Akay Cemal

Tatar gibi, zamanında Demirel de garantörlüğün önemini vurgulamıştı





Birkaç gün önce kaleme aldığımız yazıda, EOKA ile TMT hakkında Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’nın sözleri üzerine, ikisini de aynı kefeye koymanın büyük bir hata olduğunu vurgulamış ve kıyaslamalarda bulunmuştuk.

EOKA, 1 Nisan 1955’te bombalar patlatarak, broşürler dağıtarak faaliyete geçtiğinde, ortada henüz Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) yoktu. Ama Kıbrıs Türk gençliği arayışlar içindeydi. Meydanı EOKA’ya bırakmama kararlılığı vardı. Çünkü EOKA, amacı, Ada’yı Yunan yapmak, bunun için de önce İngilizleri, sonra da esas engel Türk halkını etkisiz duruma getirmekti. Nitekim tüm bu gerçekler, EOKA Lideri Grivas’ın sözcüsü durumundaki o zamanın ‘Patris’ gazetesi tarafından ‘Akritas Planı’ adı altında yayınlanmıştı. Titizlikle ve Yunan kurmaylarınca hazırlanan planda,hangi kente ve köye hangi birliğin saldıracağı bile kararlaştırılmıştı. Bilmiyoruz ‘Akritas Planı’ okullarda okutuluyor mu?

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, EOKA ve TMT konusuna değinirken, 1 Ağustos 1958’de TMT’nin kuruluşuyla Kıbrıs Türkünün direnişe geçtiğini söyledi. Tatar, isim vermeden Harmancı’nın, EOKA ile TMT’yi birbirine benzetmesini kınadı ve “EOKA katil, EOKA masum Kıbrıs Türk halkını, insanlarımızı evlerinden, yerlerinden alıp, çukurlara gömen, onları vuran, katleden bir zihniyetin ürünüdür. TMT ise masum insanların savunulması, halkın direnebilmesi için kurulmuştur” dedi.

Tatar ayrıca son beş yılda ortaya konan iki devletli siyasetin altının dolu olduğuna işaret ederek, federasyona geri dönülmesinin geri adım ve egemenlik noktasında iddiaların zafiyete uğraması anlamı taşıyacağını kaydetti. Mustafa Akıncı’nın, ‘Garantörlükler tabu değildir’  açıklamasını büyük bir zafiyet olarak değerlendiren Tatar, “Biz, Anavatanın garantörlüğünden asla taviz vermemeliyiz. Bizlerin teminatı, güveni, her türlü huzuru için Türk askerinin adadaki varlığı kırmızı çizgidir” şeklinde konuştu.

Her şey bir yana, EOKA ile TMT’yi aynı kefeye koymak ne kadar yanlışsa, Garanti Anlaşması’na ve Ada’daki Türk askeri varlığına karşı çıkmak da o kadar yanlıştır. Hele kaynayan kazan Ortadoğu’nun halini gördükten sonra! Hele silahla yapılan soykırıma ek olarak, insanları Gazze’de kasıtlı bir şekilde aç bırakarak ölmelerine neden olduktan sonra! Gazze halkı ayakta kalabilmek için bir lokma ekmeğe, bir yudum suya muhtaç ettiriliyor. Bunlar, Gazze’nin acı gerçekleridir ve dünyanın da bilgisi dahilindedir. Peki; Filistin’in bir anavatanı, bir garantörü olsaydı, bu soykırım, bu trajedi yaşanabilir miydi? Zamanında Filistin Lideri merhum Yaser Arafat, ne demişti Denktaş’a: Ah; bizim de bir garantörümüz, bir anavatanımız olsaydı?

Garantörlüğün günümüzde çok daha önem kazandığını kimse yadsıyamaz.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın değerlendirmesini okuduktan sonra, aklıma 50 yıl önce dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in sözleri geldi. Avrupa Güvenliği ve İşbirliği Zirvesi için Finlandiya’nın başkenti Helsinki konferansında konuşan Demirel, Kıbrıs’la ilgili görüşlerini açıklarken, Kıbrıs Cumhuriyeti devletini yıkanların, adada darbe hazırlayanlar ve bu darbeyi destekleyenler olduğunu söylemişti. Demirel, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı hazırlayan ve Türkiye’yi bu harekâta zorlayan olayların ayrıntılarını anlatmış ve konferanstaki ülke temsilcilerine “Yerimizde hanginiz olsaydınız farklı bir şey yapardınız?” diye sormuştu.

Demirel, Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgal etmediğini, anlaşmalardan doğan müdahale hakkını kullandığını belirtmişti.Bu hakkın durup dururken kullanılmadığını kaydeden Demirel, şunları vurgulamıştı:Türkiye sabırla yıllarca beklemiştir. Ada’daki vatandaşlarımızın katliamı ve Ada’nın Yunanistan’a ilhakı tehlikesi ortaya çıktığında dahi, Türkiye, adayı işgal etmemiş, sadece anlaşmalarda yer alan müdahale hakkını kullanmıştır.

***

Erdinç Gündüz bugün Lefkoşa’da

son yolculuğuna uğurlanıyor

 

KIBRIS FM ve KIBRIS TV Kurucu Müdürü, BRTK eski Yönetim Kurulu Başkanı, Sıla 4 Grubu üyesi, yazar Erdinç Gündüz bugün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlanacak. Cenaze töreninden önce saat 11.00’de BRT’de cenaze töreni düzenlenecek. BRTK Müdürü Meryem Özkurt, Gündüz’ün sadece müzik dünyasında değil, BRTK’nda yıllarca verdiği emekle de Kıbrıs kültürüne büyük katkılar sunduğunu söyledi. Özkurt, “Onunla aynı dönemi paylaşmak, sesine, duruşuna ve üretimine tanıklık etmek büyük bir ayrıcalıktı” dedi.

Özkurt, sanatıyla, sözüyle, emeğiyle bir döneme damgasını vuran Erdinç Gündüz’e Allah’tan rahmet, ailesi, sevenleri, BRTK camiası ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı diledi.

Şehit Cengiz Ratip’in eşi Hayriye hanım

Yuvacık’ta toprağa verildi

 

Öte yandan Şehit Cengiz Ratip’in eşi, saygıdeğer iyi insan Hayriye Cengiz Gökeri önceki gün Yuvacık Kabristanlığı’na defnedildi. Çocukları ve eşleri Ratip ve Dervişe Bolvadin Gökeri, Mustafa Kemal ve Figen Gökeri (merhume), Birtan ve Rüzen Gökeri, Emine ve Dr. Ali Pilli, manevi kızı GüljanRejepova, torunları Çise Gökeri, Cengiz Bolvadin, Cengiz, Seval, Mustafa ve Türkay Gökeri ile Hasip Pilli, “Yokluğuna asla alışamayacağımız, fedakâr, canımız, anamız, nenemiz, değerli aile büyüğümüzü kaybettik. Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandılar.

Türk Cemaat Meclisi üyesi iken, 14 Şubat 1964’te Poli’de kurulan bir pusu sonucu şehit edilmiş olup, nereye gömüldüğü bilinmiyor. Hayriye Cengiz Gökeri, 61 yıl boyunca eşinin nereye gömüldüğünü öğrenemeden hayata gözlerini yumdu. Allah gani gani rahmet eylesin.

Tatar gibi, zamanında Demirel de garantörlüğün önemini vurgulamıştı
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.