Akay Cemal

Şanlı Baf Direnişi ve bu halkın egemenlik hakkı





Yazıyı aslında 9 Mart tarihinde yayımlamalıydım. Ama olmadı. Gene de geç sayılmaz. Geçen yıl Baf şehitlerini anmak için düzenlenen etkinliklere değinirken, televizyon programında, zamanında Baf ve ilçeye bağlı köylerde kahraman mücahitlerin direnişini anlatmış, hatta programı “Ben Baflıyım Güzelim” şarkısıyla da süslemiştik.

Kıbrıs Türkü’nün varoluş savaşımında Baf Direnişi’nin özel bir yeri vardır. Birçokları silahlarını teslim etmeyerek, beraberlerinde getirmişler, Atatürk büstlerini kucaklarında taşıyarak, Rumların insafına terk etmemişlerdi. Rum polislerinin iki Türk’ü esir alması üzerine, Allah rahmet eylesin Mücahitlerden Ayer Komutan, Baf’ın Rum Polis Müdürünü esir almış, “Bizimkileri bırak, ben de seni ve arkadaşını serbest bırakayım” demişti. Birkaç yıl önce kaybettiğimiz Ayer Komutan yürekliydi ve Rumlara ‘eyvallah’ etmezdi.

Baf Direnişi’nde şehit olanları anarken aklıma geldi de bahsetmek istedim. O sadece kahramanlardan biriydi.

Baf Direnişi’nin 61’inci yıl dönümünde, Gazi Baf Dayanışma Derneği’nin öncülüğünde yaptırılan Gazi Baf Şehitler Anıtı’nda düzenlenen törende konuşan Gazi Baf Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Tokel, 9 Mart’ın, Kıbrıs Türk halkını vatan topraklarından atmaya çalışanlara karşı verilen mücadelenin adı olduğunu belirtti, özgürlükten, egemenlikten ve tarihten gelen haklardan vazgeçilmeyeceğinin altını çizdi.

Baf Türk Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Dökmen de, şanlı direnişin ve bu uğurda canlarını veren şehitlerin unutulmayacağını söyledi. Daha sonra söz alan Başbakan Ünal Üstel, o günleri yaşayan biri olarak, Kıbrıs Türk halkının neler çektiğini ve mutlu Barış Harekâtı’na kadar nasıl mücadele verildiğini iyi bildiğini belirtti. Üstel yeni anıtın, bu günlere nasıl gelindiğini anlatan, gençlerin görüp ibret alacağı ve şehitlerin sonsuza kadar yaşatılacağı bir yapı olduğunu ifade etti.

Son konuşmayı yapan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Bir kez daha bütün dünyaya buradan, Güzelyurt’tan, Kıbrıs Türkünün çektiği acıları ödediği bedelleri ve şu anda geldiğimiz aşamada egemenliğimizin bizler için ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum” dedi. Tatar, Türkiye’nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için önemine işaret ederken, bir anlaşmaya sadece egemenlik temelinde atacaklarını söyledi.

Baf Direnişi için ne söylense azdır. 9 Mart 1964’te Yunanlı bir albayın komutasındaki 2 bin modern silahlı Rum askerine karşı, sadece 120 mücahit direniyordu. Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler bu konuda şöyle diyor: “Baflı bir ailenin ferdi ve mücahit bir babanın evladı olarak bugün özgür ve güvenli bir şekilde yaşamımızı sağlayan şehitlerimize minnettarım. Bu kahramanlık, yalnız geçmişimizi değil, aynı zamanda geleceğimizi de aydınlatmaya devam edecektir.”

Bu halk ateş çemberlerinden geçerek bu günlere geldi. Adayı Yunanistan’a ilhak etmek, burayı bir ‘Helen Adası’ yapmak için her çareye başvuruldu. BM Güvenlik Konseyi kararları da kendilerine destek çıktı. Böyle olmasına rağmen, bu halk yılmadı, malı olan bu toprakları terk etmeyeceğini haykırdı ve tek vücut olarak bütünleşti. O günlerden bu günlere köprülerin altından çok sular aktı. Güzelyurt’ta düzenlenen anma töreninde, ‘karanlıkların formülü’ federasyondan değil, aydınlıkların formülü egemenlikten söz edildi. Türkiye’nin garantörlüğünden bahsedildi. Varsın Rum tarafı ile Yunanistan, ‘İki toplumlu, iki bölgeli federasyon’ diye sayıklayadursun, Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı yoksa, bunların ne değeri var? Ya da ‘Sıfır asker, sıfır garanti’ diye tuttururlarsa, bunların KKTC ve Türkiye’nin kırmızı çizgileri olduğunu pek ala bilirler. Bugün koskoca Ukrayna bile garanti arayışında iken, Türkiye’nin garantörlükten vazgeçmesini istemek akıl kârı mıdır? Onun için Hristodulidis hayallere kapılmasın ve Ada’daki gerçeklere dayalı bir uzlaşıya razı olsun.

 

***

Lefkoşa’nın tanınmış esnaflarından

Raif Usal (Raif Usta) toprağa verildi

 

Lefkoşa’nın tanınmış esnaflarından Raif Usal, namı diğer ‘Raif Usta’ dün Lefkoşa’da defnedildi. Tüm akraba ve dostlara duyuruldu. ‘Biricik eşim’ diyen Nazen Hanım ile evlatları Serman-Çelen Özkamil (merhum),  Kemal-Emel Usal, Mehmet-Feride Usal, torunları Gülseren Özkamil, Şükriye-Emirali Ilgaz, Raif-Gizem Usal, Kadir ve Necmi Usal, Raif-Şenay Usal, torun çocukları Çelen Haskasap, Serman Ilgaz ve Demir Usal, “Biricik babamız ve dedemizi kaybettik. Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Bu arada Lefkoşa’da sakin Emine Karadağlı (75) da geçen gün Lefkoşa’da defnedilirken, ailesi ve sevenleri nur içinde yatmasını diledi.

 

Şanlı Baf Direnişi ve bu halkın egemenlik hakkı
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.