Gökhan Güler

Kıbrıs konusu, kişisel temsilci ve ortak zemin 2






Ada’daki ilk Rum ayaklanması, Yunanistan’ın bağımsızlık süreci ile yakın etkileşim içerisinde gelişmiştir. Bu kapsamda Rumlar, Haziran 1821’de Kıbrıs Başpiskoposu Kipriaynos önderliğinde, Ada’da Osmanlı’ya karşı ayaklanma girişiminde bulunulmuş, 1931’de İngiliz döneminde de Rumlar, Papaz Nikodimus’un başkanlığında ve Yunan Konsolosu Kiru’nun çeşitli kışkırtma ve destekleriyle Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması (Enosis) için ayaklanmışlardır. Dolayısıyla Rumlar, Yunanlılarla en başından beri etkileşim içerisinde Ada’nın Yunanistan’a bağlanması için çok çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır…
Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları arasındaki müzakere süreci ise birinci yazımda da ifade ettiğim üzere ilk kez İkinci Dünya Savaşı sonrasında gündeme gelmiştir.
Kıbrıs müzakere tarihi boyunca gündeme gelen onlarca plan Rum tarafının katı ve uzlaşmaz tavırları neticesinde başarıya ulaşamamıştır.
21 Aralık 1963’den 2017 yılına kadar geçen süre zarfında BM iyi niyet misyonu çerçevesinde Türk ve Rum tarafları Kıbrıs konusuna federal bir çözüm bulunabilmesine yönelik olarak her ayrıntıyı müzakere ederek defalarca konuşmuş ve süreç Rum tarafının değişmeyen katı ve uzlaşmaz tavırları neticesinde Crans Montana sonlanmıştır.
İşte bu dönemde, Kıbrıs konusuna federasyon temelinde çözüm modeli sonlanmış ve yerine, Sayın Ersin Tatar’ın KKTC Cumhurbaşkanlığı’na aday olduğu dönemde, iki devletli çözüm modeli gündeme gelmiştir. Siyasi yaşamımızda ilk kez bir Cumhurbaşkanı adayı, seçilmesi halinde iki devletli çözüm modelini masaya getireceği vaadi ile halktan oy istemiş ve halkın yarısından fazlasının oyunu almak suretiyle seçimi kazanmıştır.
Devamında iki devletli çözüm modeli, Nisan 2021’de İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler öncülüğünde, KKTC, GKRY, garantör ülkeler; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de katılımıyla 5+1 formatında gerçekleşen Kıbrıs konulu konferansta masaya konularak dünyaya duyurulmuştur.
İki devletli çözüm konusunda, en başından buyana, KKTC ile Türkiye arasında yüzde yüz uyum, düşünce ve eylem birliği söz konusudur…
***
Rum Yönetimi, Kıbrıs konusunun çözümüne yönelik planları acaba her defasında neden katı ve uzlaşmaz tavırlar sergileyerek reddetmiştir? Bu sorunun cevabı aslında Kıbrıs konusunun ne olduğunu ve nereye dayandığını ortaya koymaktadır…
21 Aralık 1963 tarihinde Rumlar silah zoru ile Kıbrıs Türklerini 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlayarak ortaklık cumhuriyetini gasp etmiştir. Netice itibarı ile Rumlar, gasp ettikleri 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli kararına dayanarak, Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürmüşlerdir. İşte Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Müzakere Tarihi boyunca gündeme gelen onlarca planı 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini gasp ederek Rum devletine dönüştürmüş olmanın verdiği rahatlıkla her defasında katı ve uzlaşmaz tavırlar sergilemek suretiyle reddetmiştir.
Rum Yönetimi, Kıbrıs müzakere tarihi boyunca, müzakereler her kesintiye uğradığında, müzakerelerin kaldığı yerden başlaması gerektiği görüşünü ileri sürerek uluslararası kamuoyunda Türkiye ve KKTC’ye karşı baskı kurulması için yoğun çaba harcamıştır…
Kıbrıs Türk tarafını 60 yıl boyunca müzakere masalarında oyalayan Rum Yönetimine Kıbrıs Türk tarafı 2017’de Crans Montana’da,“dur” demiştir. Müzakere masasında artık federal çözüm modeli yerine iki devletli çözüm modeli vardır. Kıbrıs konusunda var olan gerçek durum bundan ibarettir.
***
Son dönemde BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs konusunda bir temsilci ataması gündeme gelmiştir. Söz konusu temsilci Türk tarafınca, kişisel temsilci olması halinde; 6 ayı aşmayacak bir süre için atanması, tek görevinin de yeni ve resmi bir sürece geçilebilmesi için iki taraf arasında ortak zemin olup olmadığının araştırılması şartı ile kabul edilmiştir.
BM Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar önceden mutabık kalındığı üzere bu şartlar çerçevesinde kabul edilmiş ve istişarelerini de bu anlayışla gerçekleştirmeye başlamıştır.
Kıbrıs Tük tarafı Crans Montana süreci çöktükten sonra artık federasyon sayfasının kapandığını açıkça ifade etmiş ve etmeye de devam etmektedir. Kıbrıs Türk Halkının ‘egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün’ kabulü olmazsa olmazdır. Müzakerelerin kaldığı yer federal çözüm zeminindeki müzakerelerin sonlanıp yerine iki devletli çözüm müzakerelerin başladığı yerdir.
Lakin Rum tarafı öyle anlaşılıyor ki kişisel temsilciden, 2017 yılında Crans Montana’da federasyon zemininde sonlanan müzakere sürecini ‘kaldığı yerden’ başlatmaya uygun ortak bir zemin olduğunu açıklama beklentisi içerisindedir! Ancak Rumların beklentisi boşadır.
Çünkü Kıbrıs Türk Halkı’nın özden gelen hakları olan ‘egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün’ teyit edilmesi kabul edilirse ancak yeni ve resmî bir müzakere sürecine geçileceği en başından bu yana en açık bir şekilde ifade edilmektedir…

Kıbrıs konusu, kişisel temsilci ve ortak zemin 2

Yorumlar kapalı.