Akay Cemal

Ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenlere…





Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96’ncı yıldönümü, dün Türkiye’de olduğu gibi, KKTC’de de törenlerle kutlandı. Türkiye’de başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere; çeşitli kentlerde coşku dolu görkemli törenler düzenlendi.

Gün nedeniyle iktidar ve muhalefet partileriyle çeşitli sivil toplum örgütleri bildiriler yayınlayarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü varlığının, Kıbrıs Türk halkına da büyük güç verdiğini vurguladılar. Bildirilerde ayrıca Kıbrıslı Türklerin Atatürk’ün inkılaplarını kendiliğinden kabul eden tek Türk halkı olduğu ifade edildi, Cumhuriyetin güçlü ve etkin varlığının Kıbrıs Türk halkına da güç verdiği kaydedildi.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, BRT’de günün anlam ve önemini dile getirdi. Barış Harekâtı’nın, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak için gerçekleştirildiğini anımsatan Başçeri, adil ve kalıcı bir çözümden yana olduklarını belirterek, “Bu yolda, Kıbrıs Türk kardeşlerimizle aramızdaki sarsılmaz ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır” dedi.

Bu arada Başbakan Ersin Tatar da, “Güçlü Türkiye, güçlü KKTC demektir. Bunu idrak edemeyip, Türkiye’ye şu veya bu şekilde haksız saldırılarda bulunanlar, Kıbrıs Türk halkının bir ferdi olamaz” şeklinde görüş beyan etti.

Sayın Büyükelçi Başçeri’nin, “Kıbrıs Türk kardeşlerimizle aramızdaki sarsılmaz ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır” sözlerinden hareketle söylenmesi gereken çok şeyler vardır.

Bir defa Kıbrıslı Rumlar, önceki gün, Yunanistan’ın İtalyanlara ‘Hayır’ dediği ‘Ohi’ gününü birlikte kutladılar. 28 Ekim 1940 tarihinde Yunanistan’a girmek isteyen İtalyan ordusuna karşı çıkılması Yunanistan’da ve Güney Kıbrıs’ta ‘Ohi (Hayır) Günü’ olarak kutlanmaktadır. Bu münasebetle Güney Kıbrıs’ta da çeşitli etkinlikler düzenlendi, ayinler yapıldı. Etkinliklerde Yunanistan Savunma Bakanı Alkiviadis Stefanis de hazır bulundu. Rum siyasi partileri, 1940 örneklerinin, kendileri için bugün de yol gösterici olduğunu ifadeyle, yine ‘işgal’ ve ‘istiladan’ söz ettiler.

Ada’nın güneyinde 28 Ekim’de Rumlarla Yunanistan el ele, kol kola girerken, bir gün sonra da Ada’nın kuzeyinde Kıbrıslı Türklerle Türkiye el ele, kol kola girdi. Büyükelçinin dediği gibi, aramızda sarsılmaz ülkü ve gönül birliği vardır. Ama bunu bozabileceğini düşünenler de yok değildir. Nitekim Sayın Büyükelçi de bu hassas noktaya parmak basarken, “Kıbrıs Türk kardeşlerimizle aramızdaki sarsılmaz ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır” şeklinde görüş belirtti.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir. Rum gazeteleri 28 Ekim Ohi Günü’nden fotoğraflarla geniş biçimde bahsederken, bizde 29 Ekim Cumhuriyetin kuruluş yıldönümünde durum neydi? Böyle anlamlı bir günden ön sayfalarında tek bir kelime bile bahsetme gereğini duymayanlar da, aradaki ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenlerden midir? İki toplumlu bir etkinlik veya Kuzey’de bir kilisede ayin olsa ballandıra ballandıra ön sayfadan veren bazılarının, Türkiye Cumhuriyeti’nin 96’ncı kuruluş yıldönümünü es geçmeleri hangi kulvarda koştuklarının göstergesi değil midir?

