Bülent Fevzioğlu

Sıcaklar, Buzullar Kaygılar ve Ölümler…





İklim dengelerini yerle bir eden, dağıtıp savuran ve insan bedeni üzerinde tepeden tırnağa ağır bir yorgunluk, bezginlik ve halsizlikler yaratan sıcaklar, devam ediyor.

Uluslararası araştırma merkezleri, üniversiteler ve bilim adamları aşırı sıcaklar üzerine peş peşe raporlar hazırlayıp açıklamalar yapmakta, gelecek yıllara ilişkin kaygılarını çığlık çığlığa paylaşmaktadır.

Yeryüzü kabuğu üzerindeki yaşamsal varlık, ciddi bir tehdit ve tehlike altında…

   Ülkemizde, 30’a varan üniversite bulunmakta…

Ve lâkin bu üniversitelerimizden hiç birinin umurunda bile değildir, yaşanan çağ felâketi…

Hani; birinden bile en küçük bir araştırma, rapor, ülkesel bir uyarı duydu mu herhangi birimiz?

En basit yanıyla sıcaklardan nasıl korunmamız gerektiğini, hangi önlemleri almamızı ve özellikle hastalarımızın nelere dikkat etmeleri gerektiğine dair de olsa var mı o anlı şanlı! üniversitelerimizden yapılan bir çalışma?

Üniversitelerimizin tek derdi öğrenci kayıtları, personel maaşları, naylon diploma!

Ülkemiz adına üzülür, bir derin mahcubiyet duyuyoruz, maalesef…

   30 üniversitemizden, 30 kelimelik bir çalışma yok, yaşadığımız, çağın felâketine…

Oysa “gerçek üniversiteler”, “gerçek akademisyenler” ve “gerçek bilim insanları” bakın ne diyor:

 

*     *     *

İklim profesörü Raul Cordero:

   – “Yakın zamandaki tüm sıcaklık rekorları muhtemelen er ya da geç kırılacak. Fosil yakıtların kullanımını durdurana kadar durum kötüleşmeye devam edecek.”

 

*     *     *

Kopernik İklim Değişikliği Servisi Direktörü Carlo Buontempo, yaşanan sıcaklık artışının atmosferdeki sera gazlarının artışı nedeniyle yaşanacakların bir göstergesi olduğu görüşünde. Şöyle diyor:

   – “Bunları stabilize etmeyi başaramazsak, kaçınılmaz olarak yeni küresel sıcaklık rekorları ve bunların sonuçlarıyla karşı karşıya kalacağız.” 

 

*     *     *

İsviçre Bilimler Akademisi tarafından yapılan yeni bir çalışma, Alp Dağları’nda iki yıldır art arda yaşanan aşırı ısınmanın İsviçre’nin buzul hacmini yüzde 10 azalttığını ortaya koydu.

Akademi’nin buzullarla ilgili komisyonu tarafından hazırlanan çalışma raporunda “İsviçre buzulları hızla artan bir oranda eriyor” denildi, küresel ısınmayı dizginlemek için daha fazla önlem alınmaması halinde İsviçre buzullarının yüzyılın sonuna kadar tamamen yok olabileceği konusunda uyarıda bulunuldu.

 

*     *     *

   “Nature Communications” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, dünyada 15 milyon insan buzulların yaratacağı su taşkınlarının tehdidi altında yaşıyor.

Buzullar eriyip yakınlarındaki göllere büyük miktarlarda su bırakması ihtimali yüzünden dünya genelinde 15 milyona yakın insan ani ve ölümcül taşkın tehdidi altında yaşamaktadır.

 

*     *     *

Yaklaşık 200 ülke, iklim felâketini önleme hedefi ile sonbaharda gerçekleşecek uluslararası iklim zirvesi için temel teşkil edecek olan Birleşmiş Milletler bilim raporunu doğrulamak ve onaylamak için sanal toplantılar ile müzakerelere başladı.

