Gökhan Güler

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın İngiltere ziyareti 1





Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, geçtiğimiz hafta sonu bir dizi temaslarda bulunmak ve İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi tarafından düzenlenen 8. Kıbrıs Türk Kültür Festivali’ne katılmak üzere Londra’ya gitti.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiltere’de bulunduğu süre içerisinde son derece önemli diyalog kanallarını kullanarak diplomatik görüşmeler gerçekleştirmiş, görüş ve düşüncelerini muhataplarıyla paylaşmıştır.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşik Krallık eski Başbakanı Boris Johnson, şu anki Birleşik Krallık Avrupa Bakanı Stephen Doughty, Birleşik Krallık Milletvekili Sir Iain Duncan Smith ve İngiltere Parlamentosu KKTC Dostluk Grubu (APPG-TRNC) üyeleri ile yapmış olduğu görüşmelerde KKTC’nin gelecek projeksiyonlarını paylaşmıştır.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ayrıca her zaman olduğu gibi bu yıl da İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi tarafından düzenlenen Kıbrıs Türk Kültür Festivali’ne katılarak, İngiltere’de yaşamlarını sürdüren Kıbrıs Türkleriyle bir araya gelmiştir…
Bu noktada dikkatlerinizi bir konuya çekmek istiyorum. En başından bu yana Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın vizyoner kişiliğinden ve gündeme getirdiği iki devletli çözüm vizyonundan rahatsızlık duyan federasyoncu kesim, kendisinin müzakereden ve diyalogdan kaçtığı gibi iddialarda bulunmaya başlamıştır. Öncelikle müzakere dönemi Crans Montana’da Rum tarafının katı ve uzlaşmaz tavırlar sergilemeleri nedeniyle başarısızlıkla sonlanmıştır.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ilk günden bugüne, her zaman ve her platformda diyalog kanallarını aktif biçimde kullanarak çözüm odaklı diplomasi faaliyetlerinde bulunmak suretiyle Kıbrıs Türkünün haklı davasını, görüş ve düşüncelerini muhataplarına iletmiştir.
Bilindiği üzere Crans Montana’da 7 Temmuz 2017 tarihinde, federasyon temelinde sürdürülmekte olan Kıbrıs Müzakere süreci, bizzat Anastasiadis ve Hristodulidis tarafından, Adaya ait zenginlikleri ve yönetimi Kıbrıs Türkleriyle paylaşmayı reddedip çözümsüzlüğü kronikleştiren yaklaşımları nedeniyle başarısızlıkla sonlanmıştır.
Kıbrıs konusunda federal zeminde çözümün masadan kalktığı bir dönemde, 2020’de KKTC Cumhurbaşkanlığı’na aday olan Sayın Ersin Tatar, Kıbrıs Türk halkının eşit ve özden doğuştan gelen haklara sahip olduğunu ve bu hakların, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortakları olarak kendi kaderini tayin etme haklarını kapsamakta olduğunu belirtmiş, devamında ise proaktif diplomatik girişimde bulunarak ‘egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü’ temelinde iki devletin iş birliğine dayalı yeni uzlaşı ve diyalog vizyonunu’ ortaya koymuştur.
Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, proaktif bir biçimde diyalog kanallarını her daim akılcı şekilde kullanarak diplomatik girişimlerde bulunmaya devam etmektedir. Bu kapsamda İngiltere’de bulunduğu süre zarfında da diplomatik açıdan çok değerli görüşmelerde bulunmuştur.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Londra temasları kapsamında, Birleşik Krallık eski Başbakanı Boris Johnson ile özel bir görüşme gerçekleştirmiş ve görüşmenin sonunda kendisine “The Vision for Two States in Cyprus (Kıbrıs’ta İki Devlet Vizyonu)” adlı kitabın ikinci baskısını takdim etmiştir…
