Gökhan Güler

‘Ermeniler jeopolitik entrikaların ve yalan vaatlerin kurbanı olmuştur’





Bu sözler/itiraflar Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’a ait. Paşinyan son dönemde yaptığı cesur açıklamalarla gündem yaratmaya devam ediyor. Ermenistan Başbakanı bu sözleri/itirafları sözde ‘Ermeni Soykırımı’nın 109.yılı’ nedeniyle Ermenistan vatandaşlarına hitaben yaptığı yazılı açıklamada ifade etmiştir.
Paşinyan, yapmış olduğu açıklamada, “Soykırım, vatandan yoksun bırakma, bizim için kayıp bir vatanı sürekli arayış olarak katlanmamız gereken bir ceza değildir. Vatan arayışını bırakmalıyız, çünkü o vatanı bulduk. Bu büyük çaplı trajedi 1. Dünya Savaşı yıllarında yaşanmıştır.  Devleti olmayan, asırlar önce devletliğini kaybeden ve esasen devletlik geleneğini unutmuş olan ve her şeyden önce dünyayı ve onun içinde işleyen kuralları kendisi için anlaşılır kılabilecek bir politik akıldan yoksun Ermeni halkı, jeopolitik entrikaların ve yalan vaatlerin kurbanı olmuştur” dedi.
Rus TASS ajansının haberine göre, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, katıldığı bir toplantı da ise “Ermeni soykırımı” iddiasının Türkiye-Ermenistan ilişkilerini bozmak amacıyla uydurulduğunu, 1915 olaylarının soykırım olarak nitelendirilemeyeceğini, belirterek, “Soykırım iddiasının, SSCB’nin jeopolitik kaygıları yüzünden Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri kötüleştirmek için icat edilmiştir,” ifadelerini kullanmıştır.
Paşinyan’ın, yakın zaman önce bir okul ziyareti sırasında “Ermenistan Cumhuriyeti’nin Sosyal Psikolojisi” konulu bir ders verdiği, dersin ana fikrinin, 1946’dan itibaren Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kötüleşmesi ve NATO’nun kurulmasıyla birlikte “Ermeni soykırımı” hakkındaki açıklamaların SSCB tarafından ağırlaştırılması oluşturmuş.
Ermenistan Başbakanı konuşmasında 1946’dan itibaren Moskova ile Ankara arasındaki ilişkilerin sertleşmesiyle SSCB, ‘Ermeni Soykırımı’ söylemini kullanmaya başladı. Biz bunu kabul etmek veya etmemek gibi bir seçeneğe sahip değildik. Bize söylememiz gerekenler söylendi, biz de bunlara sahip çıktık. Ermeniler yalnızca jeopolitik entrikaların ve yalan vaatlerin kurbanı olmuştur. Bu senaryoyu SSCB yazdı, biz de oynadık. Şimdi oturup bütün bu yaşananları tekrardan araştırmalıyız” demiştir.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, son dönemde Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ile ilişkilerinde son derece sıra dışı kararların altına imza atarak Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyelik aidatını ödemeyi reddediyor ve bunun yanı sıra, Rus askerlerinin 31 Ağustos’a kadar ülkeden çıkmasını istiyor.
***
Soykırım gibi vahim bir insanlık suçunun işlenebilmesi için “O” milletin tarihinde bu suça yatkınlık olması gerekir. Bir şahıs için suça yatkınlık nasıl bir özellik ise, toplumlar için de öyledir. Türk tarihi incelendiğinde soykırıma ve asimilasyona rastlanamaz. Avrupa mezhepler mücadelesinin kanlı soykırımlarını yaşarken, Osmanlı’da her din ve mezhebin ibadethanesinde rahatça ibadet ediliyordu.
