Akay Cemal

Hristodulidis biraz empati yapabilse…






Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyareti ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’le yaptığı tarihi görüşme hakkında Rum basınında neler yazıldığını bir gazeteci olarak merak etmemek elde değil. Bazı gazeteler, Erdoğan ile Miçotakis için ‘Atatürk ve Venizelos’ benzetmesi yaparken, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in beklediği olumlu sonucu bulamadığına dikkat çektiler.

Ne yani bir görüşmede Kıbrıs sorununda ilerleme mi kaydedilecekti, yoksa düğüm mü çözülecekti?

‘Fileleftheros’ gazetesi, Erdoğan’ın Atina ziyaretinden Kıbrıs sorunuyla ilgili yeni olgu ve iyimserlik iklimi ortaya çıkmadığını yazarken, ‘Politis’ gazetesi de, görüşmeyi “Yeni bir dönem için köprüler kurdular. Miçotakis ve Erdoğan, dostluk, barış ve işbirliğinin temellerini atıyor” başlıklarıyla aktardı.

Gerçek olan da bu! Kıbrıs meselesi, iki ülke arasındaki sorunlardan sadece bir tanesi… Öyle sorunlar var ki, en az Kıbrıs kadar önemli. Bunlar genel hatlarıyla irdelendi ve yakalanan olumlu havanın devam ettirilmesi ve iki ülke yararına olacak şekilde halli yoluna gidilmesi kararlaştırıldı. Bundan daha önemli ne olabilir? Bunu yıllar önce Atatürk ile Venizelos yapmıştı.

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Yunanistan’ın aynı denizi, aynı coğrafyayı, aynı iklimi, hatta birçok alanda aynı kültürü paylaşan iki komşu ülke olduğuna dikkat çekerek, “Açık söylüyorum, bizim aramızda çözülemeyecek kadar hiçbir sorun yok. Yeter ki hüsnüniyetle hareket edelim, büyük resme odaklanalım, denizi geçip derede boğulanlardan olmayalım” dedi.

Pek tabii ki, iki ülke arasındaki sorunlar dikkate alındığında, Kıbrıs meselesi bunlardan en zoru diyebiliriz. Çünkü uluslararası bir mesele haline dönüşmüş bulunuyor. Burnunu sokmayan kalmış değildir. Her ülke kendi çıkarı uğruna hesaplar yapmakta, kimileri çözüm ister gibi görünerek, arka kapıdan takoz koymaktadır. BM’nin yanı sıra, AB, zamanında, özellikle de Annan Planı referandumu döneminde yaptıklarının günahını çıkarırcasına hareket etmekte, ancak yine de Rum tarafının egemenliğinde, Türklerin de yaşayabileceği bir formülü seslendirmektedir. Ne BM’nin, ne de AB’nin Kıbrıs siyasetinde eşitlik ilkesi söz konusu değildir.

İlgili taraflar, Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Rum tarafı da bunların bilincindedir. Bunlardan dolayı adada iki tarafı da tatmin edebilecek bir çözümün bulunması, bir uzlaşmaya varılması kolay değildir. Kolay olsaydı, bunca yıl devam eden müzakere sürecinden sonuç alınabilirdi. Onun için federasyon defterini kapatmak gerek. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ifade ettiği gibi, burada iki egemen halk, iki devlet vardır. Bu devletlerin işbirliği ile yapılabilecek bir takım işler vardır. Mesela ada etrafındaki doğal kaynaklar birlikte araştırılabilir.

Rum tarafının, öncelikle bu doğal kaynaklarda Türklerin de hakkı olduğu gerçeğini kabul etmesi gerek. Yani Kıbrıslı Türklerin bu ada toprağında hakkı var da, denizinde yok mudur? İlla ki, ‘buradaki petrol ve doğal gaz benimdir’ demek, haksızlık ve ayıp değil midir? Rum tarafının, Hristodulidis’in biraz da empati yapması lazım… Her konuda Kıbrıs Türk halkını yok saymakla bir yere varılamaz, uzlaşma da sağlanamaz!

***

Teğmen Karahasan, Evin Andaç

ve Eryaşar sonsuzluğa uğurlandı

 

Girne-Çatalköy sakini, Karahasan ailesinin direği, yardımsever, iyi insan, Çatalköy Belediyesi’nin eski çalışanlarından Teğmen Karahasan dün Çatalköy’de  son yolculuğuna uğurlandı. Türm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Pembe Hanım, çocukları Susem Karahasan Yılmaz, Nurye Karahasan Çakır, kardeşleri Tangül ve Ozan Karahasan, Zalihe Yaman, annesi Kadriye Karahasan, babası İbrahim Karahasan (merhum), damatları Ali Yılmaz ve Mustafa Çakır, torunları Suat Yılmaz, Teğmen Sarper Çakır, onu her zaman kalplerinde yaşatacaklarını ifade ederek, “Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Evin Andaç ise, merhum Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanlarından, Çetinkaya’nın ünlü futbolcularından geçen yıl vefat eden Erol Kazım Andaç’ın eşiydi. Dün Lefkoşa’da toprağa verildiği tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Evlatları Kazım-Esra Andaç, Mert-Hülya Andaç, torunları Yasemin, Defne ve Evin, sevgili anne ve nenelerini kaybetmenin acısı içerisinde olduklarını ifade ettiler, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Bu arada aslen Topçuköy’lü olup, Mağusa’da ikâmet eden, Eryaşar ailesinin kıymetli büyüğü, emekli öğretmen Yaşar Eryaşar dün Gazimağusa’da defnedildi. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Pervin Hanım, çocukları Erşan-Zübeyde Eryaşar, Hüseyin-Abide Başman Eryaşar, Osman-Nazime Bengü Eryaşar, torunları Ece, Egemen, Elif, Orkan Eryaşar, can babaları ve dedelerinin yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, derin üzüntülerini dile getirdiler, nur içinde yatmasını, mekânının cennet olmasını dilediler.

Öte yandan aslen Limasol’lu olup, Alsancak’ta ikâmet eden, İnatçı ailesinin değerli ve saygın büyüğü Salih İnatçı’nın dün Alsancak’ta toprağa verildiği tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Katriye hanım, çocukları Şerife İnatçı, Havva İnatçı Akagün, damadı Kerim Akagün, annesi ve babası Aysel (merhume)-Şevki İnatçı (merhum), kardeşi Aysel Büyükbaş, “Acımız sonsuzdur. Yokluğuna asla alışamayacağız. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Diğer yandan Ziyamet köyünün sevilen isimlerinden Döndü Çelik dün kendi köyünde toprağa verildi. Ailesi ve sevenleri mekânının cennet olmasını dilediler.

Hristodulidis biraz empati yapabilse…

Yorumlar kapalı.