Akay Cemal

Güvenlik Konseyi, Holguin’e yardımcı olmak istiyorsa…





BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar, sivil toplum kuruluşlarından, özel sektörden birçok kişiyle, gençlerle bir araya geldiğini belirterek, “Herkes ilerlemek istiyor ve artık bir şeyler yapmak liderlerin sorumluluğunda. Umarım insanları dinleyebilirler.” dedi. Kolombiyalı diplomat “artık sorumluluk liderlerdedir.” diye de ekledi.

Meşhur bir hikâyedir, evinde yapılan hırsızlıkla ilgili olarak, ev sahibini yeterli güvenlik tedbirini almamakla suçlayanlara, ev sahibi artık dayanamaz ve “Hırsızın hiç mi suçu yok” diye sorar. Kıbrıs meselesinin bu boyuta ulaşması ve çıkmaza girmesinde BM’nin, AB’nin hiç mi suçu yoktur?

Her neyse; Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bunca temaslardan sonra, Holguin’den adil olmasını, gerçekçi bir rapor yazmasını istedi. Bu mümkün mü? Genelde Genel Sekreterler, Özel Temsilciler ve Kıbrıs’la ilgili diğer yetkililer de, gerçekleri emekli olduktan sonra açıklar ve Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlıkları o zaman dile getirirler. Görevde oldukları süre içinde dile getirmekten kaçınırlar.

Holguin, Tatar ve Hristodulidis dışında çeşitli çevrelerle yaptığı temaslarda elde ettiği izlenimlerinden yola çıkarak, liderler üzerinde baskı unsuru yaratılmasından söz ediyor. Ancak her sivil toplum örgütü aynı görüşte değil ki! Nitekim Cumhurbaşkanı Tatar, ‘meseleyi başka yerlere çekip, liderleri buluşturalım, liderlerle bir diyalog oluşturalım’ şeklindeki baskılara asla müsaade etmeyeceğini söyledi. “Masaya oturmak bir şeyi çözmez, esas olan zihniyetin değişmesidir.” dedi.

Tatar, görüşmede ayrıca Holguin’e Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesiyle ancak müzakere masasına geçilebileceği yönündeki tutumunu bir kez daha ifade ettiğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da, müzakerelerin yeniden başlamasının egemen eşitliğin kabul edilmesiyle mümkün olduğunu söyledi, “Güvenlik Konseyi üyelerinden beklentimiz, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını teslim etmeleridir.” dedi.

Elli yıldır barışın hüküm sürdüğü bu adada, adil, gerçekçi, sürdürülebilir ve hakça bir çözüm arayışında BM samimi ise, Kıbrıs Türk halkı üzerinde değil, Güvenlik Konseyi üyeleri üzerinde baskı oluşturmalıdır. Çünkü çözümün önünü tıkayan 186 sayılı 4 Mart 1964 tarihi karardır. Söz konusu kararla ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki ortağından birine devlet statüsü tanınırken, diğer ortak olan Kıbrıs Türk tarafı maalesef dışlanmış ve boşlukta bırakılmıştı. O tarihten bu yana Kıbrıs Türk halkının uğradığı haksızlıklar kelimelerle izah edilemez.

En büyük yanlışlık işte o tarihten başlamış, çözümün önü çelik duvarlarla kapatıldığı gibi, dikenli tel örgülerle de donatılmıştı. Bu yüzden Rum tarafı, kendisine Güvenlik Konseyi tarafından lütfedilen ‘devlet’ unvanını tepe tepe kullanmış, kullanmaya da devam etmektedir. Bu nedenden dolayıdır ki, 1968’den beri süregelen müzakere sürecinden bir sonuç çıkmamış, Rum tarafı, Güvenlik Konseyi’nin bahşettiği unvanı koz olarak kullanmış, Türk tarafının tüm iyi niyetine rağmen, Annan Planı’na bile evet demekten imtina etmiştir.

Holguin bu gerçekleri korkusuzca ve kimseden çekinmeden raporunda dile getirebilirse, dünya da Hanya’yı, Konya’yı anlar, sorunun niye bunca yıl sürüncemede kaldığına dair fikir sahibi olabilir. Ancak yazılacak olan raporda hem nalına, hem mıhına vurulacak olunursa, birilerini gücendirmemeye özen gösterilecekse, yine bunca çabaya yazık ve amaca da hizmet edilmemiş olunur.

***

Yeniboğaziçi’nin çınarlarından

Edin, köyünde toprağa verildi

 

Yeniboğaziçi’nin çınarlarından, 1937 doğumlu Fatma Tevfik Edin’in dün Yeniboğaziçi’nde toprağa verildiği tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyuruldu. Sevgili eşi Tevfik Hüseyin Edin, oğulları ve gelinleri Mehmet-Rebiya Edin ile Hüseyin-Tülay Edin, Sevim Edin Selma Holmes, kızları ve damatları Hayriye-Nevzat Karatuna, Neşe Edin-Ömer Yıldız, Pembe Edin-Mustafa Koyutürk, torun ve torun çocukları, “Her zaman kalbimizde yaşayacak. Acımız sonsuzdur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

Bu arada aslen Tirmen köyünden olup, bir süreden beri Çatalköy’de ikamet eden Latife Bayandursun (Öztürk) önceki gün Tirmen’de toprağa verildi. Ailesi ve sevenleri, mekânının cennet olmasını dilediler. Alayköy’ün sevilen isimlerinden Gülten Özkan da önceki gün Alayköy’de defnedildi. Ailesi ve sevenleri nur içinde yatmasını dilediler.

Güvenlik Konseyi, Holguin’e yardımcı olmak istiyorsa…

Yorumlar kapalı.