   Dünya Meteoroloji Örgütü Başkanı Petteri Taalas, sanal konferans üzerinden 700 delegeye verdiği demeçte, “Ortaya çıkacak olan rapor dünya çapında etkileri olacak” dedi.

 

*     *     *

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Dünya Miras Komitesi’nin iklim değişikliği tehdidi altındaki Büyük Bariyer Resifi’ni (1) nesli tükenmekte olan doğal alan ilân etmeye hazırlandığını duyurdu.

Avustralya hükümeti, turizm gelirlerini kaybedeceği endişesiyle öneriye karşı çıkarken; bilim insanları resif alanının büyük bölümünün 2025 yılına kadar iklim değişikliği nedeniyle yok olacağı uyarısında bulunuyor.

   UNESCO Direktörü Mechtild Rössler, Avustralya’daki muhalefete rağmen, komitenin taslak kararının siteyi nesli tükenmekte olan dünya mirası listesine almayı plânladığını kaydetti.

 

*     *     *

Uluslararası Kızıl Haç Federasyonu Genel Sekreteri Jagan Chapagain;

   – “Sel ve kasırgalar manşetlerde yer alıyor, ancak aşırı sıcaklığın etkileri de aynı derecede ölümcül. Aşırı sıcakların son 12 ayda on binlerce insanı öldürdüğü biliniyor, ancak gerçek sayı yüz binler, hatta milyonlarca olabilir” dedi.

 

*     *     *

Aşırı sıcak havalar nedeniyle psikolojimiz de olumsuz yönde etkilenmektedir.

Sıcak havanın uzun sürmesi ve buna bağlı olarak vücudun su ve mineral kaybetmesi ısı stresine yol açar.

Aşırı sıcak havanın psikolojik etkileri arasında şu maddeler yer alabiliyor:

* Zihinsel yorgunluk

* Termal stres

* Refleks zayıflığı

* Halsizlik

* Karamsarlık

* Dikkat eksikliği

* Ateş basması

* Kalp çarpıntısı

* Anksiyete (2)

 

*     *     *

Ve yine bilim insanları, aşırı sıcaklara karşı uzun uzadıya korunma yöntemlerini açıklamakta…

En azından, mutlak surette dikkate almamız, uygulamamız gereken, beş maddesi:

 

*     *     *

* Kanser hastaları, kemoterapi hastaları veya değişik deri hastalığı olanlar güneş ışınlarından korunmaya özellikle dikkat etmelidir.

 

*     *     *

* Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol giysiler tercih edilmeli; şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

*     *     *

* Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır.

 

*     *     *

* Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir.

 

*     *     *

Kıssadan hissesi:

Bırakınız; gün gele bu felâketlerle çok daha fazla yüz yüze gelineceği gerçeğini, yaşamsal varlık adına öngörülen geleceğe ilişkin bilgi ve verileri – özetin özeti de olsa – iki sütunluk bir köşe yazısında okumak bile nasıl da yormakta, boğmakta, kaygılandırmakta insanı…

   30 üniversitemize gelince…

Hani, “ayıptır söylemesi” derler ya…

Ayıptır söylemesi(!), bu kadarını bile araştırmaktan, yazmaktan, paylaşmaktan ve bilgilendirmekten, acizdir cümlesi…

 

*     *     *

   (1) Resif, denizcilik terminolojisinde kaya, kum ve deniz canlıların birikimiyle birlikte suyun cezir halindeyken (gel-gitle oluşan en düşük su seviyesi) altı kulaç (yaklaşık 11 metre) veya daha az derinlikli sığ alanlarında oluşmuş su altı yüzey yapılarıdır.

   (2)Anksiyete; gerçekte olmayan ancak gelecekteki olası tehditlere karşı kaygı ve korku hissedilen ruhsal bozukluk.

Sıcaklar, Buzullar Kaygılar ve Ölümler…

Yorumlar kapalı.