Bülent Fevzioğlu

Rum Gazeteci Sn. Panayotis ÇANGARİS’in Dikkat Çeken Yorumu…





Geçtiğimiz hafta, Avrupa Birliği parlamentosu seçimlerine saatler kala, Kıbrıs Rum televizyon kanalı RİK, kamuoyu araştırma verileri paylaşır.

Kıbrıslı Rum gazeteci Sn. Panayotis Çangaris (Offsite köşe yazısı) şöyle der:

– “Ortaya çıkan veri çok ilginçtir zira ilk defa Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ayrı yaşamasının tercih edilebilir olduğunu söyleyenlerin oranı, birlikte yaşamasının tercih edilebilir olduğunu söyleyenlerin oranından daha yüksektir.”

 

*     *     *

31 Mayıs (2024) günü RİK tarafından yayınlanan ankette, 1200 kişilik katılımcıya şu soru soruldu:

– “Sizce, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkler ayrı mı yaşasa daha iyi olur yoksa birlikte mi yaşasalar daha iyi olur?”

Sonuç?

Ankete katılanların % 47’si ayrı yaşamayı tercih ederken, %44’ü birlikte yaşamayı tercih ettiklerini belirtir.

Sn. Çangaris şu değerlendirmede bulunur:

 

*     *     *

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin ayrı yaşamasının daha iyi olduğuna inanan Kıbrıslı Rumların oranı, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin birlikte yaşamasının daha iyi olduğuna inanan Kıbrıslı Rumların oranından, daha yüksektir.

% 9’luk bir kesimin ise herhangi bir fikri yoktur.

Ancak daha da ilginç olanı, aynı sorunun sorulduğu 2022 yılındaki oranlarla karşılaştırıldığında ortaya çıkan bulgudur.

2022’de Kıbrıslı Rumların %53’ü Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin birlikte, %42’si ise ayrı yaşamasının tercih edilebilir olduğuna inanıyordu. Arada 11 puanlık bir fark vardır.

İki yıl içindeki bu ‘gerileme’ önemli bir şeyi gösteriyor. Ve asıl soru, aynı sorunun önümüzdeki iki yıl içinde, yani 2026’da ne göstereceğidir. Bunu göreceğiz, ancak ben, bu eğilimin devam edeceğini ve Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin ayrı yaşamasını tercih edenlerin oranının belki de %60’a kadar çıkacağını düşünüyorum.

 

*     *     *

Ancak konunun özüne dönecek olursak, Kıbrıslı Rumların %47’si, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ayrı yaşamasını tercih etmektedir.

Bundan çıkarılabilecek çok sayıda siyasi sonuç vardır.

Bunlardan başlıcaları şu şekilde özetlenebilir:

 

*     *     *

1)Kıbrıs’ın 50 yaşına kadar olan nüfusunun Kıbrıs’ı hiçbir zaman ‘karma bir devlet’ olarak deneyimlemediğini unutmayalım. İstatistik Dairesi’ne göre bu nüfus grupları şu anda toplam 918 bin nüfus içinde 605 binin üzerindedir (nüfus sayımına dahil edilen yabancıların özellikle Kıbrıs sorunuyla ilgilenmediklerini düşünürsek, sayıları yaklaşık %21 daha azdır). Kısacası, nüfusun %65’inden fazlası ‘karma Kıbrıs’ın’ ne olduğu hakkında hiçbir fikre sahip değildir ve 1974’te 10 yaşında olan ve bu nedenle bir şeyler yaşamış olanları düşünürsek, yaşadıkları şey sorunluydu, iki toplumlu ayaklanmaların 1963’te başladığını unutmayalım, o zaman bu sayı daha da yüksektir.

