Akay Cemal

Holguin ile Fidan ne görüştü? Meraktan çatlıyorlar…






BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın, Ankara’da Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’la ne konuştuğu merak ediliyor. KKTC’den mi? Hayır! Rum tarafından. Görüşmeyi mercek altına aldılar, ama detayını öğrenemiyorlar. Bilgi edinebilmek için de her yönden saldırıyorlar.

Affedersiniz, ‘saldırıyorlar’ kelimesi biraz kaba oldu da, onu ‘girişimde bulunuyorlar’ diye düzeltelim. Aslında ne olursa olsun, fazla merak da iyi değildir. ‘Meraklı Melahat’ların başlarına neler geldiğini Kemal Sunal’ın filmlerinde de çok gördük.

‘Fileleftheros’ gazetesi, Rum Yönetiminin, Ankara’daki Fidan-Holguin görüşmesi hakkında bilgi almak, ya da en azından bir sonuç çıkarmak için Holguin’in ikinci tur temaslarda bulunmak üzere Mart ayı başlarında adaya gelmesini beklediğini yazdı. Rum yönetimi, Ankara görüşmesine büyük önem atfetmekle birlikte, Holguin’in kartlarını kapalı tuttuğu için bu aşamada o görüşmeden haberdar olmadığını bildirdi.

Rum Sözcü Konstantinos Letimbiotis, Fidan-Holguin görüşmesi hakkında bilgi alabilmek için BM ile temas halinde olduklarını, ancak şu ana kadar basına yansıyanlar dışında, konuşulanlarla ilgili bilgi alamadıklarını söyledi.

Bilgi alamamaktan dolayı meraktan çatlamaya hiç de gerek yok. Çünkü Ankara’da Hakan Fidan’ın yanı sıra, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’le de görüşen KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklamaları Rum yönetimine de ışık tutar mahiyette. Arkadaşımız Taha Can Gürlek’e temaslarını anlatan Ertuğruloğlu, Türkiye’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası Statü temelindeki iki devletli uzlaşı politikasına tam destek verdiğini söyledi.

Holguin’in Ankara temaslarına da değindiklerini belirten Tahsin Ertuğruloğlu, “Kıbrıs konusunda KKTC ve TC’nin pozisyonları nettir. Kişisel Temsilci resmi görüşmeleri başlatmak için iki taraf arasında ortak zemin olup olmadığına bakmakla yetkilendirilmiştir ve bu görevini altı ayı aşmayacak şekilde gerçekleştirecektir. Sayın Holguin’in bu yetki çerçevesine riayet etmesini bekliyoruz” dedi.

Ertuğruloğlu ayrıca “Bazı ülkelerin sadece kendi tek yanlı politikaları çerçevesinde yaptıkları açıklamalar bizi bağlamaz. Dıştan yazılan reçetelerle bu mesele çözülebilseydi, herhalde geçen elli yılı  aşkın süre içerisinde çözümlenirdi” şeklinde görüş belirtti.

Şimdi anlaşılıyor mu, Rum tarafının Fidan-Holguin görüşmesinde neler konuşulduğunu merak ettiğini. Çünkü onlar, bu işin anahtarının Ankara’da olduğu inancında. Dünyayı da bu güne kadar böyle kandırmaya çalıştılar. Hala ‘Ankara taviz verirse çözüme varılabilir’ düşüncesini yaymaya ve o şekilde izlenim yaratmaya devam ediyorlar. Halbuki 60 yıldır çalınan devletin nimetlerinden yararlanan Rum tarafından başkası değil ki! Zamanında Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı çözümün önünde en büyük engel olarak göstermişler ve ABD ve Batı’ya ‘uzlaşmaz’ anlamında ‘Mr. No’ diye lanse etmek için az mı uğraşmışlardı.

Halbuki tüm çözüm önerilerini reddeden Rum tarafı idi ve bunu Annan Planı referandumunda da tüm dünya kamuoyuna göstermişti. En son da Crans Montana’da!

Peki; Denktaş ‘Mr. No’ idi de, toprakta “Yüzde 29+” diye bir kâğıdın üzerine yazıp verdiğinde Kiprianu niye kabul etmemişti? Bunları niye açıklamıyorlar ve Holguin’in bilgisine getirmiyorlar? Denktaş ‘Mr. No’ idiyse, sonra gelenler Talat, Eroğlu, Akıncı döneminde niye çözüme yanaşmadılar? Çünkü başkalarına güvendiler, AB’yi arkalarına aldılar, Türklerle eşit ortaklığa ve yetki paylaşımına yanaşmadılar. Ve Tahsin Ertuğruloğlu’nun dediği gibi, dıştan yazılan reçetelerle bu mesele çözülebilseydi, geçen 50 yılı aşkın süre içinde çözümlenirdi.

***

Ahmet Taşcı Dikmen’de

son yolculuğuna uğurlandı

 

Dikmen’in sevilen simalarından, iyi insan Ahmet Taşcı’nın dün Dikmen’de son yolculuğuna uğurlandığı tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Sevgili eşi Yadigar Hanım, evlatları Yusuf, Bozan, Mahmut, Esma, Derya, Filiz, Ayşe, Hatice, İslim ve Hafure Taşcı, torunları Murat, Erkan, Ergün, Mustafa, Tamay, Mustafa, Ahmet, Ada, Gamze, Nehirsu, Pınar, Fırat ve Reyhan, acısına ve yokluğuna asla alışamayacaklarını ifade ederek, “Acımız sonsuzdur. Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun” dediler.

Holguin ile Fidan ne görüştü? Meraktan çatlıyorlar…

Yorumlar kapalı.