Aytuğ Türkkan

Bu dava Türkiye’de emsal olacak





Adıyaman’da dün çok kritik bir davayı izleme şansımız oldu..

Şampiyon Meleklerimizin aileleri, İsias’ta hayatlarını kaybeden rehberlerin yakınları ve avukatlarımız bir ara davada kabul edilen Gazi Üniversitesi’nin raporuna şiddetle karşı çıkıyordu. Bu rapor göz önüne alınarak İsias Otel sahiplerinden biri ve bir mühendis serbest bırakılmıştı. Bu rapor bizim uzmanlarımıza göre oldukça yanlış bulgular içeriyordu.

Mahkeme başladı, genç yargıç bu kez saatlerce sürecek konuşmalar yapılmasını istemiyordu. Herkes  düşüncesini kısa ve öz olarak ortaya koymalıydı… Öyle de oldu.

Biz özetle 3 nokta üzerinde durduk… Bunların ilki Gazi Üniversitesi raporunun yerine yeni ve bir teknik üniversitenin rapor hazırlamasıydı. Bunu savunabilmek için de 3 uzman kişinin mahkemede dinlenmesini istedik. Karşı tarafın tüm itirazlarına rağmen mahkeme heyeti bu talebi olumlu buldu ve uzmanların ortaya koyduğu değerli görüşler sayesinde istediğimizi almış olduk. Bana göre en önemli nokta da buydu çünkü Gazi Üniversitesi raporu ile süreç yürünseydi günün sonunda sanıkların en ağır cezaya çarptırılması talebimiz havada kalabilirdi!

Şimdi yeni ve uzun bir süreç için yeni bir karar üretildi… Bir başka bilir kişi raporu hazırlanacak…

Bunun yanı sıra tutuklu yargılanan otel sahipleri ve fenni mesulün tutukluluklarının devam etmesini talep ediyorduk! Bu konuda da istediğimizi aldık. Çünkü Bozkurt ailesinin fertleri utanmadan mahkeme heyetine “Suçsuzum, bizi serbest bırakın” diyecek kadar yalana sarılmıştı! Avukatları da aynı sözleri papağan gibi tekrarlayıp durdu! Bu istekleri de kabul görmedi ve mahkeme heyeti bizlerin talebini haklı buldu, çocuklarımızın katillerini kodese gönderdi…

Üçüncü konumuz ise ara bir karar ile serbest bırakılan iki kişinin yeniden tutuklanmasıydı ancak bu talebimizi mahkeme uygun görmedi. Ama olsun, sonuçta tutuksuz da olsalar yargılama süreçleri devam ediyor.

8 saat boyunca maraton şeklinde devam eden İsias Otel davasında istediğimizi aldığımız için bir taraftan yüzlerimiz gülerken, öte yandan sanıkların yalanları, kimi avukatlarının tutumları karşısında hem üzüldük, hem de sinirlendik…

“1974’te biz çok şehit verdik, ne olmuş 30-40 kişi ölmüşse” tarzında çok çirkin bir üsluba şahitlik etmek zorunda kaldık. Hepimizi geren ve üzen bu üslup aslında farklı bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde karşı tarafın ne kadar köşeye sıkıştığını gösteren en önemli delildi diye düşünüyorum!

Uzmanlarımızın İsias Otel denen kumdan kalenin nasıl hatalar zinciri sonucu 16-17 saniyede yıkıldığını anlatırken eminim karşı tarafın avukatları da sinir harpleri yaşıyordu. Çünkü uzmanlarımızın ortaya koyduğu bilim ışığındaki görüşleri çürütecek bir argümanları yoktu…

Mahkeme başkanı ve heyetine gelince… Kanaatimce onlar da ailelerin ne kadar haklı olduğunu anlıyorlar ve biliyorlar. Gerek konuşma tarzları gerekse yaklaşımlardan bunu anlayabiliyorum.

Evladını toprağa veren Feriha Yiğittürk’ün mahkeme başkanına dönüp “mühendislik bir ilimdir, ilmin ışığında hareket edilmiş olsa bu bina çocuklarımıza mezar değil, korunak olurdu” söylemi oldukça etkileyiciydi…

Betül Çetintaş’ın “Oğlum artık güneşe uyanamıyor ama onlar her sabah güneşe uyanabiliyorlar. Biz onları mahkum ettik, şimdi sıra mahkemede” şeklindeki konuşması da oldukça anlamlıydı…

Yazımın sonuna gelirken, bir tespit ve düzeltme de yapmam gerektiğini düşünüyorum.. Ocak ayında yapılan ilk duruşmaları takip edememiştim. Düne kadar bana “bu dava ne olur?” diyenlere “talebimiz olan ‘olası kasttan yargılanmaları’nın zor olduğunu” söylüyordum. Ancak dünkü izlenimlerin elimizin çok güçlü olduğunu ve bunun Türkiye genelinde bir emsal davaya dönüşebileceğine inandırmış durumda…

Şimdi iple 12 Haziran’daki davayı bekliyorum.. Çünkü her davada hedefimize biraz daha yaklaştığımızı hissediyorum…

Bu dava Türkiye’de emsal olacak

Yorumlar kapalı.