***
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiltere ziyareti kapsamında Birleşik Krallık Avrupa Bakanı Stephen Doughty ile görüşmesi…
Birleşik Krallık Avrupa Bakanı Stephen Doughty ile görüşmesi sonrasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar;
– Son gelişmelere ilişkin görüş ve endişeleri dile getirdiğini, diyalogu her zaman desteklediğini, resmi bir çözüm olmasa da geçmişle gelecek arasında bir köprü kurulması gerektiğine inandığını, bunun için karşılıklı saygının şart olduğunu, Rum tarafının hâlâ kendisini adanın tek yasal hükümeti olarak gördüğünü,
-Oysa Kıbrıs Türk halkının kendi devleti, demokrasisi ve devlet kurumları olduğunu,
-Gelecekte herhangi bir çözümün, egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayalı iki devlet temelinde olması gerektiğini,
-Federal çözüm arayışının başarısız olması sonrası, artık iş birliği ve iyi komşuluk ilişkilerine dayalı yeni bir sayfa açmanın zamanı geldiğini,
-Görüşmemizin odak noktasını bir sonraki gayriresmî Kıbrıs toplantısına yönelik hazırlıkların meydana getirdiğini,
-Rum liderliğinin Kıbrıs Türk halkına karşı taşınmaz mallar üzerinden yürüttüğü düşmanca ve sindirme amaçlı uygulamalarına dair ciddi endişelerini,
-Tutuklamalar ve yasal baskılar dahil olmak üzere, doğrudan ekonomimizi hedef alan gelişmeler yaşandığını,
-Yaşanan bu gelişmelerin, BM Genel Sekreteri’nin Cenevre’de üzerinde mutabık kalınan altı konuda yeni bir ivme yaratma çabalarını baltalamakta olduğunu,
-Taşınmaz mallara ilişkin etkili bir yerel hukuki çözüm mekanizması olan Taşınmaz Mal Komisyonu bulunduğunu ve bu mekanizmanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da onaylanmış olduğunu,
– TMK’nın tazminat, takas veya iade esaslarına dayalı bir hukuki çözüm sunduğunu, buna rağmen, Rum liderliğinin tutuklamaları başlatarak ve cezai sorumluluğu genişletmek üzere ceza yasasında değişiklik yaparak gerginliği tırmandırdığını, bu uygulamaların, Kıbrıs Türk halkı arasında büyük bir öfke yaratmış olduğunu ve derhal son bulması gerektiğini,
-Cenevre’deki gayriresmî toplantıda tarafların 6 iş birliği inisiyatifi üzerinde mutabık kaldığını, BM Genel Sekreteri’nin bu girişimleri anlamlı bir ilerleme ve yeni bir atmosfer olarak memnuniyetle karşıladığını,
-Gençlik Teknik Komitesi, mezarlık restorasyonu ve iklim değişikliği konularında ilerleme sağlandığını, Ancak Rum liderliğini, bu yeni çabayı baltalayan politikalarda ısrar ettiğini,
-BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín’in yeniden görevlendirilerek ortaya koyduğu çabalarına rağmen, Rum tarafını Genel Sekreter’in olumlu atmosfer vurgusunu zedeleyen adımlar atmaya devam ettiğini,
-Yeni geçiş kapılarının açılmasının önemini ve Haspolat ile Akıncılar’da geçiş kapısı açılması yönündeki önerilerini,
-Kıbrıs Türk tarafının yapıcı önerilerine rağmen, Rum tarafının güneyden güneye geçiş koridorlarında inat ettiğini,
-Birleşik Krallık, Ada’daki durumu ‘adil bir öngörü ve bakış açısıyla’ değerlendirmesi gerekiyor. Bu konuda Birleşik Krallık’ın her iki tarafa da eşit davranma hususunda yasal ve ahlaki bir sorumluluğu bulunduğu,
-Nisan 2004’teki Annan Planı referandumlarında Kıbrıs Türk tarafının % 65 ile planı kabul ettiğini, Rum tarafının ise % 76 ile planı reddettiğini, uluslararası toplumun Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonları (Direkt uçuşlar, ticaret ve temas konularında) sona erdirme sözü verdiği konularını açık ve net bir şekilde ifade etmiştir…

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın İngiltere ziyareti 1
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.