Osmanlı çekildikten sonra, kan gölüne dönen Balkanları, Yugoslavya’yı, Ortadoğu’yu yüzlerce yıl barış içinde yönetmesi Türk’ün hoşgörü anlayışının göstergesi değil midir? Fransa, İngiltere, İspanya, Hollanda vb ülkelerin sömürgelerinde halkın konuşma dili değiştirilirken, Osmanlı’da her halk kendi diliyle konuşuyordu.
1469 yılında İspanya ve Portekiz’den kaçan on binlerce Musevi ve Müslüman; 1680 yılında Avusturya – Macaristan‘dan kaçan Tökeli İmre ve adamları, 1711 yılında RakocziFerençh ve adamları, 1849 yılında LayoşKosuth ve 2000 kişilik Macar grubu; İsveç Kralı Demirbaş Şarl ve 2000 dolayında adamı; 1841 ve 1856 yıllarında Polonya’lı Prens Chartorski; 135 bin kişilik ordusuyla Ekim 1917’de Rus komutan Vrangel ve diğer Beyaz Ruslar, Troçki başta olmak üzere Stalin muhalifleri, Birinci dünya savaşı öncesi ve sonrası Balkanlardan ve Kafkaslardan farklı etnik ve dini gruplardan milyonlar Türkiye’ye göç etmişlerdir.
1930’lu yıllardan itibaren Polonya ve Almanya kökenli on binlerce Musevi Türkiye’ye sığınmıştır. 1915 Sözde Ermeni soykırımının üzerinden 15-20 yıl gibi kısa bir süre geçmişken, soykırım yaptığı iddia edilen bir milletin, soykırımdan kaçanlar tarafından kurtarıcı olarak görülmesi bile soykırım iddiasının bir yalan olduğunu göstermeye kâfi olduğunu yıllarca yazdık…
Türkiye’nin baskıdan zulümden kaçanlara kucak açma özelliği devam etmektedir. Kırım’da, Ahıska’da, Kerkük’de, Doğu Türkistan’da soykırım tehdidiyle karşı karşıya kalanların, Bulgaristan’da Jivkov’un, Irak’da Saddam’ın zulmüne uğrayanların, Suriye’den, Ukrayna’dan savaştan kaçarak sığınakları yer hep Türkiye olmuştur. Türk devlet geleneğinde “adalet” vardır, “kültürlerin yaşatılması” vardır; “katliam” ya da “soykırım” yoktur.
Sonuç olarak, geçte olsa bizzat Ermenistan Başbakanı tarafından gerçeklerin itiraf edilmesi son derece önemli bir gelişmedir. SSCB, Türkiye’nin Türk Dünyası ile direk bağlantı kurmasını engelleyebilmek için Ermenileri ileri sürmüştür. Ermeniler, bilindiği üzere Türkiye ile Azerbaycan arasına SSCB’nin jeopolitik kaygıları üzerine yerleştirilmiştir. SSCB dağılma sürecinde de Ermenileri Azerbaycan’ın üzerine sürerek topraklarının %30’unu işgal etmiştir. Azerbaycan 30 yılın ardından Ermenilerin işgal ettiği topraklarını kurtarmayı başarmıştır. Taşlar yavaş yavaş yerine oturmaktadır. Bölgede Çin, Rusya, Türk Devletleri, Gürcistan, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Türkiye arasındaki sorunlar bir bir aşılıyor. Söz konusu ülkeler eksi husumetleri geride bırakarak ilişkilerde yeni bir sayfa açıyor. Bölgede söz konusu ülkeler arasında karşılıklı kara ve teren yolu bağlantıları/ulaşımı üzerinden son derece cazip ekonomik işbirlikleri fırsatları gündeme gelmiştir. Bu konuda Çin’in merkezinde yer aldığı Tek Kuşak Tek Yol ile Türk Devletlerini birbirine bağlayacak Zengezur projeleri gündemdedir. Söz konusu projeler bölge ülkelerini mutlu ederken öyle anlaşılıyor ki bölge dışı ülkeleri ise son derece rahatsız ediyor. Bölge dışı ülkelerin söz konusu projeleri sekteye uğratmaya yönelik bölge ülkeleri aralarındaki ilişkileri bozabilecek bazı hamleleri olduğu iddia edilmektedir. Bölgede son dönemde yaşananlar ortadadır. Bakalım ilerleyen günlerde ne gibi yeni gelişmeler yaşanacak. Bekleyip göreceğiz…

‘Ermeniler jeopolitik entrikaların ve yalan vaatlerin kurbanı olmuştur’

Yorumlar kapalı.