Bülent Fevzioğlu

Kıbrıs’ta “Hamidiye” günleri





   86 yıl önce bugünlerde,  Kıbrıs’ta yer yerinden oynamaktaydı… Türk donamasının efsanevi Hamidiye Zırhlısı, Atatürk’ün yatağa düşmeden önce verdiği emirle, 20 Haziran 1938’de Mağusa Limanı’na demir atmıştı… Hakkında kitaplar ve destanlar yazılan Hamidiye Zırhlısı, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı dönemlerinde ve bilhassa Çanakkale savaşlarında Türk donanmasına bağlı yenilmez, bazı tarihçilere göre “hayalet” bir savaş gemisi idi.
“Abdülhamid kruvazörü” olarak 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı Donanması’na katılan ve İkinci Meşrutiyet’in ardından adı “Hamidiye” olarak değiştirilen gemidir bu efsanevi deniz devi… Balkan Savaşları esnasında, Yunan Donanmasının Ege’de ağırlık merkezi oluşturmasını önlemek görevini üstlenmişti… Başta “Georgios Averof” zırhlı kruvazörü olmak üzere, Yunanistan’ın ana muharip unsurlarını üzerine çekerek Osmanlı Donanması üzerindeki baskıyı hafifletti… Ege’deki Yunan askeri tesis ve gemilerine yönelik başarılı taarruzlar, bu taktiğin gereğiydi…
Hazırlanan harekât planında, gemi komutanı Yüzbaşı Hüseyin Rauf Bey’in koşullara bağlı olarak vereceği kararlara istinaden Ege’de taarruzlarda bulunarak İzmir’e dönmesi, bu mümkün olmadığı takdirde İskenderiye ve Brindizi gibi tarafsız limanlarda hem kendisini emniyete alması, hem de lojistik destek sağlaması harekât planının ayrıntıları arasındaydı…
*
Hamidiye Kruvazörü 13 Ocak 1913’te harekât emrini aldıktan sonra Yunan gemileri tarafından görülmeden, “yüzen bir hayalet” misali, Çanakkale’den Ege’ye çıkar… 15 Ocak 1913 günü Orta Ege’de Siros adasındaki askeri hedefler ile birlikte, fabrika ve barut deposunu 2800 metre mesafeden ateş altına alarak imha eder… Daha sonra liman önüne yaklaşarak Yunan Donanmasına ait “Makedonya” kruvazörünü top atışlarıyla kullanılamaz duruma getirir…
Rauf Bey, Ege’deki taktik harekât süresince bayrak kullanmamış, gemi personeline de fes giydirmeyerek üçüncü ülkelere ait tarafsız gemilerin Hamidiye’yi Osmanlı Devleti dışında bir ülkenin gemisi olarak algılamalarını sağlamıştır…
Rauf Bey, Siros Adası’na gerçekleştirdiği harekât sonrasında İzmir Körfezi yaklaşma sularında Yunan Donanmasının üstün kuvvetlerle kendisini karşılayacağından emindi… Akdeniz’e açılmaya karar verir… Ancak önce doğuya seyrederek Anadolu yönünde hareket ediyor izlenimini verir… Daha sonra, havanın kararması ile birlikte derhal güneye dönerek, düşman kuvvetleri tarafından görülmeden Akdeniz’e çıkar…
Bu harekât, gemisiyle birlikte bir komutanın yeterli lojistik destek sistemi ve üs olanakları olmaksızın tek başına planlayarak icra ettiği, gerektiğinde tarafsız ülkeleri de kapsayan uluslararası hukuk kurullarından en iyi şekilde yararlanarak lojistik destek sağladığı, son derece başarılı aldatma taktiklerinin uygulandığı parlak bir deniz harekâtıdır.
