Akay Cemal

Türk çocuğu geçen yıl deprem felaketinden, Gazze’li çocuklar da saldırılardan nasibini aldı





Bugün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 23 Nisan 1920’de açılışının 104’üncü yıldönümü. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu gün Türk çocuklarına armağan ederken, BM de, 1979 yılında bu tarihi ‘Dünya Çocuk Günü’ ilan etmişti. Ata’nın armağanından 59 yıl sonra! Türk milleti için egemenlik anlayışının ne denli önemli olduğu Atatürk’ün sözlerinde izah edilmektedir.

23 Nisan münasebetiyle büyüklerin koltuklarına oturan çocukların sözlerinden, düşüncelerinden dersler çıkarması, verilen mesajları almaları gerektiği kanısındayız. Bir başka deyişle çocuklar her şeyin farkındadır. Kendi aralarında konuşup tartışıyorlar. Çünkü koşullar ailelerini, dolayısıyla kendilerini de etkiliyor. Örneğin elektrik kesintilerine tanık oluyor, çevreye olan duyarsızlığı görebiliyorlar. ‘Niye bu kadar fazla trafik kazası oluyor’ diye soruyorlar. Çoğu yerde yolların delik deşik olduğunu büyükler görüyor da, küçükler göremez mi? Geceleri bir yerden bir yere seyahat ederken, yolların zifiri karanlık olduğunu görmüyorlar mı?

Daha güzel, daha temiz bir ülkede yaşamak onların da hakkı! Kavganın gürültünün, soygunun, hırsızlığın, sahteciliğin olmadığı bir ülkede yaşamak onların da hakkı değil midir? Bu nedenle yöneticilere verdikleri mesajlar değersiz değildir, büyük anlam ifade etmektedir. Çocukların en başta gelen şikâyetlerinden biri de pahalılık. Özellikle temel gıda maddelerinin ucuzlatılması için çözümler üretilmesini istiyorlar. Pahallılık bir yerde harçlıklarını da olumsuz etkilemektedir.

Kıbrıs Türkü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını korkunç deprem felaketi nedeniyle buruk kutlamıştı. ‘Asrın felaketi’ niye nitelenen ve 11 ili vuran Kahramanmaraş merkezli depremde, 50 bini aşkın insan hayatını kaybetmiş, kentler-köyler harabeye dönerken, binlerce çocuk da kurtarılamamıştı. Deprem esnasında Adıyaman’da bulunan şampiyon meleklerimiz de maalesef felaketin pençesinden kurtulamamışlardı. Onların acılarını ve depremde yitirdiklerimizden dolayı içimiz kan ağlıyordu. Acımız dinmiş değildir. Yaşasaydılar, onlar da bugün törenlerde olacaklar, kim bilir; miniklerin ablaları-abileri olarak maharetlerini sergileyeceklerdi.

Peki; bu 23 Nisan’ı gönül rahatlığı içinde kutlayabiliyor muyuz? Gazze’ye 7 Ekim tarihinden bu yana düzenlenen saldırılarda ölü sayısı 34 bini aşarken, bunların çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluştururken, nasıl buruk olmayız? O çocukların ne günahı, ne suçu vardı? Hayatta kalanların kimileri anne babalarını, kimileri tüm ailesini yitirdi. Bombardıman altında aç, susuz, ilaçsız hayata tutunabilmenin mücadelesini veriyorlar. Değil okula gidebilmek, aylardır hayatta kalabilme savaşımını sürdürüyorlar.

Gazze’deki saldırıları dikkate aldığımızda egemenliğin ne denli hayati önem taşıdığını daha iyi anlayabiliyoruz. Atatürk, geleceği çocukların ve gençlerin şekillendireceğini söylemişti. Dünya liderleri Atatürk gibi düşünselerdi, geleceği çocuklara emanet etseler ve onlara hak ettikleri yaşamı sağlamış olsalardı, barış içinde bir dünya düzeni kurulur, insanlık da bundan nasibini alırdı.

Bu nedenle defteri kapanmış olan federasyon veya federal yapı aldatmacasıyla bazı merkezlere hala umut pompalamaya çalışmak, geleceğin yöneticileri çocuklara da en büyük hakaret ve de haksızlıktır. Kıbrıs Türk çocuğu, bu ülkede başı dik, alnı açık, vatanında, kendi bayrağı altında, Türkiye’nin güvencesinde huzur ve güven içerisinde yaşama arzusundadır. Bu da en doğal hakkıdır. Egemen eşitlik temelinde iki devletli ve uluslararası eşit statüsünün kabulünde ısrar edilmesinin nedeni de bu değil midir? Türkiye’nin de destek çıktığı ve Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından sık sık vurgulanan çözüm şekli hem adada, hem de bölgede en sağlıklı yöntem ve istikrar unsurudur.

Bu düşüncelerle Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun diyoruz.

Türk çocuğu geçen yıl deprem felaketinden, Gazze’li çocuklar da saldırılardan nasibini aldı

Yorumlar kapalı.