve tüm kabine üyeleri tarafından tam bir uyum ve işbirliği içerisinde desteklenmektedir. Son olarak geçtiğimiz hafta TC Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs konusundaki görüşlerini ve bu kapsamda KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a olan güven ve desteklerinin tam olduğunu dile getirmiştir.
ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ…

MSB Yaşar Güler; egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü…

Yorumlar kapalı.