Akay Cemal

Rum tarafına AB üyeliği verilmesi Türkiye’ye ‘baskı unsuru’ içindi





Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nde ele alınan konular ve sonuç bildirgesi daha çok konuşulacağa benziyor. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, AB Konseyi’nin açıkladığı Ukrayna, Ortadoğu ve Türkiye ile ilgili zirve sonuçlarında, Kıbrıs konusunda yer alan ifadeler hakkında açıklamalarda bulundu.

Tatar, “AB’yi, Rum tarafının esiri olmaktan vazgeçmeye ve bundan 20 yıl önce yine bir Konsey kararı ile almış olduğu Kıbrıs Türk halkına uygulanmakta olan insanlık dışı izolasyonun kaldırılmasına yönelik kararının gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da, AB zirvesinin sonuçlarına ilişkin, Türkiye-AB ilişkilerinde ilerleme sağlanmasıyla Kıbrıs sorununun ilintilendirilmesinin hiçbir zaman kabul görmeyeceğini; AB ile diyalogun mütekabiliyet çerçevesinde, AB’nin gelecek dönemde Türkiye’ye yönelik adımlarının hızı, düzeyi ve kapsamına göre ele alınacağını bildirdi.

KKTC Dışişleri Bakanlığı ise, AB’nin, uluslararası anlaşmaların ve kendi üyelik kriterlerininhilafına Rum tarafını AB üyesi yaparak, Kıbrıs konusunun bu günkü durumunun esas sorumlusunun kendisi olduğu gerçeğini unutturma çabasına devam ettiğini, bunun da adadaki durumun devamına hizmet ettiğine işaret etti.

Dönemin Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Annan Planı referandumundan ve birkaç gün sonra, Güney Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ziyarette, “AB üyeliğiyle ENOSİS’i gerçekleştirdik” diye boşuna mı konuşmuştu?.. Bütün mesele Rum tarafını tek yanlı ve AB’nin kendi kriterlerine de aykırı biçimde üyeliğe almak, böylelikle bu durumu Türkiye için ‘baskı unsuru’ olarak kullanmak içindi. Bu kararla Rum ve Yunan tarafı sevinçten göklere uçmuştu. Kendilerini destekleyen ülkeler de!

Nitekim o günden itibaren “Türkiye-AB ilişkileri, Kıbrıs sorununun çözümünden geçer” gibi söylemler birbiri ardına gelmeye başlamıştı. Halen de öyle! AB aldığı üyelik kararıyla Rum tarafı ile Yunanistan’ın eline büyük bir koz vermişti. Her ikide bir Türkiye’nin önüne Kıbrıs sorununu takoz olarak koymuştu. Bunu yaratan da bizzat AB idi. Annan Planı referandumunda hayır demelerine rağmen Rumları ödüllendiren, evet demelerine rağmen Türkleri cezalandıran Avrupa Birliği! Zaten senaryo önceden hazırlanmıştı. Dönemin AB’nin Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Günter Verheugen, referandum öncesinde kaç kez “Kıbrıs’ta çözüm olsa da, olmasa da Kıbrıs’ı ‘Rum tarafını’ üyeliğe alacağız” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. Halbuki AB kuralları gereği çözüme kavuşmamış ve sorunu devam eden ülkeler üyeliğe alınamazdı.

Ancak bazı ülkeler ve uluslararası kuruluşların, icabında kendi koydukları kurallarını nasıl çiğnediklerini Gazze savaşında görmedik mi, halen görmüyor muyuz? Gazze’de soykırım yapılır, uluslararası hukuk ayaklar altında çiğnenirken, AB’nin nasıl da taraflı davrandığı dünya kamuoyu tarafından da izlenmektedir. Kıbrıs’ta da sorunu karmakarışık, içinden çıkılmaz bir hale getiren yine AB değil midir? Rum tarafının istekleri doğrultusunda bir çözümden yana siyasetini sürdürürken, zamanında bilinçli olarak yaptığı yanlışlığı ve aldığı yanlış kararı, Türkiye’ye ve KKTC’ye baskı unsuru olarak kullanmaktadır.

Bütün mesele budur. Türkiye 50 yıldır AB kapısının eşiğinde bekletilirken, Rum tarafının AB üyeliğiyle eline koz verilmesi başka türlü nasıl yorumlanabilir?

Kendilerinin yaptığı bilinçli hata ve yanlışlarının faturasını ne KKTC’nin, ne de Türkiye’nin ödeme mecburiyeti vardır.

***

Özgüçlü, Lefkoşa’da toprağa verildi

Dorum da Denizli’de defnedilecek

 

Özgüçlü ailesinin büyüğü, merhum Cahit Özgüçlü’nün eşi, iyi insan Şerife Özgüçlü’nün dün Lefkoşa’da toprağa verildiği tüm sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları İmren Özgüçlü, İlgün-Mehmet Kanlı, Gülgün Özgüçlü, Lale-Fırat Yılmaz, torunu Rüya Yılmaz, “Acısına ve yokluğuna hiçbir zaman alışamayacağız. Acımız büyüktür. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

Bu arada uzun yıllar Kıbrıs’ta, Kıbrıs Türk-Fransız Kültür Derneği’nde özveriyle yönetim kurulu üyeliği yapmış olan, derneğin onursal üyesi Kemal Namık Dorum, bugün Denizli Acıpayam’da son yolculuğuna uğurlanacak.   Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulurken, sevgili eşi Emel Zorlu Dorum, kızları Ayşesu ve Nehir Dorum, anne ve babası Fatmana-Hamdi Dorum (merhum), kız kardeşi Kevser Dorum, yeğeni Kerem-Gamze Günay, onu zamansız kaybetmenin derin üzüntüsü içerisinde olduklarını belirttiler, tarifi imkânsız acılar içerisinde olduklarını ifadeyle, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Kıbrıs Türk Fransız Kültür Derneği de, Kemal Namık Dorum’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı dileğinde bulundu, mekânının cennet olmasını temenni etti.

Diğer yandan Pınarbaşı’nın sevilen çınarı Mustafa Yarımsakallı dün kendi köyü Pınarbaşı’nda (Kırnı) toprağa verildi. Merhumun çok iyi bir insan olduğu belirtildi. Girne sakinlerinden Leyla Öden’in genç yaşta yaşama veda etmesi ailesi ve çevresinde derin üzüntü yarattı. Türkmenköy’ün sevilen isimlerinden Türker Oğlak ise önceki gün Beyarmudu’nda son yolculuğuna uğurlandı.

 

Rum tarafına AB üyeliği verilmesi Türkiye’ye ‘baskı unsuru’ içindi

Yorumlar kapalı.