Kısa adı TMT olan “Türk Mukavemet Teşkilâtı”nın gizliliğini ve tarihsel görevini, ne yazık ki ben, yaşım nedeni ile kendi içerisinde kucaklayamadım, yaşayamadım.
Kıbrıs Türklerinin en önemli yeraltı teşkilâtı olan TMT; tarihimize, ‘Kanlı Noel’ dediğimiz ve adalı komşularımız Rum siyasi elitinin 21 Aralık 1963 gecesi top yekun hepimizi, Kıbrıs Türklerini ortadan kaldırmak için harekete geçirdiği ‘Akritas Plânı’ gecesinde yeraltından çıkarak, 1957’den gelen kendini, deşifre etti.
21 Aralık 1963 gecesi ve sonrasında artık TMT değil, “Mücahit” kimliği vardı…
“Mücahit” kimliğinin başladığı takvimde ise ben, henüz, dört / buçuk yaşında idim…
1960’lı yıllar çocukluğum ve ilkokulum, 1970’li yılların ilk yarısı ise ergenlikten delikanlılığa yürüdüğüm yıllar…
Kimilerine; “fantastik bir edebiyat öyküsü ya da Yeşilçam filmi salon melodramı gibi!”gelse de, ne ben ne de benim yaşıtlarım 70’li yıllara uzanan ‘delikanlılığımızı’ hiç yaşamadık, yaşayamadık…
Benim yaşıtlarım, çok hızlı büyüdü…
Çok hızlı olgunlaştı…
Çünkü bizler kanı, barutu, ölümü ve silâhı tanıdık; henüz terlemeyen sakalımız, bıyıklarımızla…
Arkadaşlarımızı, tanıyıp sevdiklerimizi, abi, amca, dayı dediklerimizi, saygı sevgi duyduklarımızı kaybettik hemencecik, en yakınımızda, yanı başımızda…
50’lerin ikinci yarısında doğan, 60’larda çocuk olan, 70’lerde delikanlılığa yürüyen bizler; o kadar çok hızlı koştuk ve büyüdük ki…
* * *
60’lı yılların çocukları, TMT’yi değilse bile, kısa adı GKK olan “Güvenlik Kuvvetler Komutanlığı”nı çokça iyi bildik, yaşadık ve ezberledik.
Bu yıllar içerisinde kimi arkadaşlarımız Londra, Almanya, Avustralya diyerek, ipi kopmuş bir uçurtma gibi savrulup gittiler, kaç ülkelere…
Savrulup gidemeyenlerse; 20 Temmuz 1974 sonrasının değişen ve dönüşen sosyal, siyasal ve askeri koşullarında önce ‘Mücahit’, sonra, “GKK” askeri oldular…
Kendimi düşünüyorum, meselâ…
Katıldım mı, 20 Temmuz 1974 tarihli “Mağusa Savunması”na?
Katıldım…
Yaş, 15!
Bir bana mı ait 15 yaşımda katılmak, “Mağusa Savunması”na?
Değil elbette…
Saymaya başlasam şimdi, sayarım en az, 20 arkadaş, yaşıtlarımı…
Benim yaş kuşağım delikanlı olamadı hiç, biz, çok erken büyüdük!
Ve öylesine hızlı büyüdük ki, “Delikanlı” denen ol keyf-i alâ’yı, yaşamadık hiç.
* * *
74 savaşından yedi ay sonra, 13 Şubat 1975’te,”Kıbrıs Türk Federe Devleti” kuruldu…
Federe devletin kurulmasından on yedi ay sonra, 1 Ağustos 1976’da da “Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı”…
Kendi adıma ben, Mart 1976’da “GKK” askeri olduğumda, 17 yaşıma henüz, bir ay’ım daha vardı…
Bir ay’ım daha vardı, çünkü 12 Nisan 1959, doğumluyum…
Askere alındığım yıllarda ise hizmet süresi, 30 ay! İki buçuk yıl…
* * *
İki buçuk yıl ile başladığım GKK askerliğimi, hiç beklemediğim bir zamanda çıkan yasal hak ile “27 Buçuk” ayda tamamladım, terhis oldum…
Neydi bana, 2 Buçuk ay’lık, o hakkı kazandıran?
15 Temmuz 1974 – 30 Ekim 1974 tarihleri arasında “Mağusa Savunması”na katılmış olduğumu, belgelemem…
Nasıl mı belgeledim?
Bir çivi yazısıyla…
* * *
15 Temmuz 1974 sabahı; Yunan subayları ve EOKA B, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios’a askeri darbe yapar.
Bu darbe sonrasında, ada genelindeki ‘Mücahit Sancakları’ alarma geçerek, olası saldırılara karşı toparlanır, mevzi alır…
Henüz daha GKK yok; TMT kökenli “Mücahitler” var…
Darbeden bir gün sonra, 16 Temmuz günü ben ve yaşıtlarım dönemin askeri inzibatları tarafından evden, yoldan, sokaktan alınarak, katıldık seferberliğe…
Benim ve bazı arkadaşlarımın ilk görevi, Mağusa’da, “Salıncaklar” dediğimiz çocuk parkının limana açılan kapı önünde, beton mevzi dökmek…
Abilerimize yardım ederek kalıbı kurduk, beton mevzii hızlıca döktük…
Affınıza sığınarak…
Hani eskiler, “olucu kuş (.)okundan belli” derler ya…
Kalem tutmak, yazı yazmak, demek ki ‘olucu kuşluğumun (.)okunda!” varmış…
Betonu döküp de ayrıldıktan sonra herkes, ben, bir çivi alarak elime, o beton mevziin üst sınırına, o günün tarihi ile adımı (o günlerde soyadı yok henüz, baba adı var) ‘Bülent İbrahim, 16 Temmuz 1974’ diye yazıverdim işte…
İnanınız, zaman zaman uğrar, kirini yosununu siler, bakarım öyle…
– “Bülent İbrahim, 16 Temmuz 1974” duruyor hâlâ…
İşte bu ‘çivi yazısı’ belgeden hareketle araştırdım soruşturdum ve 30 ay’lık mecburi GKK askerlik hizmetimden, 27 Buçuk ay sonrasında terhisimi aldım…
* * *
Kıssadan hissesi:
Terhisimi erken aldım da, başım, göğe mi erdi?
Savaşın, hemen sonrası yıllar…
İş yok, para yok, meslek yok, yaş 19.
Terhis olmamdan hemen iki ay sonra, Mağusa 7’nci Tabur’da, bu kez, maaşı iyi diye, telsiz ve haberleşmede görev yapmak üzere, sözleşmeli askerliğe yazıldım…
Uzatmayayım, yaklaşık on bir yıllık askerlik hizmetimden sonra GKK’den ayrılarak, Nisan 1985’te, “Kıbrıs Postası” gazetesinde muhabirliğe başladım…
1985’ten günümüze ise araştırdığım, yazdığım ve yayınladığım 40’a yakın kitaplarımın hemen hepsi, TMT’ye ve milli mücadele yıllarımıza ilişkin…
GKK’ye gelince…
TMT; bir yeraltı direniş örgütü olarak yeryüzüne çıkan ve GKK adıyla düzenli askeri ordusunu dünyada ilk kuran, öncü ve örnek olan, hayata katan mucizevi bir özelliğe sahip…
Yaşayamadığım delikanlılığım GKK’ye, ‘Milli Mücadele Tarihimiz” adına yazdığım ve yazmakta olduğum kitaplarımsa TMT’ye, yerden göğe helâl olsun…





Yorumlar kapalı.