Dünyada, Alman Deniz Kuvvetleri’ne ait “Emden” ve “Lowe” gibi bu tür akın tipi harekât yapan birçok gemi bulunmasına karşın, bu gemilerin çoğu harekât esnasında batırılmıştır. Hamidiye komutanı Rauf Bey, yaptığı bu akın tipi harekât ile Yunan Donanması’nı şaşkına çevirmiş; Yunanların sürekli olarak çeşitli yerlere gemi tahsis etmesine neden olarak kuvvet dağılımı yaratmış; düşman harp potansiyeline art arda darbeler indirmiş; görevini üstün başarı ile tamamlayarak ana üssüne dönmüş ve aynı zamanda Osmanlı Devleti için son derece kötü geçen Balkan Harbi’nin belki de parlayan tek yıldızı olmuştur.
Balkan Savaşı sırasında büyük işler yapan Hamidiye Kruvazörü ve mürettebatının bir başka başarısı da Osmanlı donanması ve personeli hakkındaki olumsuz düşünceleri tersine çevirmesi olmuştur.
*
Hamidiye’nin Kıbrıs’ı ziyaret ettiği dönem Rumların ENOSİS tutkusunun eyleme döküldüğü yıllardır… 1931 isyanında İngiliz sömürge valisinin sarayını da yakmışlardır… Ayaklanan Rumlar hem İngiliz’in, hem de Türklerin adadan gitmesini istemektedirler…
ENOSİS’çi Rumlara karşı İngiliz’in henüz ciddi bir direnişi yoktur ve Türkler de korumasız durumdadırlar…
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, ölümcül ağır hastalığının başındadır… Ama olayların da yakın gözlemcisidir… İngiliz’e, Yunan’a ve ayrıca Hatay için Fransa’ya gözdağı vermek için efsanevi Hamidiye’yi Akdeniz’e çıkarır. Hamidiye o günlerde bir Deniz Harp Okulu Eğitim Gemisi’dir… Geminin seyir defterinde Mağusa Limanı’nı ziyaret de vardır… Hamidiye efsanesini çok iyi bilen Kıbrıslı Türklerin coşkun sevgi gösterileri arasında gemi Mağusa Limanı’na 20 Haziran’da girip demir atar… Hamidiye ve Hamidiye’deki subay adayları büyük sevgi gösterileri ve alkışlarla selamlanır…
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne “Kıbrıs’a dikkat… Orayı her zaman göz önünde bulunduracaksınız” talimatını veren Atatürk, Hamidiye’yi Kıbrıs’a göndermekle Kıbrıslı Türklere çok büyük bir moral destek verir…
Atatürk ölünceye dek Hamidiye’yi gözü gibi korudu… Hamidiye efsanesini hem iç, hem dış politikasında kullandı. 1924’te bizzat kendisi Hamidiye ile geziye çıktı… Anadolu gezisi için Samsun’a gidip oradan karaya çıktı ve yolculuğunu trenle sürdürdü…
*
20 Haziran 1938’de Mağusa Limanı’na demirleyen Hamidiye’yi adanın her yanından gelen binlerce Türk karşılar… Gemi limana demir attıktan sonra, geminin bandosu, İngiliz Ulusal Marşı’nı ve İstiklal Marşı’nı çalar. Hamidiye personeline “hoş geldiniz” demek için gemiye çıkan heyette şu kişiler vardır: Türkiye Konsolosu Ekrem Arar, Eski Kavanin Meclis Üyesi M. Necati Özkan, Mehmet Mithat, Eski Kavanin Meclis Üyesi Mehmet Zekâ, Necmi Avkıran ve Hasan Fahri… Hamidiye Zırhlısı’nın o dönemdeki kaptanı Necati Özdemir idi… Zırhlı, halkın ziyaretine açılır ve Kıbrıs’ın her tarafından gelen binlerce kişi, savaş gemisini gezer… Kaptan Özdemir başkanlığındaki Hamidiye heyeti başkent Lefkoşa’ya davet edilir… Türk denizciler, Kardeş Ocağı’nın düzenlediği bir programla ağırlanır ve halkla buluşturulur…

Kıbrıs’ta “Hamidiye” günleri

Yorumlar kapalı.