Akay Cemal

O gındırık kapıdan neler geçmez ki?..






Bildiğim kadarıyla ‘gındırık’ sözcüğü Türkiye’de kullanılmaz. Kıbrıs’a özgü bir kelimedir. Türkiye’nin bazı bölgelerinde ‘ılık’ kelimesi kullanılır. Mesela kapı kapalıysa ve içeriye temiz havanın girmesi isteniyorsa, ‘kapıyı biraz ılık tut’ derler. ‘Hafif aç, arala’ anlamında. Bizdeyse ‘kapıyı biraz gındır’ derler. Sanırım Osmanlı’dan kalma sözcüklerdendir.

Çok olmadı, daha kaç yıl öncesine kadar ağırlık birimi olarak ‘okka-önge’ kullanırdık ya, onlar da Osmanlı’dan kalmaydı. Kaldı ki resmi ağırlık birimi olmamasına rağmen, okka hala kullanılıyor. “Kasaplar eti okkayla alır, ama kiloyla satar” diye şikâyetleri arada bir duyuyoruz. Uzunluk ölçüsü olarak da ‘arşın’ kullanılırdı. ‘Bana bir metre kumaş kes’ yerine, ‘Bir arşın kumaş kes’ denilirdi. Ada’nın bazı yörelerinde hala kullanılmaktadır.

Kıbrıs Türkü, Osmanlı’nın kullandığı bazı sözleri yüz yıllardan beri kullanmaktadır. Gındırık da bunlardan biri…

Başbakan Ünal Üstel de kullandı ve “Kapıyı gındırdık, tanınmada ileriye doğru gidiyoruz” dedi. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, BM’de yaptığı tarihi çağrı sonrası artık yeni bir yola girdiklerini vurgulayan Üstel, şunları kaydetti:

“Yeni yolumuzda kapı açıldı, kapıyı gındırdık. İleriye, daha ileriye yürüyeceğiz. Dünyayla kucaklaşmada, tanınmada ileriye doğru gidiyoruz. Bizimle turizm, ekonomi, kültürel ve sportif her türlü işbirliği yapmak isteyen ülkelerle işbirliğimizi geliştireceğiz. Her platformda konuşmaya, sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.”

Sonuçta bu gındırık kapı Türkiye’ye de açılan kapıdır. Güney Kıbrıs’ın kapısı zaten Yunanistan’a ve tanınmışlık nedeniyle tüm dünyaya açıktır. Üçüncü garantör ülke olarak İngiltere’nin ise buradaki kapıları bellidir. Ağrotur ve Dikelya üslerinden daha ala kapı mı olabilir? İngiliz’in kendi gazeteleri bile bu üslerden İsrail’e sürekli silah ve cephane sevk edildiğini yazmıyor mu? Bilinmeyen bir gerçek değil ki bu!

Dünyada öyle kapılar var ki, bazıları gındırık, bazılarıysa ardına kadar açık! Ne Şam Kapısıdırlar, ne de han kapısı! İnsanlık dışı, hukuk ve ahlak dışı ambargolar ve izolasyonlar nedeniyle KKTC’nin kapısı resmi olarak kapalı olsa da, Türkiye’ye sonuna kadar açık, diğer ülkelere ise gındırıktır. Ancak Türkiye tarikiyle ya da dolaylı yollardan dünya ile bütünleşme zor da olsa başarılabilmektedir. Bu zorlukların zaman içerisinde aşılacağı inancındayız. Yeter ki, ‘sorma gir hanı’ olmasın.

Şu anda gındırık olan kapıyı daha da aralamak, ardına kadar açabilmek için, öncelikle ekonomik yönden güçlü olmak zorundayız. Hem de tüm sektörleriyle. Bunlar başarıldığı takdirde, inanın o gındırık kapı biraz daha açılacak, dünya ile bütünleşecek ve hak ettiğimiz yeri alacağız. Ama o kapı hiçbir zaman Gazze’den Mısır’a açılan ve İsrail’in insafında olan ‘Refah Kapısı’ konumunda olmayacaktır. Başkalarının toprağına çökme kapısı olarak da kullanılmayacaktır.

Tanınma güzel bir şey. Nice avantajları var. Ama Kıbrıs’ın kuzeyinde dil, din ve ırk bakımından farklı ayrı bir halk ve bu halkın bir devleti olduğu bilinmektedir. Önemli olan, birlik ve beraberlik içerisinde bu devleti yüceltmek, insanlarını refaha eriştirmek, mutlu kılmaktır. Bu da canla başla çalışmayı gerektirir. Bunun başarılması halinde, o gındırık kapı ardına kadar açılır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

***

Evşen hanım ve Toker, Lefkoşa’da

son yolculuklarına uğurlandılar

 

Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) kurucularından ve uzun yıllar Genel Sekreterlik görevini sürdürmüş olan, eski milletvekillerinden, toplumun tanınmış simalarından, meşhur eski futbolculardan, değerli dostumuz eczacı Enver Emin’in ailesi en acı günlerini yaşıyor.

Saygıdeğer ve yardımsever bir kişi olarak bilinen, iyi insan Evşen Emin, önceki gün Lefkoşa’da dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Evşen Emin’in vefatı, başta ailesi olmak üzere, tüm sevenlerini yasa boğarken, nur içinde yatması, mekânının cennet olması dileğinde bulunuldu

Öte yandan sevilen isimlerden, iyi insan Kadri Mevlüt Toker de dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Ailesi ve dostları acılarını dile getirerek, mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

***

Adnan Işıman’dan:

Önlemini alamazsak halimiz harap

 

“… Allah’tan her sorunumuza çare olan anavatanın, yabancılara toprak satışları sorununa Dışişleri ve MİT’in el atması hamlesi ümit var bir bakış açısını getirdi. Mesele ülkede yaşamak isteyen yabancıların taleplerine set çekmek değildir. Mesele, Ortadoğu’daki tarihsel sürecin yeniden hortlatılması ve ada üzerinde de uygulanmak istenmesi meselesidir. Kanla canla alınan bu toprakların emlakçı yazıhanelerinde çarçur edilmesi, üç-beş doyumsuzun para hırslarına teslim edilmesi, bilinmelidir ki, felaketimiz olacaktır.”

O gındırık kapıdan neler geçmez ki?..

Yorumlar kapalı.