Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasında başlayan ve olumlu bir atmosfer içinde geçen ilk görüşme daha çok tartışılacak. Hem Kuzey’de hem de Güney’de! Ayrıca BM, AB ve Kıbrıs sorunu ile yakından ilgilenen ülkelerde de!
Yakalanan ılımlı atmosferin devamı ve şu veya bu şekilde baltalanmaması, akamete uğratılmaması en büyük temennidir. Bu konuda Kıbrıs Türk tarafının veya süreci yakından takip eden Türkiye’nin tavrı nettir. Herhangi bir kuşkuya da mahal yoktur.
1968 yılında Beyrut’ta Denktaş ve Kliridis arasında başlatılan Kıbrıs müzakereleri yıllar boyu Lefkoşa’da, gerektiğinde New York’ta, Cenevre’de Crans-Montana’da devam etmiştir. Gelmiş geçmiş nice Türk ve Rum liderler müzakere masalarında bulunmuştur. En zor dönemlerde bile Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye olumsuz tavır sergilememiş, sürecin ‘masadan kaçan tarafı’ olmamıştır.
Tüm bu gerçekler dikkate alındığında ve Rum tarafının elinde bulundurduğu avantajlar göz önüne alındığında, topun daha çok Rum sahasında olduğu bir gerçektir. İyi bir başlangıç yapılmıştır da, Rum tarafının ileriki günlerde nasıl bir siyaset izleyeceği açık seçik ortaya çıkmış olacaktır.
Rum lider Nikos Hristodulidis, şimdilerde gülücükler dağıtmakta, Erhürman’a sarılarak samimiyetini göstermeye çalışmakta; ancak işlerin ciddiye girmesiyle beden yüzünün nasıl bir şekil alacağı da soru işaretidir.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın kendisine sunduğu 10 maddelik öneri aslında halledilmeyecek tipte değildir. Söz konusu öneriler medyada yayınlanmış olup, yalnız uzmanlar tarafından değil, halk tarafından da değerlendirilmektedir. Bunlar kısa sürede üstesinden gelinebilecek önerilerdir. Topu başka yerlere atmaya da gerek yoktur.
Erhürman’ın önerilerine ‘sorun’ bile denilemez, bunlar bir çırpıda halledilmesi gereken hususlardır. Bir çırpıda değilse de, üzerinde ciddiyetle durulduğu, çalışıldığı takdirde kısa süre içinde çözüme kavuşturulabilecek cinstendir. Söz konusu 10 maddeyi buraya aktarmaya gerek yok. Zaten yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bunlar basında yayınlanmıştır.
Mesela karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı, KKTC’de doğan bazı kişilerin güneye geçebilmesi, Metehan’daki sıkışıklığın giderilmesine yönelik yapılması gerekenler, 14 yaştan küçüklerin dostluk maçı yapabilmesi, iki liderin Kayıp Şahıslar Komitesi’ni birlikte ziyareti, mülkiyetle ilgili tutuklamalar, Yeşil Hat tüzüğü, hellim meselesi, güvenlik kuvvetleri arasında iletişim kanalı kurulması…
Mesela Hristodulidis, Erhürman’la birlikte Kayıp Şahıslar Komitesi’ni ziyaret önerisine ‘hayır’ mı diyecektir? Dostluk maçlarına ‘hayır’ mı diyecektir? Ama karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık hakkı ve Güney’e geçişler konusunda, “Bunlar beni aşar, mahkemelerimizin vereceği kararlardır” mi diyecektir? Daha önce böyle söylemişti ya!
Rum Yönetimi Başkanı “Müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması konusunu hedefleyen bir sürece giriyoruz” ifadesini kullandı. Bu konuda görüş beyan eden Cumhurbaşkanı Erhürman, bunun Hristodulidis’in kendi arzusu olduğunu belirterek, “Dört metodolojik öneri üzerinde uzlaşmadığımız müddetçe herhangi bir kapsamlı müzakere sürecine girmemiz söz konusu değil” ifadesini kullandı.
Bunun anlamı şu: Eskiden olduğu gibi, Kıbrıs Türk tarafını masaya mahkûm edip de, zamana oynamak ve kendi yoluna devam etmek yok! Ortada bir takvim vardır.
Bu arada içimizden geçen bir hususu da burada zikretmeden edemeyeceğim. Nikos Anastasiadis görüşme yerine BMW marka arabayla, Tufan Erhürman da Mercedes marka arabayla gitmişlerdir. Hani Erhürman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı dünya liderlerine hediye ettiği Türk malı TOGG veya Yakın Doğu Üniversitesi Kurucu Rektörü Dr. Suat Günsel’in mamulü GÜNSEL marka arabayla gitmiş olsaydı, nasıl karşılanırdı? Yorumunu da size bırakıyorum.
***
Hocaların hocası, bir çınar isim
Fikri Duran, Lefkoşa’da defnedildi
Pınarbaşı bir çınarını daha kaybetti. Öğretmenlerin öğretmeni, yıllarını Bayraktar Ortaokulu’na adamış değerli insan Fikri Duran’ın dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandığı tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu.
Sevgili eşi Lütfiye Hanım, evlatları Filiz-Ömer Hacıoğulları, Çetin-Alev-Duran, Fide-Özcan Koşan, torunları Ali-Narin Hacıoğulları, Lütfye-Erkan Kahvecioğlu, Nazire-Kris Smith, Özlem-Berkay Sarı, Şimal Koşan ve torun çocukları, “Acımız sonsuzdur. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.





Yorumlar kapalı.