Annan Planı Referandumu döneminde bu halk çok şeylere tanık olmuştu… Toplumun iradesini satın alabilmek için valizler dolusu dolarlar, Eurolar taşınmıştı… İnternet’te özenerek hazırlanan villa fotoğrafları o günlerde bazı gazetelerde yayınlanarak ve insanlarımızı enayi yerine koyarak, yerlerinden göçecek olan Kıbrıslı Türklere söz konusu villalardan verileceği yazılmıştı…

Kıbrıs Türkü ile Türkiye’nin arasını açmak, ülkü ve gönül birliğini bozmaya yönelik nice çabalar vardır. Başta Rum ve Yunan tarafı ile onların ‘bölgedeki dostları’, ayrıca ABD ve AB’dekiler az mı çaba göstermektedir, bu yolda az mı para dökmektedirler? Bunları herkes de görmekte, bilmektedir. Göstermelik etkinliklerle esas hangi tarafa hizmet ettiklerinin de bu millet farkındadır. KKTC’de onların dümen suyunda gidenler de pek ala bilinmektedir. Rum lider Anastasiadis, “Türkiye ile göbek bağınızı kesiniz ve gelin bu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin şemsiyesi altında içimizde azınlık olarak yaşayınız” diye boşuna mı yalvarmaktadır?

Bunu başarabilse, Kıbrıs sorunu kendiliğinden ortadan kalkmış olacak ve Rumların egemenliğindeki bir devlette Türkler zamanla eriyip gidecektir.

Tüm bu gerçekler bilindiğine göre Büyükelçi Başçeri’nin, “Kıbrıs Türk kardeşlerimizle aramızdaki sarsılmaz ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenler hayal kırıklığına uğrayacaktır” demesi, Türkiye’nin her şeyin farkında olduğunun açık ve net bir mesajı olarak nitelenebilir.

***

Kaleburnu’nun Erdal’ı,

Lefke’nin de Kokkoz’u

Her ikisi de bölgelerinde sevilen, sayılan kişilerdi. Aslen Kaleburnu köyünden olup, uzun yıllar Yeşilköy’de ikamet eden Erdal Özören’in vefatı bölgede büyük üzüntü yarattı. Dün Kaleburnu’da son yolculuğuna uğurlandı. Kıymetli eşi Gülsün Hanım ile evlatları Emete-Mustafa Kayaoğlu, Ali-Feride Özören, Resmiye-Menteş Gilol, Hatice Özören ile tüm torun ve torun çocukları, üzüntülerini akraba, dost ve sevdikleriyle paylaştılar, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Öte yandan Lefke’nin sevilen simalarından, Kokkoz ailesinin direği, 1939 doğumlu Kemal Kokkoz da, Erdal Özoren gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96’ncı yıldönümü olan dünkü tarihte Lefke’de sonsuzluğa uğurlandı. Ailenin çok sevdiği ve yeri doldurulamaz olan Kemal Kokkoz’un sevgili eşi Mediha Hanım ile evlatları Turgay-Metin-Hakan-Akgün-Uğur Kokkoz, Zülal Marazlı ve Verda Özüer, torunları Kemal-Can-Umut-Hüseyin-Erdal-Sevsen-Jem-Begüm-Emre-Kerem-Sevgim-Hasan ve Mediha, sevgili babaları ve dedelerini hiç unutmayacaklarını ifade ederek, mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

Lefke’nin Karadağ bölgesinde oturan eski TMT’cilerden Kemal Kokkoz (81) evinin bahçesinde tabancayla kendi kendini vurduktan sonra, önce Cengiz Topel Hastanesi’ne, daha sonra da Lefkoşa’ya Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Bu arada İpekay LTD. Yönetim Kurulu ve Tüm Çalışanları, değerli mesai arkadaşları Fatma Gök’ün kıymetli abisi Tarık Gök’ün vefatından duyulan üzüntüyü dile getirerek, merhuma Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi. Kıbrıs Vakıflar İdaresi de, Arşiv Sorumlusu Mustafa Kemal Kasapoğlu’nun kıymetli babası İbrahim Konti Kasapoğlu’nun vefatı nedeniyle üzüntülerini belirtti, merhuma Tanrı’dan rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı diledi. Kıbrıs Vakıflar İdaresi ayrıca Emekli Müdür Muavini Ferda Mehmet’in vefatını üzüntüyle öğrendiklerini ifadeyle, merhuma Allah’tan rahmet, yaslı ailesine sabır ve başsağlığı temenni etti.

Ülkü ve gönül birliğini bozabileceğini düşünenlere…
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.