Akay Cemal

Turgut Turhan diyor ki: “Yavaşça acele etmem”






Kitabın ismi: “Yavaşça Acele et!” Ancak Turgut Turhan “Yavaşça acele etmem” diyor. Prof. Dr. Turgut Turhan’ın yeşil kaplı kitabı… Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan Turhan Hoca, özellikle Doğu Akdeniz (Kıbrıs) doğalgazı üzerinde çalışmalarıyla bilinir.

Turgut Turhan, KIBRIS gazetesinde yayınlanan yazılarını toplayarak 324 sayfa tutarında bir esere dönüştürdü. Önsözünde de ‘Ortographiam, Kültür/Sanat Yazıları’ kitabının kalın olmasından ötürü eleştiri aldığını belirtti, bu nedenle ‘Yavaşça Acele Et’ kitabında 65 yazıya yer verdiğini vurguladı. Bir süre önce Aliye Özenci arkadaşımız da, kitapla ilgili bir yazı kaleme almış, kitabın isim hikâyesinden söz etmişti.

Prof. Dr. Turgut Turhan bu konuda şöyle diyor:

“Galiba tüm kitaplarım, okurlarda soru işareti uyandıran isimlerle yayımlandı. Bu da öyle oldu… “Yavaşça Acele et!” bu bir Latin atasözü… Malum 70 yaşına gelen yazar- çizer takımı,”Eyvah! Daha yazacak bir dolu konu var… Ben bunları ne zaman yazacağım?” kaygısına kapılır. Zira Einstein’in deyişiyle, “Tanrı bizleri, dönüşü olmayan izinlere çıkarır!” Eh, ne zaman yazılacak bunlar? Ben de artık 68 yaşıma girdiğimden bu kaygı içindeyim. O nedenle “Yavaşça acele etmem” gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar bu kitabı yayımlamamda pek acele etmemiş olsam da, bu söz, biraz olsun rahatlattı beni!”

Bir dönem DAÜ Hukuk Fakültesi’nin dekanlığını yapan ve Rektör Yardımcılığı görevinde bulunan Turhan, Annan Planı döneminde, söz konusu planın vatandaşlık hukuku kısmıyla ilgili danışmanlık yaptı ve çalışma komisyonlarında yer aldı. Çeşitli konularda Kıbrıs’la ilgili ve Atatürk eksenli yakın dönem Türkiye tarihi alanlarında 10’dan fazla kitabı, 90’ı aşkın makalesi, tam metin yayınlanmış tebliğleri bulunmaktadır.

“Meslek hayatım boyunca 14 kitap yazdım. KKTC’nin en yüksek tirajlı ve en çok okunan gazetesi olan Kıbrıs gazetesinde 300’den fazla makalem yayınlandı” diyen Turgut Turhan, Gazze’de yaşanan çocuk soykırımını kastederek, şunları kaydediyor: “Sadece bir çocuk bile ölse, insanların günlerce ağlaması gerektiğini düşünüyorum… Başta büyüklerin aptalca savaşları nedeniyle olmak üzere, ne nedenle ve nerede olursa olsun, hayatını kaybeden tüm çocukların unutulmaz anılarına…”

Kitabın ‘İçindekiler’ bölümünde bazı konu başlıkları şöyle:

“Atatürk’ün Bir Çocuğun Oyuncağını Beklediği Gibi” Beklediği Savarona Yatı’nda Geçen Günleri, ‘Sokak Kızı İrma’ veya ‘Zilli Zarife’yi Anarken, Osmanlıya Başkaldıran Bir Kıbrıslı: 31 Mart Vakası ve Derviş Vahdeti, Ne Zor Şeymiş Haziran’da Ölmek – Nazım Hikmet ve Orhan Kemal’in anısına, Direniş, Barış ve Özgürlüğün Abidesi, Theodorakis’in Ardından, Taliban İdaresi Altında Kadın Olmak”