 

*     *     *

2)Kıbrıslı Rumlarda yaygın olan haksızlığa uğramışlık duygusu, yukarıdakilerle (yani nüfusun %65’inden fazlasının ‘karma Kıbrıs’ ile hiçbir teması ve deneyimi olmamasıyla) birleştiğinde, işleri daha da kötüleştirmektedir. Kıbrıslı Rumlar, Türkiye’nin 50 yıl boyunca Kıbrıs’ın yarısını istila ve işgal ettiğini, binlerce insanın evlerini ve mülklerini kaybettiğini bilmektedir. Hak aramak mantıklıdır ve dengesiz olduğunu düşündüğü her türlü çözüme karşı çıkmak da mantıklıdır. Ve böyle bir şey (yani adalet) görmediği için, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ayrı yaşamasına karşı çıkmak ve bunu ‘tercih edilebilir’ olarak görmek de mantıklıdır.

 

*     *     *

3)Normallik. Kıbrıs sorununun çözümünden ya da çözümsüzlüğünden doğrudan etkilenmeyenler için mevcut statüko ‘normal’ olarak kabul edilmektedir. Barikatların 21 yıl sonra açılması (ki bu Rauf Denktaş’ın, dönemin lideri Tassos Papadopoulos’u uykuda yakalayarak yaptığı tek taraflı bir hamleydi) neyi gösteriyor? İki toplumun ayrı ayrı, barış içinde yaşayabileceğini mi (Rauf Denktaş’ın o dönemde iddia ettiği ve dolayısıyla Barikatların açıldığı gibi) yoksa iki toplumun temas yaptığı ve giderek daha fazla çözüm istediğini mi (bizim tarafın daha sonra Denktaş tarafından kurulan ‘tuzağı’ gizlemek için iddia ettiği gibi)?

Elbette cevap anketin içindedir ve Rauf Denktaş’ı haklı çıkarmaktadır.

 

*     *     *

Sonrasında, iki taraf arasındaki ticareti belirleyen Yeşil Hat Tüzüğü, bir yandan Kıbrıslı Türk işletmelerini ve sanayilerini güçlendirmek, diğer yandan da Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumları ticari düzeyde bir araya getirerek bir çözüm aramak olan amacına ulaştı mı?

Brief (21/5/24) tarafından yayınlanan resmi verilere göre, şirketler (bireyler değil) arasında iki toplumlu ticaret artmakta ve 2023 yılında kuzeyden (Kıbrıs Türk şirketlerinden) Kıbrıs Rum şirketleri tarafından 15 milyon Euro tutarında, yani 2022 yılına göre %5 daha fazla alım yapılmıştır.

 

*     *     *

İkinci hedefe gelince, bunun, Kıbrıs Türk şirketleriyle iş yapan şirketleri bir çözümün daha iyi olacağına veya daha ucuz ürünler sağlayacağına ikna edip etmediğinden emin değilim.

Dolayısıyla yine Denktaş’ın ilk denklemine geri dönüyoruz. Yeşil Hat Tüzüğü bile bu ikilinin (Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk) ayrı ayrı faaliyet gösterseler bile bir çözüm olmadan da ticari iş birliği yapabileceklerini gösteriyor.

Bu konuya bir açıklık getirilmesi gerekmektedir. Bu köşe yazısında bir görüş belirtilmiyor ya da ‘yani barikatları kapatın mı demek istiyorsunuz?’ gibi bir sonuç çıkarılabilir.

Hayır. Bu köşe yazısı, başlı başına büyük bir mesele olan ve daha önce de ele aldığımız ve tekrar ele alabileceğimiz ‘kapalı veya açık barikatlar’ konusuna girmeden, ortaya çıkan gerçekleri, verileri ve soruları not etmektedir.

Sonuç olarak, bu kart, yayınlanan tüm anket kartları arasında belki de en önemli ve kritik olanıdır. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kimin birinci ya da ikinci olacağı, bu kartın bulgularının ortaya koyduğu devasa soru karşısında sadece bir figürandır…”

 

*     *     *

Kıssadan hissesi:

Ne diyor Kıbrıslı Rum gazeteci Sn. Panayotis Çangaris;

– “Kıbrıslı Rumların % 47’si, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ayrı yaşamasını tercih etmektedir!”

 

Rum Gazeteci Sn. Panayotis ÇANGARİS’in Dikkat Çeken Yorumu…

Yorumlar kapalı.