Akay Cemal

İyi bir araştırmacı olan bir Altay Sayıl geçti bu diyardan





Polis Müfettişliğinden emekli olduktan sonra, Halkın Sesi’nde ‘Dr. Fazıl Küçük Müzesi’nin temellerinin atılmasında ilk harcı koyandır. Araştırmacı-yazar ve fotoğrafçı olarak, zamanını yoğun çalışmakla geçiren Sayıl, aynı zamanda Fotoğrafçılık Derneği’nin (FODER) kurucuları arasında yer aldı. Fotoğraf ve arşiv konusunda yaptığı çalışmalarla müzeye önemli eserler kazandırdı. Dr. Küçük Müzesi, onun ismiyle eşanlamdaydı adeta.

Uzun süre odasında Dr. Fazıl Küçük’le ilgili bilgileri ve objeleri derleyip toplamış, Kıbrıs Türklerinin kültürüne dair nice belgeleri de koruma altına almıştı. Araştırmalarından ve birikimlerinden yararlanmak isteyen herkese gönül kapısını sonuna dek açan Altay Sayıl, bu yönüyle de herkes tarafından sevilen bir kişiydi.

Uzun süreden beri yakalandığı Alzheimer nedeniyle evinden dışarı çıkmayan, yaşamını sessizce sürdüren Altay Sayıl’ın cenazesi dün Lefkoşa’da İsmail Safa Camii’nde kılınan öğle namazının ardından polis ekibinin omuzlarında taşınarak toprağa verildi. Cenaze törenine ailenin yanı sıra, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile bazı siyasiler ve sevenleri katıldı.

Altay Sayıl polis örgütünden emekli olduktan sonra, Halkın Sesi’ne gelmiş ve başta Dr. Fazıl Küçük’le ilgili yazı ve fotoğraflar olmak üzere, siyah-beyaz eski resimleri toplayarak tasniflemiş, bu arada  HALKIN SESİ’nde halen devam etmekte olan “Halkın Sesi 50 Yıl Önce’ sütununda geçmişte olup bitenleri okuyuculara aktarmıştı. Söz konusu sayfada Kıbrıs Türklerinin mücadelesini anlatan yazıların yanı sıra, Rum tarafında, Türkiye’de ve dünyada meydana gelen ilginç olaylar sunulmakta ve belleklere kazınmaktadır.

Arada bir içinden gelenleri yazıya döker, ayrı bir sütunda yayınlanması için bana getirir, bulabildiği ilginç fotoğrafları da masaya koyarak, “Bak bakalım tanıyacak mısın?” diye de hafiften gülümserdi. O an getirdiği fotoğraflar arasında mutlaka bana ait olan da var diye düşünürdüm. Masası, Dr. Fazıl Küçük’ün, Halkın Sesi’ndeki masası gibi dağınıktı. Ancak neyin ne ve nerede olduğunu Altay bilirdi. Gerçi benim de masam öyleydi ya!

Dr. Küçük, sabahları temizlik yapan ve ofisine giren kadına, “Sakın bir şeyleri elleme. Diğerlerinin tozunu al, banim masaya dokunma” derdi. Masası o kadar karmaşıktı ki, gören hayret ederdi. Ancak Dr. Küçük, istediği yazıyı, evrakı mıknatısla kıl çeker gibi kolayca bulurdu. Aynı manzara hem benim masada vardı, hem de Altay’ın masasında. Bu durum herhalde Dr. Küçük’ten bize miras kalmıştı.

Annesi Refiya Hanım, Dr. Fazıl Küçük ve Süheyla Küçük’ün yakın dostlarından olup, Cumhurbaşkanlığı’nda mutfakta çalışır, sakin, iyi bir hanımdı. Lefkoşa’da surlar içinde Alpaslan Sokağı’nda oturur ve evlatlarını yetiştirmek için didinip uğraşırdı.

Sevgili eşi Zerrin (Huriye) Sayıl, kızı Refiya Sayıl, oğlu Tolga Sayıl ve torunu Kaya Sayıl, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, nur içine yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Öte yandan Korsan ailesinin değerli büyüğü, merhum Ömer Korsan’ın eşi Suna Korsan, dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Evlatları Hüseyin-Yeliz Korsan, Hakan-Simten Korsan, torunu Şenel Korsan, kıymetli annelerini kaybetmenin sonsuz acısı içerisinde olduklarını ifade ettiler, tüm dost ve sevenlerine üzüntü ile duyururken, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Bu arada toplumumuzun tanınmış isimlerinden tahlil laboratuarı sahibi Hayati Nalbantoğlu’nun dün Gönyeli’de son yolculuğuna uğurlandığı tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Tülay hanım, çocukları Hale Nalbantoğlu (merhume), Şerife ve Zehra Nalbantoğlu, torunları Salih Yılmaz, Mustafa Çangar, Doğa ve Deniz Yetiner, yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Diğer yandan Girne’de sakin Şükran Tuğyay dün Karaoğlanoğlu’nda defnedildi. Ailesi ve sevenleri mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

 

İyi bir araştırmacı olan bir Altay Sayıl geçti bu diyardan

Yorumlar kapalı.