Geçmiş olaylardan, kültürden, sanattan ve birçok konudan neler yok ki kitapta! Örneğin Kartal Tibet’ten söz ederken, Kartal Tibet ve ‘Tosun Paşa’ ile başlayan ‘Şaban’ serisini anlatıyor, şöyle diyor:

“Kartal Tibet’in sanat hayatındaki en önemli olay, oyunculuktan yönetmenliğe geçişi, yani kameranın önünde iken arkasına geçtiği olmuştur. Bu geçiş de halkın gönlünde özel bir yeri olan, günümüzde bile hâlâ zevkle seyredilen ve senaryolarının çoğu Yavuz Turgul tarafından yazılan, her seyredildiğinde milleti güldüren ‘Şaban Serisi’ ile olmuştur.”

Eline sağlık Turgut Hoca…

İyi pazarlar.

***

Nice değerlerimizi yitirdik

 

Hafta sonu nice değerlerimizi yitirmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Öngideren ailesinin canı, her şeyi, çevresinde sevilen bir  kişi olarak bilinen  Şöhret Öngideren dün Karaoğlanoğlu’nda defnedildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Saydam Öngideren, evlatları Nedime-Mustafa Dönmezer, İbrahim-Figen Soy, Ramadan Soy, Ediz Berç, torunları Umut-Fatma Donmezer, Saydam-Aliye Soy, Mehmet Dönmezer, Şöhret-Salih Talhaoğlu, Yazmin Soy, Ali Berç, torun çocukları Sahil ve İsmail Talhaoğlu, Mustafa Dönmezer, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

İzzetoğulları ailesinin saygıdeğer büyüğü, merhum Yücel İzzetoğulları’nın eşi Naile İzzetoğulları ise bugün Lefkoşa’da toprağa verilecek. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile bildirildi. Çocukları ve eşleri Sıtkıye-Turan Ahmet, Şevket (merhum)-Samantha İzzet, Özgün İzzetoğulları, torunları Ahmet-Naile, Gülfer-Yücel, Timur-İmren, acılarının sonsuz olduğunu belirttiler, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Aslen Kasaba-Baf doğumlu olup, Güzelyurt’ta ikamet eden, Altınmakas ailesinin sevgili büyüğü YılcanAltınmakas’ın dün Yuvacık’ta defnedildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Dürü Altınmakas, kızı-damadı Nilüfer-Tibet Maşera, oğlu-gelini Mircan-Hasan Altınmakas, torunları Emre-Erge-YılcanMaşera, Mehmet-Devrim Altınmakas, kardeşleri Hatice Özkardeşler, Hicran ve Hasan Demirkan, Ferhat-Süheyla Demirkan, Mazlume-Ali Taş (merhum), Hayri-Semral Demirkan, Alev-YıltanÖzbayrak, Salih Demirkan (merhum), Besime-Eşref Mevlütoğlu, Konce-Hakan Demirkan ve kardeş çocukları “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Öte yandan aslen Çamlıcalı (Kufez) köyünden olup, komşu köy Gönendere’de ikamet eden Özer Yağlı Çamlıca’da defnedildi. Ailesi ve sevenleri, iyi insan Yağlı’nın vefatından dolayı derin üzüntülerini dile getirdiler. Meteoroloji Dairesi eski Müdürü Raif İlker Buran’ın babası Ahmet Raif Buran da dün Balıkesir köyünde toprağa verildi. Ailesi ve sevenleri, mekânının cennet olması dileğinde bulundu. Pertev İnceoğlu ise Lefkoşa’da defnedilirken, ailesi ve sevenleri yasa boğuldu, nur içinde yatması temenni edildi.

Başkentin sevilen isimlerinden Aşkım Özoğul ise yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak Hakk’ın rahmetine kavuştu ve Lefkoşa’da toprağa verildi. Vefatı ailesi ve sevenlerini yasa boğdu. Yenierenköy’ün çınarlarından, iyiliksever insan Sultan Mustafaoğulları Yenierenköy’de toprağa verildi. Mekânının cennet olması dileğinde bulunuldu.

Turgut Turhan diyor ki: “Yavaşça acele etmem”

Yorumlar kapalı.