Cenk Uzunoğlu

“Libazmanın” serilmesini seyredenler!





Hükümetin oluşmasındaki sebebi yalnızca Türkiye’de Kıbrıs ile ilgili görevlendirmeye hâkim iradenin seçim sathında sahaya da yansıyan isteği sonucu olarak görmek eksik olur.
Kıbrıs Türkünün “maksıl unsurlarının” da herhangi bir telkine gerek kalmaksızın büyük bir dahili vardır ortaya çıkan tabloda.
Çıkar beklentisi içinde olmadan bu hükümetin oluşmasına oy veren “milli duruşu” olanların…
Devlete ve kendi kaderini tayin etme hakkına eşit derecede önem verenlerin…
Kıbrıs Türkü olmanın öğelerini ve hassasiyetini taşıyanların oluşturduğu bir kesim bu.
Giderek azınlığa düşüyorlar ama yine de “manevi mirasa” sahip çıkmak adına terk etmiyorlar siyasi tercihlerini. Bu da fark yaratıyor.
Sandık önlerine geldiğinde eski alışkanlıkla oy verin gitsin diyen bir davranış sergilemeye devam ettiler bugüne kadar.
Tansiyon yükseldiğinde bunu problem çözmeye zemin olarak görmeyip, “fazla da patırtı yapmaya değmez” demeye hep meyil ettiler.
Cehalet ya da aptallık diye yorumlamamak lazım bunu.
Bunlar bu toplumun okumuş ve aydın kesimi.
Hakkıyla elde ettiği işini, düzenini bozmak istemeyenler bunlar. Aynı tercihleri yapan çıkar peşinde koşan kesimden ayrıştıkları nokta burası. Ama mühür aynı yerlere gidiyor. Bizim hak etmediğimiz bir çıkar beklentimiz yok ama “fasarya çıkmasın başımıza” diyen ruh halini temsil ediyorlar. Bunun adını da istikrar koydular. Anahtar şifre bu.
Elimizdekini de kaybetmeyelim endişesi ile ezber bozup fark yaratacak şekilde mesaj veremiyorlar. Sandık günü de ben değil de benim gibi düşünen komşum gereğini yapsın psikolojisine bürünüyorlar.
Kendilerince manevi mirasa sahip çıkmak önemli bir aidiyet ve maneviyat kaynağı bu kesim için.
Bile bile oy verip sonra da söyleniyorlar.
Yolsuzluk ve kayıtsızlık ortalığı aldı götürdü. Bu yolda mücadele verenleri de alkışlayıp yalnızca seyrediyorlar.
Unutuldu ama çok değil 2,5 sene önce serin bir pazar günü sandığa gidilmişti.
Öncesi de var ama o pazar günü ekilenin hasadını bugün topluyoruz.
Tarlaya atılan “libazmada” senin de küreğin ve alın terin var.
Gidilen bu yoldan onurlu çıkış kapısını bulma zamanı gelmedi mi?
Endişe ettiğin korktuğun başına geldi. Şimdi de üstüne almadan anlamaz ve görmezleri oynuyorsun.
Olduğun yerde özgürce azınlığa düştün.
Bir değil iki değil, yaptığın tercihler ile sonrasında söylendiklerin tutarlı değil.
Kamusal alana bireysel perspektiften değil de kolektif perspektiften bakılması gerektiğini ve siyasi tercihlerin bunun hassasiyetiyle yapılması gerektiğini birilerinin söylemesi mi kazım?
“Milli duruşun” tanımı içinde bu yok mu?

“Libazmanın” serilmesini seyredenler!

Yorumlar kapalı.